Aylardır süren, küresel ekonomiyi derinden sarsan ve Ortadoğu’yu büyük bir krizin eşiğine getiren İran ve ABD savaşı, tarihi bir mutabakatla sona eriyor. Pakistan’ın yoğun arabuluculuğunda yürütülen diplomatik çabalar sonuç verdi ve Washington ile Tahran yönetimleri, 14 maddelik bir Mutabakat Zaptı (MoU) üzerinde nihai anlaşmaya vardı. ABD Başkanı ve İranlı yetkililer tarafından doğrulanan anlaşma, bölgesel savaşın da fitilini çekmeyi hedefliyor.

Pakistan Başbakanı’ndan Türkiye’ye Özel Parantez
Sürecin başmimarı olan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, anlaşmanın sağlandığını duyurduğu tarihi basın toplantısında, diplomatik trafiğin perde arkasına değinirken Türkiye için özel bir parantez açtı. Şerif, Ankara’nın süreçteki hayati rolüne ve arabuluculuk desteğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu zorlu müzakere sürecinde, bölgesel barışın teminatı olan değerli kardeşimiz Türkiye’nin arka kapı diplomasisindeki sarsılmaz desteğini asla unutamayız. Türkiye’nin hem Washington hem de Tahran nezdindeki eşsiz diplomatik ağırlığı, itidalli duruşu ve stratejik aklı olmasaydı, o masayı kurmak ve tarafları bir araya getirmek çok daha zor, belki de imkânsız olurdu.”
Şerif’in bu vurgusu, Ankara’nın krizin başından bu yana bölge ülkeleriyle koordineli olarak yürüttüğü mekik diplomasisinin önemini uluslararası arenada bir kez daha tescillemiş oldu.
Anlaşmanın Diplomatik Detayları
Tarafların uzlaştığı ve önümüzdeki günlerde resmi olarak imzalanması beklenen taslak metnin en kritik diplomatik ayakları şu şekilde sıralanıyor:
Hürmüz Boğazı’nın Yeniden Açılması: Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birinin güzergahı olan Hürmüz Boğazı, kesintisiz ve “ücretsiz” bir şekilde uluslararası sivil deniz trafiğine yeniden açılıyor.
ABD Deniz Ablukasının Kaldırılması: Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle eş zamanlı olarak, ABD’nin İran limanlarına ve kıyılarına uyguladığı askeri deniz ablukası derhal sonlandırılacak.
Tüm Cephelerde Kalıcı Ateşkes: Sadece İran topraklarındaki çatışmalar değil; İsrail, Lübnan (Hizbullah) ve diğer bağlantılı bölgelerdeki askeri operasyonlar kalıcı olarak durdurulacak. ABD, bölgeye ek asker sevkiyatı yapmayacağını taahhüt ediyor.
60 Günlük Kritik Nükleer Müzakere Penceresi: Ateşkesin sağlanmasının ardından taraflar; İran’ın nükleer programının sınırlandırılması, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin durdurulması ve uluslararası yaptırımların aşamalı olarak kaldırılması konularını çözmek üzere 60 günlük yoğun bir müzakere sürecine başlayacak.

Anlaşmanın Küresel ve Bölgesel Yankıları
100 günü aşkın süredir devam eden ve enerji piyasalarını altüst eden savaşın sona ermesi, dünya genelinde büyük bir memnuniyetle karşılandı:
1. Küresel Ekonomiye “Hürmüz” Nefesi:
Çatışmalar nedeniyle adeta kilitlenen enerji koridorlarının açılması haberi, küresel piyasalarda anında pozitif yankı buldu. Petrol fiyatlarındaki savaş risk priminin düşmesi ve tedarik zinciri endişelerinin azalması bekleniyor.
2. Birleşmiş Milletler’den Tam Destek:
BM Genel Sekreteri António Guterres, mutabakatı “çatışmayı sona erdirmeye yönelik kritik bir adım” olarak nitelendirdi. Guterres, Pakistan ve Türkiye başta olmak üzere arabulucu ülkelere teşekkür ederek, BM’nin kalıcı barış için taraflara her türlü teknik desteği vermeye hazır olduğunu vurguladı.
3. Uluslararası Müttefiklerin Tavrı:
İngiltere gibi Batılı müttefikler barış anlaşmasını “büyük bir diplomatik atılım” sözleriyle memnuniyetle karşıladı. İngiltere hükümetinden yapılan açıklamada, bölgesel istikrar ve serbest dolaşım hakkının geri kazanılmasının önemine değinilirken, İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelleyecek şeffaf ve denetlenebilir bir mekanizmanın tavizsiz uygulanması gerektiğinin altı çizildi.
4. Zorlu 60 Gün Beklentisi:
Uzmanlar, ilk mutabakatın bölgedeki yangını söndürmek için hayati olduğunu ancak asıl zorluğun şimdi başladığını belirtiyor. ABD’nin “sıfır zenginleştirme” talebi ile İran’ın “yaptırımların tamamen kaldırılması” ısrarı arasındaki uçurumun 60 gün içinde nasıl kapatılacağı, Ortadoğu’nun uzun vadeli kaderini belirleyecek.



