Jeffrey Epstein dosyalarının yeniden gündeme gelmesi, Arap dünyasında son yılların en sert diplomatik tartışmalarından birine dönüştü. ABD’de açığa çıkan yüzbinlerce sayfalık belge, Epstein’ın yalnızca Batı’daki elitlerle değil, Orta Doğu’nun güçlü isimleriyle de temas kurduğunu ortaya koyuyor. Bu temaslar, hem diplomatik yazışmalar hem de dikkat çeken kişisel mesajlarla birleşince, bölgede yeni bir siyasi ve toplumsal tartışmanın kapılarını araladı.

Diplomat Hind Al-Owais’in Epstein Yazışmaları Tartışmaları Alevlendirdi
Son sızıntıların merkezinde yer alan isimlerden biri, Birleşik Arap Emirlikleri’nin üst düzey diplomatlarından Hind Al-Owais oldu. Belgelerde, 2011 ile 2012 yılları arasında Al-Owais’in Epstein’la sık ve dikkat çekici bir iletişim yürüttüğü görülüyor. Yazışmalarda Epstein’ın Al-Owais ve kız kardeşiyle daha fazla vakit geçirmek istediğini belirten ifadeler, görüşme organizasyonları ve sosyal çevreye dair notlar bulunuyor. Bu temaslardan birkaç yıl sonra Al-Owais’in Birleşmiş Milletler’de üst düzey bir göreve atanmış olması bugün Arap kamuoyunda sıkça sorgulanan bir detay hâline geldi. İletişimin niteliğine ilişkin resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, belgelerin ortaya çıkmasıyla birlikte atamalara dair tartışmalar yeniden canlandı.

DP World CEO’su ile Yıllara Yayılan Mesajlar Tepkileri Derinleştirdi
Epstein dosyalarında öne çıkan bir diğer bağlantı ise BAE’nin en güçlü şirketlerinden DP World’ün CEO’su Sultan Ahmed bin Sulayem’e ait yazışmalar oldu. Belgeler, Sulayem ile Epstein arasında 2009’dan 2017’ye kadar süren bir iletişimi işaret ediyor. Bu yazışmalarda iş dünyasına yönelik değerlendirmelerden sosyal çevreye dair paylaşımlara, hatta zaman zaman cinsel içerikli mesajlara kadar uzanan bir içerik yelpazesi yer alıyor. Epstein’ın iş çevreleriyle kurduğu bağların bu kadar üst seviyeye çıkmış olması, Arap dünyasında hem şaşkınlık hem de tepkilere yol açtı. DP World gibi küresel ölçekte stratejik bir şirketin CEO’sunun bu tür mesajlarda yer alması, tartışmanın dozunu daha da artırdı.

Sızıntılar Epstein’ın Orta Doğu’da ‘Aracı Rolü’ Üstlendiğini Gösteriyor
Belgelerde yalnızca kişisel ilişkiler değil, diplomatik arka planı ilgilendiren bazı iddialar da öne çıkıyor. Epstein’ın zaman zaman Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail arasında yatırım, güvenlik ve diplomatik temaslarda gayri resmi bir “aracı” rolü üstlendiğine dair işaretler, sızan notlarda yer alıyor. Bu iddialar doğrudan kanıt niteliği taşımamakla birlikte, Epstein’ın sadece sosyal bir figür değil, bölgedeki çeşitli güç odakları arasında iletişimi kolaylaştıran bir aktör olduğuna dair yorumları artırdı. Bu durum, hem Washington hem Tel Aviv hem de Körfez başkentlerinde yankı uyandırmaya devam ediyor.

Kâbe Örtüsünün Parçalarının Epstein’a Gönderilmesi Büyük Tepki Çekti
Sızıntıların en çarpıcı ve tepki çeken bölümlerinden biri, 2017 yılında Epstein’a Kâbe’nin Kisve-i Şerifi’nden üç parça gönderildiğini gösteren yazışmalar oldu. Arap dünyasında kutsal kabul edilen bu örtünün bir skandalın merkezindeki bir isme gönderilmiş olması, sosyal medyada büyük infial yarattı. Gönderinin kim tarafından organize edildiği henüz kesinlik kazanmış değil; ancak bu detay Epstein bağlantılarının yalnızca politik ve sosyal değil, kültürel ve dini alanlara da uzandığını göstermesi bakımından dikkat çekici bulundu. Bölgedeki birçok yorumcu, bu yazışmaların Arap toplumunda “kutsala saygısızlık” olarak yansıdığını belirtiyor.

Skandalın Etkisi Avrupa’ya Sıçradı: Diplomasi Dünyasında Art Arda İstifalar
Epstein dosyalarının Arap dünyasında yarattığı etki aslında küresel bir tablonun parçası. Sızıntıların kamuoyuna yansımasının ardından Avrupa’da da önemli isimler koltuklarını kaybetmeye başladı. Fransa’da eski Kültür Bakanı Jack Lang, belgelerde adının geçmesi üzerine Paris’teki Arap Dünyası Enstitüsü başkanlığından istifa etti. Lang’ın Epstein ile finansal temaslarının sorgulanması, Fransa’da tartışmayı siyasi bir boyuta taşıdı. Norveç’in Ürdün Büyükelçisi Mona Juul’un dosyalarda isminin geçmesi nedeniyle görevinden ayrılması, skandalın yalnızca Batı’da değil Orta Doğu görevlerinde yer alan diplomatları da etkilediğini gösterdi. İngiltere’de ise Prens Andrew hakkında 2010 yılında BAE’ye yapılan bir devlet ziyareti sırasında Epstein adına “referanslarda bulunduğu” iddiası tekrar gündeme taşındı.

Küresel Tartışmalar Büyüyor ve Dosya Kapanmaya Niyetli Değil
Epstein dosyaları, yalnızca suç bağlantıları veya kişisel yazışmaların ötesine geçmiş durumda. Dünya genelinde siyasetin, diplomasinin ve elit ilişkilerin karanlık noktalarına ışık tutan bu belgeler, özellikle Arap dünyasında uzun süre konuşulacak gibi görünüyor. Bölgedeki uzmanlar, sızıntıların yeni atamaları, siyasi ilişkileri ve bazı kurumların itibarını doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Belgelerdeki detaylar henüz tamamen çözümlenmiş değil; ancak ortaya çıkan her yeni bilgi, Epstein’ın küresel ağının sanılandan çok daha derin olduğunu gösteriyor.



