ABD ile İran arasında uzun süredir beklenen nükleer müzakereler, küresel tansiyonun yükseldiği bir dönemde Cenevre’de yeniden başlatıldı. Taraflar aynı masaya oturmuş değil; süreç, bölgesel diplomasinin en deneyimli arabulucularından Umman üzerinden yürütülen dolaylı bir trafikle işliyor. Diplomasi kaynakları, görüşmelerin bu formatta yapılmasının hem temasları kolaylaştırdığını hem de politik riskleri azalttığını aktarıyor.

Heyetlerin Ağırlığı ve Mesajları
ABD heyeti, Başkan Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ile Orta Doğu dosyasında yıllardır etkili bir isim olan Jared Kushner tarafından temsil ediliyor. İran tarafının başında ise ülkenin nükleer diplomasi tarihinde kritik roller üstlenen Abbas Arakçi bulunuyor. Heyetlerin bu profili, görüşmelerin hem siyasi hem teknik ağırlığını belirleyen önemli bir işaret olarak değerlendiriliyor.

Nükleer Dosyanın Teknik Arka Planı
Görüşmelerin başlamasından hemen önce İran heyeti, nükleer dosyanın teknik durumunu ele almak üzere Rafael Grossi ile geniş kapsamlı bir toplantı gerçekleştirdi. Ajans’ın denetim mekanizmaları, İran’ın uranyum zenginleştirme kapasitesi, tesis izleme süreçleri ve doğrulama zamanlamaları masaya yatırıldı. Diplomatik çevreler, bu teknik temasların Cenevre’deki siyasi görüşmelerin yol haritasını etkileyen en kritik hazırlık olduğunu belirtiyor.

Müzakerelerin Kalbindeki Çatışma Noktaları
Müzakerelerin ağırlık noktasını İran’ın uranyum zenginleştirme seviyesi oluşturuyor. Washington, Tahran’ın mevcut zenginleştirme oranlarını durdurmasını ve geriye çekmesini istiyor. İran ise bunu bir “ulusal güvenlik alanına müdahale” olarak değerlendiriyor. Aynı zamanda yaptırımların kaldırılması konusunda daha net ve bağlayıcı adımlar talep ediyor.
ABD’nin balistik füze programı ve bölgesel milis yapılanmalarını da masaya getirmek istediği yönündeki iddialar, İran tarafında ayrı bir tepki yaratıyor. Tahran bu başlıkları “müzakere dışı” kategorisinde tutmaya devam ediyor.
Diplomasi Devam Ederken Sahada Artan Askeri Hareketlilik
Cenevre görüşmeleri sürerken bölgede dikkat çeken bir askeri hareketlilik yaşanıyor. ABD, Orta Doğu’ya ikinci bir uçak gemisi grubunu göndererek bölgedeki varlığını belirgin şekilde artırdı. Bu adım, diplomasiye destek olarak yorumlansa da İran tarafından baskı kurma girişimi olarak görülüyor.
İran’ın yanıtı gecikmedi. Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirilen geniş çaplı tatbikatlarla Tahran, “hazır ve kararlı” mesajı verdi. Tatbikatlarda kullanılan senaryoların nükleer görüşmelerin gidişatına paralel biçimde sertleştiği belirtiliyor. Askeri uzmanlar, sahadaki bu hareketliliğin masadaki atmosferi baskıladığını ifade ediyor.
Küresel Enerji ve Ekonomi Cephesindeki Yansımalar
Cenevre’deki her adımın petrol fiyatlarında dalgalanmaya yol açtığı görülüyor. Asya piyasaları, diplomasi trafiğinin sonucuna göre temkinli bir seyir izliyor. Enerji yatırımcıları, müzakerelerin başarılı olması hâlinde piyasalarda istikrarın güçlenmesini; aksi durumda ise sert fiyat artışlarının yaşanabileceğini değerlendiriyor.

Sürecin Zorluğu ve Beklentilere Dair Belirsizlik
Görüşmelerin ilk günlerinde somut bir uzlaşma açıklanmadı. Ancak hem ABD hem İran tarafı mevcut turu sürecin geleceği için “kritik eşik” olarak tanımlıyor. Diplomasi çevreleri, bu turun iki yönlü ihtimal taşıdığını belirtiyor: Ya yeni bir ivme yaratacak ya da taraflar arasındaki boşluğu daha da görünür kılacak.
Dolaylı formatta yürütülen müzakereler, tansiyonu kontrol altında tutsa da uzlaşma için tarafların siyasi iradesi kadar sahadaki gerilimin de dikkatle yönetilmesini gerektiriyor.
Gözler Yeniden Cenevre’de
Tüm bu atmosfer içinde dünya, Cenevre’deki her yeni açıklamaya kulak kesilmiş durumda. Çünkü bu müzakereler yalnızca iki ülke arasındaki diplomatik bir süreç değil; aynı zamanda bölgesel güç dengeleri, enerji politikaları ve uluslararası güvenlik için belirleyici bir dönüm noktası olarak görülüyor.



