İran İslam Cumhuriyeti’nde 37 yıllık bir dönemin ardından koltuk el değiştirdi ama soyadı aynı kaldı. ABD ve İsrail’in hava saldırılarıyla sarsılan Tahran’da, 88 üyeli Uzmanlar Meclisi “ezici bir çoğunlukla” Ali Hamaney’in ikinci oğlu Mücteba Hamaney’i yeni lider olarak belirledi. Bu hamle, savaşın ortasındaki ülkede rejim sürekliliğini sağlamak adına atılmış en kritik adım olarak görülüyor.

Savaşın Gölgesinde Olağanüstü Seçim
Olağanüstü oturum, saldırıların devam ettiği bir atmosferde yapıldı. Uzmanlar Meclisi, “titiz ve yoğun bir değerlendirme” sürecinin ardından Mücteba Hamaney isminde karar kıldı. Seçimin hemen ardından İran Devrim Muhafızları (DMO), Ordu ve Genelkurmay Başkanlığı yeni lidere tam bağlılıklarını bildirdi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da tebrik mesajında, ülkenin içinden geçtiği zorlu süreçte “hikmetli liderliğe” vurgu yaptı.

Tartışmaların Odağındaki İsim: “Ayetullah” mı, “Hocetülislam” mı?
Mücteba Hamaney’in liderliği beraberinde iki büyük tartışmayı getirdi. Birincisi, İran’ın devrimle yıktığı “hanedanlık” (babadan oğula geçiş) sistemine fiilen geri dönüp dönmediği. İkincisi ise dini rütbesi. Şii teokrasisinde liderin üst düzey bir din alimi (Ayetullah) olması beklenirken, Mücteba’nın orta düzey bir din adamı (Hocetülislam) olması kafalarda soru işareti yarattı. Ancak rejim, “Ayetullah Seyyid Mücteba” unvanını kullanarak bu tartışmayı hızlıca kapatmaya çalışıyor.

Sahada İlk Hamle: “Doğru Vaat-4” Operasyonu
Mücteba Hamaney, koltuğa oturur oturmaz “savaş lideri” imajını pekiştirdi. Seçim ilanıyla eş zamanlı olarak, ABD ve İsrail üslerine yönelik füze ve İHA’ların kullanıldığı geniş kapsamlı bir operasyon başlatıldı. Bu durum, yeni liderin babasından devraldığı “Batı karşıtı” çizgiyi, askeri kanatla olan sıkı bağları sayesinde çok daha sert bir boyuta taşıyacağının ilk somut kanıtı oldu.



