Türkiye siyasetinin son yıllardaki en çarpıcı yargı dosyalarından biri olan sahte diploma davası, bugün yeni bir dönemece girdi. Görevinden uzaklaştırılan ve tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, hakkında istenen 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasının temelini oluşturan suçlamalar nedeniyle dördüncü kez hâkim karşısına çıktı. Silivri’deki duruşma salonunda yoğun katılım ve yüksek tansiyon dikkat çekti.

Diploma İptali Tartışmaları Siyasi Gündemin Merkezinde
Davanın fitilini, İmamoğlu’nun lisans eğitimiyle ilgili yıllar önceki bir inceleme ateşledi. Soruşturmanın temelinde, İmamoğlu’nun 1990’lı yıllarda Kuzey Kıbrıs’tan Türkiye’ye yaptığı yatay geçiş sürecinde usulsüzlük yapıldığı iddiası yer alıyor. Buna dayanarak İstanbul Üniversitesi diplomasını iptal etmiş, bu karar hem hukuki hem siyasi açıdan dalga etkisi yaratmıştı.
Savcılık, YÖK raporları ve geçmiş döneme ait akademik kayıtları inceleyerek İmamoğlu’nun geçiş yaptığı KKTC üniversitesinin o yıllarda denkliğinin tartışmalı olduğunu, bazı başvuru evraklarının uygun olmayan şekilde işlendiğini ileri sürdü. Bu gerekçeler, “zincirleme resmi belgede sahtecilik” suçlamasının dayanak noktasını oluşturuyor.

Mahkemede Yoğun Savunma ve Siyasi Mesajlar
Duruşmada söz alan İmamoğlu, hakkındaki suçlamaları bir kez daha reddetti. Savunmasında, eğitim geçmişiyle ilgili tüm belgelerin yasalara uygun şekilde düzenlendiğini, ortada “sahte bir belge” değil, geçmişe dönük tartışmalı bir idari yorum olduğunu vurguladı.
İmamoğlu ayrıca yargı sürecinin hızlandırılması ve diploma iptal kararının gerekçesi hakkında çeşitli çelişkiler bulunduğunu belirterek, sürecin “siyasi baskı” içerdiğini dile getirdi. Salondaki CHP milletvekilleri, belediye başkanları ve vatandaşların yoğun ilgisi, duruşmanın atmosferine yansıdı.

İdari Mahkemenin Red Kararı Süreci Değiştirdi
Diploma iptali sonrasında İmamoğlu’nun avukatları idare mahkemesine başvurarak kararın iptalini talep etmişti. Ancak bu dava kısa süre önce reddedilince, ceza davası açısından beklenen “kilit dosya” sonuçlanmış oldu. Mahkeme, önceki duruşmalarda idare yargısının sonucunun beklenmesine hükmetmişti. Şimdi ise sahtecilik davasında savcının kapsamlı mütalaa sunması bekleniyor.

Olası Sonucun Siyasi Etkisi Çok Büyük
Dava yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi etkileri nedeniyle de yakından takip ediliyor. İmamoğlu’nun aldığı her karar, yaptığı her açıklama ve dosyanın seyri, 2028 seçim süreci açısından kritik önemde görülüyor. Bir yanda diploma iptaliyle tartışmalar derinleşirken diğer yanda hapis cezası ihtimali, siyasi dengeleri ciddi şekilde etkileyebilecek bir senaryo oluşturuyor.

Duruşma Salonundan İlk İzlenimler
Bugünkü duruşmada yargılamanın genişletilmesi talep edildi, savcının mütalaasının ise bir sonraki oturumda sunulabileceği değerlendiriliyor. İmamoğlu’nun avukatları, hem geçiş sürecinde hem diploma tarihinde hem de üniversite işlemlerinde “hiçbir sahtecilik bulunmadığını” vurgularken; savcılık makamı, evrak zincirinde “kasıt” olduğuna ilişkin görüşünü koruyor.
Kamuoyunda Derin Bir Bölünme
Dava süreci, toplumda da yoğun bir ayrışma oluşturmuş durumda. Bir kesim, diploma iptalinin teknik bir idari işlem olduğunu ve ceza davasına konu olamayacağını savunuyor. Diğer kesim ise belgelerdeki olası çelişkilerin mutlaka yargı önünde açıklığa kavuşması gerektiğini düşünüyor.
Kamuoyunun gözünü çevirdiği davada mahkemenin alacağı karar, hem İmamoğlu’nun siyasi geleceğini hem de Türkiye’nin yargı-siyaset tartışmalarını uzun süre meşgul edecek gibi görünüyor.



