Uluslararası gökbilimciler, 2024 YR4 adı verilen ve bazı uzmanlar tarafından “şehir yıkıcısı” olarak nitelendirilen asteroiti incelemek için James Webb Uzay Teleskobu’nu (JWST) acil gözlem moduna aldı. Bu olağanüstü gözlem, gök cisminin özelliklerini ve yörüngesini daha kesin biçimde belirlemek amacıyla gerçekleştirildi.

NASA’nın yayımladığı verilere göre 2024 YR4’ün çapı yaklaşık 53 ila 67 metre arasında ölçüldü. Bu, önceki tahminlerden biraz daha büyük bir boyuta işaret ediyor. JWST’nin kızılötesi sensörleriyle yapılan gözlemler, asteroidin yüzey sıcaklığının beklenenden düşük olduğunu gösterdi. Bu durum, gök cisminin yüzeyinin yoğun kayalardan oluştuğu ve ısıyı düşük oranda yansıttığı anlamına geliyor.
Asteroitin Dünya’ya çarpma olasılığı artık sıfır olarak değerlendiriliyor. Ancak araştırmacılar, 2032 yılı civarında gerçekleşmesi beklenen yakın geçiş sırasında Ay’a çarpma ihtimalinin yüzde 3,8 civarında olduğunu belirtiyor. Bu senaryo gerçekleşirse, Ay yüzeyinde yeni ve büyük bir kraterin oluşması mümkün. Böyle bir olay, hem Ay jeolojisi hem de çarpma dinamikleri açısından eşsiz bir bilimsel fırsat sağlayabilir.

James Webb Teleskobu’nun 26 Mart 2025’te yaptığı gözlemler, yaklaşık beş saat sürdü. Bu süre zarfında asteroidin kendi ekseni etrafındaki dönüşü ve yansıttığı ısıl ışınım ayrıntılı biçimde incelendi. Bu veriler, gök cisminin şekli, dönme hızı ve bileşimi hakkında önemli bilgiler sunuyor. Mayıs 2025’te yapılması planlanan ikinci gözlemle birlikte, 2024 YR4’ün yörüngesi ve fiziksel yapısı çok daha kesin biçimde tanımlanabilecek.
Bilim insanlarına göre, 2024 YR4’ün Dünya için bir tehdit oluşturmaması sevindirici olsa da, bu tür gözlemler gelecekte potansiyel tehlike arz eden asteroitleri erken tespit etmek açısından büyük önem taşıyor. Uzay ajansları, JWST gibi ileri teknoloji teleskopların yardımıyla hem Dünya’yı hem de çevresindeki gök cisimlerini daha yakından izleyerek olası çarpışma senaryolarına karşı hazırlık yapmayı hedefliyor.

Bu çalışma, James Webb Teleskobu’nun yalnızca uzak galaksileri değil, Dünya’ya görece yakın tehlike oluşturabilecek nesneleri de gözlemleyebilme kapasitesini göstermesi bakımından dikkat çekici bir örnek olarak değerlendiriliyor.



