Türkiye sabaha beyaz et sektörüne yönelik operasyon haberiyle uyandı. Sektörün önde gelen isimlerinin gözaltına alınması kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, kulislerde konuşulanlar operasyonun yalnızca bugüne ait olmadığı yönünde. Resmi açıklamalara göre İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinasyonunda yürütülen soruşturmada, serbest rekabet ortamını ihlal ederek fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen 32 şüpheli hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulandı; 13 şirkete de denetim kayyımı atandı. Ancak dosyanın perde arkasına ilişkin yorumlar bunun yalnızca bir adli işlem değil, uzun süredir biriken gerilimlerin yeni halkası olabileceğine işaret ediyor.
Operasyonun resmi gerekçesi ne olarak açıklandı?
Resmi çerçevede dosyanın merkezinde rekabet ihlali iddiası bulunuyor. Akın Gürlek TRT Haber’in aktardığı resmi açıklamada, soruşturmanın beyaz et sektöründe serbest rekabet ortamını ihlal ederek fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen eylemlere odaklandığı belirtildi. Rekabet Kurumu’nun geçmiş açıklamaları da sektörde ileri tarihli fiyat listeleri ve rekabete hassas bilgi değişimi gibi başlıklarda daha önce inceleme ve yaptırım uygulandığını gösteriyor. 2024’te soruşturma açılmış, 2025’te ise 13 firmaya toplam 3,7 milyar lira idari para cezası verilmişti. Bu tablo, bugünkü operasyonun tamamen boş bir zeminde ortaya çıkmadığını düşündürüyor.

Kulislerde konuşulanlara göre süreç ne zaman başladı?
Kulislerde konuşulanlara göre sektörle devlet arasındaki tansiyon yeni değil. Sektör kaynaklarının iddiasına göre yaklaşık bir yıl önce sektör temsilcileriyle fiyat hareketleri ve iç piyasa dengesi konusunda temaslar kuruldu. Bu iddialar henüz resmi makamlar tarafından ayrıntılı biçimde doğrulanmış değil. Ancak Ticaret Bakanlığı’nın 30 Nisan 2024 tarihli açıklaması, tavuk eti satışlarındaki fiyat artışlarının denetlendiğini, 16 üretici firmada inceleme yapıldığını ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından 8 firmaya idari para cezası verildiğini açıkça gösteriyor. Bu resmi veri, en azından devletin sektördeki fiyat davranışlarını bir süredir yakından izlediğini ortaya koyuyor.
Ramazan öncesi fiyatlar için perde arkasında bir telkin mi vardı?
Bu başlık şu an dosyanın en çok konuşulan ama en az doğrulanmış kısmı. Sektör kaynaklarının iddiasına göre özellikle Ramazan öncesinde fiyat artışlarının sınırlı tutulması yönünde telkinlerde bulunuldu. Kamuoyuna yansıyan iddialara göre bazı büyük oyuncuların bu çağrıya rağmen fiyat artışlarını sürdürdüğü öne sürülüyor. Bu iddialar resmi belgelerle teyit edilmiş değil; ancak Anadolu Ajansı’nın 9 Şubat 2026 tarihli haberinde Ticaret Bakanlığı’nın tavuk ihracatını durdurma kararının o günün ekonomi gündeminde yer aldığı görülüyor. Bu da kamu otoritesinin fiyat ve arz güvenliği ekseninde sektöre yönelik reflekslerinin 2026 başında da sürdüğünü düşündürüyor. Operasyonun gerekçesine ilişkin farklı değerlendirmeler tam da bu noktada devreye giriyor.
İhracat kısıtlamaları ve üretim tartışması bu dosyaya nasıl bağlanıyor?
Resmi kayıtlarda tavuk eti ihracatına yönelik sınırlama ve takip adımları görülüyor. Ticaret Bakanlığı 2024’te kanatlı et ihracatını sınırlandırmaya yönelik tedbir açıkladı; 2025’te de tavuk eti gibi ürünlerde arz güvenliği ve tüketici refahı amacıyla benzer dış ticaret düzenlemelerinin uygulandığını yine resmi açıklamalarında hatırlattı. Kulislerde konuşulanlara göre sektörün bu kararlara üretim kapasitesini aşağı çekerek karşılık verdiği öne sürülüyor. Ancak bu iddia da şu an için resmi makamlarca doğrulanmış değil. Yine de bir yanda fiyatları baskılamaya çalışan kamu otoritesi, diğer yanda maliyet ve ihracat dengesini gözeten üretici yaklaşımı olduğuna dair tartışma, dosyanın salt adli olmaktan çıkıp ekonomik bir güç mücadelesi gibi okunmasına yol açıyor.

Rekabet Kurumu’nun geçmiş dosyaları bugünkü operasyon için ne söylüyor?
Rekabet Kurumu’nun beyaz et sektörüne ilişkin geçmiş dosyaları bu soruşturmanın tesadüfi olmadığını gösteren en somut alanlardan biri. Kurum, 25 Ocak 2024’te sektör hakkında soruşturma açtı. 29 Mayıs 2024’te bazı firmalar uzlaşma kapsamında ihlali kabul ederek toplam yaklaşık 1,2 milyar lira ceza aldı. 27 Eylül 2025’te ise soruşturma 13 firmaya 3,7 milyar lira idari para cezası ve sektörel düzenlemeyle sonuçlandı. Rekabet Kurumu ayrıca ileri tarihli fiyat listesi uygulamalarına son verildiğini duyurdu. Bu resmi geçmiş, bugün yürüyen operasyonun yalnızca “ani bir baskın” değil, devletin sektördeki fiyatlama ve koordinasyon iddialarını uzun süredir dosyaladığı bir sürecin devamı olabileceği yorumlarını güçlendiriyor.
Şimdi asıl soru rekabet soruşturması mı, sofradaki fiyatların hesabı mı?
Şu an için kesin olan tek şey, soruşturmanın resmî olarak rekabet ihlali ve tüketici aleyhine fiyat yönlendirmesi şüphesiyle yürüdüğü. Bunun ötesindeki “bir yıllık gerilim”, “telkinler”, “üretimi kısma tepkisi” ve “şirketler arası koordineli fiyat politikası” gibi başlıklar ise kulis bilgisi ve sektör iddiası düzeyinde. İddialar henüz resmi makamlar tarafından tüm ayrıntılarıyla doğrulanmış değil. Dosyanın detayları netleştikçe tablonun daha da belirginleşmesi bekleniyor. Şimdi asıl soru rekabet soruşturması mı, sofradaki fiyatların hesabı mı?



