Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Dava

Herkes Duysun - Dava haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dava haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Sıla bebeğin ölümüne ilişkin dava ertelendi Haber

Sıla bebeğin ölümüne ilişkin dava ertelendi

Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma yaklaşık 6 saat sürdü. Mahkeme heyeti, anne Bakiye Yeniçeri, sevgilisi Sanlı Ö., ve suça sürüklenmiş çocuklar K.A. ile G.K.'nin tutukluluk hallerinin devamına karar verirken, çocuklardan birinin babası olan Kani K.'yı ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Sıla bebeğin hayatını kaybettiği olay sonrası başlatılan soruşturma kapsamında duruşma günü belirlenmişti. Duruşmaya anne ve çocukların SEGBİS aracılığıyla katıldığı, diğer sanıkların ise mahkeme salonunda hazır bulunduğu bildirildi. Duruşmada sanıkların önceki ifadelerinden uzaklaştıkları ve savunmalarını değiştirdikleri gözlemlendi. AVUKAT AHMET BERKSOY'UN AÇIKLAMALARI Duruşma sonrası Sıla bebeğin aile avukatı Ahmet Berksoy, şu açıklamayı yaptı: "Sıla bebek dosyasında meydana gelen olaylar sonucunda ne yazık ki Sıla bebek hayatını kaybetti. Malkara Cumhuriyet Savcılığı ve Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma çerçevesinde bugün duruşma günü belirlendi ve duruşmaya eşlik ettik. Suça sürüklenmiş çocuklar ve diğer sanıkların en ağır cezayı alması için hukuki süreci titizlikle yürütmekteyiz. Duruşmada annenin ilk ifadelerinden uzaklaştığını, çocuğun bezindeki kan lekesiyle ilgili önceki beyanlarını değiştirdiğini gözlemledik. Çocuğun bezinde herhangi bir kan izi olmadığını iddia etti ancak komşu çocuklarının eylemlerine bağlı ısırık izlerinin arttığını beyan etti. SEGBİS yöntemiyle ifade veren çocuklar, ilk ifadelerinden farklı şekilde suçlamaları reddettiler. Ancak adli tıp raporları, çocuğun anal bölgesinde DNA izlerine rastlandığını gösteriyor. Bu durum, davada tartışmaya yer bırakmıyor. Sanıklardan Kani K. ile duruşma arasında konuşma fırsatım oldu. Kendisi, 'Eğer oğlum suç işlemişse cezalandırılsın. Telefonunda gördüğüm bir durumu mahkemeye ibraz ettim,' diyerek delil sundu." İDDİANAME DETAYLARI Hazırlanan iddianamede anne Bakiye Yeniçeri’nin toplam 67 yıl, komşu Kani K.’nın 28 yıl 6 ay, sevgilisi Sanlı Ö.'nün ise “suçu bildirmeme” suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Suça sürüklenen çocuklardan G.K. için 66 yıl, K.A. için ise 48 yıl hapis cezası isteniyor. Duruşma, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 185’inci maddesi gereğince kapalı yapıldı.

Narin davasında ilk gün neler konuşuldu? Haber

Narin davasında ilk gün neler konuşuldu?

Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde 21 Ağustos'ta kaybolduktan sonra arama çalışmalarının 19'uncu gününde 8 Eylül tarihinde Eğerdurmaz Deresi kenarında bir çuvalın içerisinde, üstü 30, 25 ve 20 kilo ağırlığındaki 3 taşla kapatılan, çalılıklarla gizlenmiş halde cansız bedeni bulunan Narin Güran'ın ölümüne ilişkin tutuklanan 12 kişiden 4'ü hakkında bugün karar çıkması bekleniyor. Bugün ikinci kez hakim karşısına çıkan amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve Narin'i dereye bıraktığını söyleyen komşu Nevzat Bahtiyar hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Sabah saatlerinde sanıklar adliyeye getirilirken, duruşma 09.00'da başladı. DAVANIN GEÇMİŞİ Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, aracında Narin'e ait DNA ve kıl örneği bulunan amca Salim Güran, şüpheli ifadeler kullanan anne Yüksel Güran ve ağabey Enes Güran ile gözaltına alındıktan sonra cesedi dere yatağına taşıdığını itiraf eden komşu Nevzat Bahtiyar hakkında, HTS ve baz istasyonu kayıtlarına göre olay anında aynı evde oldukları tespit edildiği belirtilerek, 'İştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Davanın ilk duruşması, 7 Kasım'da görülmeye başlanarak 3 gün boyunca sürmüştü. 3 günlük duruşmanın sonunda mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı 26 Aralık'a ertelemişti. KARAR ÇIKACAK MI? Davanın ikinci duruşmasında karar çıkması beklenirken, 1'i tutuklu 3 kişinin tanık olarak dinleneceği duruşma öncesi mahkeme salonunda ve adliye çevresinde geniş güvenlik önlemi alındı. Duruşma boyunca alana giriş-çıkışlar, polis kontrolünde olacağı bildirildi. AK PARTİ MİLLETVEKİLİ DERYA YANIK DURUŞMAYA KATILDI TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık, beraberindeki heyet ile Narin Güran cinayeti davasının ikinci duruşmasına katıldı. TANIKLARIN İFADELERİ ALINDI Duruşmada, ilk olarak pedagog eşliğinde Salim Güran'ın işçisi 15 yaşındaki R.A. ardından da çoban Ahmet A. tanık olarak dinlendi. İşçi R.A. duruşmada çelişkili ifade verirken, iki tanık da kürsüde gözyaşları döktü. Gazeteci Emrullah Erdinç, mahkemede konuşulanları saniye saniye aktardı: Davanın ilk duruşmasında avukat Nahit Eren’in üzerine yürüyen Arif Güran’ın ikinci duruşmada Eren’in yanına oturduğu görüldü. Pedagog, R.A’nın sorgusuna Salim Güran’ı sorarak başladı. R.A. pedagogun “Salim Güran nasıldı, ne yaptı?” sorusuna karşılık, “Salim Güran her zamanki gibi normaldi. Sonrasında üstünü değiştirmeye gitti. Daha sonra babam ve Salim Güran geldi, yemek yedik, telefonlara baktık. Birisi Salim Güran’ı aradı. Salim, “Bu saatte kız kaybolur mu?” dedi.” İfadelerini kullandı. Pedagogun “Salim Güran ile bir ses kaydı konuşman var, hatırlıyor musun?” sorusunu “Hayır” şeklinde yanıtlayan R.A.’ya ses kaydı dinletildi. Bu kaydın saat 18.30’da alındığı ama kendisinin o saatte yemek yediğini söylediğini belirten pedagogun sözlerini Mahkeme Başkanı “O saat farklı olabilir” diyerek böldü. Avukatlar ise bu çelişkili ifadeye “Konuşmadaki zamanlamanın doğruluğu sorgulanmalı” şeklinde itiraz etti. R.A. ise durumu “Başka günlerde de aranıyordu.” Şeklinde anlattı. Mahkemede bulunanlar ve R.A. arasında geçen konuşmaların tamamı şu şekilde: Pedagog: O günkü konuşma ile ilgili ne söylemek istersin? R.A.: O benim patronum. Mahkeme Başkanı: Tutuklandığında Salim’e küfür ederek bir şeyler söylemiştin. O tutanağı sorabilir misiniz? Pedagog: R.A., sen “Salim, senin yüzünden başımıza bunlar geldi, üstü ıslaktı, değiştirmişti” demişsin. R.A.: Ben ifademi okumadım, sadece imza attım. Mahkeme Başkanı: O ifadeyi tutuklandıktan sonra ağlayarak söyledi, ifade tutanağında değil. R.A.: Bilmiyorum. Pedagog: Salim’in ayakları ıslak mıydı? Salim yanındayken baban neredeydi? R.A.: Ayaklarının ıslak olup olmadığını hatırlamıyorum, dikkat etmedim. Salim 3-4 civarı yanıma geldi. Babam da çay içtikten sonra, saat 5 civarı geldi. Pedagog: Salim, babanı ne zaman aradı? R.A.: Geldiğinde aradı. “Neredesin?” dedi. Babam da “İşçileri bırakıyorum” dedi. Pedagog: Sizin kaçak elektrik için kullandığınız bir alet mi var? Pedagog: Sen 3-4 gibi “Salim yanıma geldi” diyorsun, ama saat 4’te Salim seni arıyor. Eğer 4’te yanındaysa, neden seni telefonla arıyor? R.A. : Gitti, geldi; kıyafetlerini değiştirdi. Babam suyu değiştirmeye gitti. Salim de “Ben üstümü değiştireyim, senin yanına geleyim” dedi. Ben de o gelmeden işimi bitirdim. Saat 18 civarıydı.” Pedagogun R.A. ile konuşmasında araya girerek 3-4 arası ifadesinin çelişkili olduğunu belirtmesi üzerine pedagog R.A.’ya, “3-4 arası Salim yanınızda mıydı?” sorusunu yöneltti. R.A. bu soruyu “Yanımdaydı.” Diyerek yanıtladı. Savcı: Çelişki giderilemedi, telefon kayıtlarına göre Salim Güran, Mehmet Selim Arasoy’u saat 17.00’de aramış. Pedagog: 3-4 arası değil de saat 5 olabilir mi? R.A.: Tam hatırlamıyorum. Salim Güran yanıma geldiğinde, yaklaşık 20 dakika sonra babamı aradı. NAHİT EREN SORULARINI YÖNELTTİ Pedagog: Salim Güran hep yanınızda mıydı? R.A.: Kimse olmadı. Nahit Eren: Aşağı ve yukarı tarla nedir? R.A.: 350 dönümdür, 3 yere bölünmüştür. Salim Güran yukarı tarlaya geldi. Nahit Eren: Aşağı tarlaya ne zaman indi? O gün tarlada baban ve Salim dışında birini gördün mü? R.A.: Saatini unuttum, sabah mı akşam mı hatırlamıyorum. Hindilerini ve kuzularını getiren biri var, her gün geliyordu. Olay günü mü, değil mi bilmiyorum ama 2 kişi sabah ve öğleden sonra geldi gibi. Pedagog: Salim Güran geldiğinde başka biri geldi mi? R.A.: Uzakta, küçük kardeşim vardı. Pedagog: Az önce “öteki köye gittim” demiştin. R.A.: Hatırlamıyorum. Pedagog: Tutuklandığında ağladın mı? R.A.: Gözaltındayken ağladım. Pedagog: Olay günü Salim Güran, kız kardeşlerini eve bıraktı mı? R.A.: Olaydan 2 gün önce o. Pedagog: Dinlediğin ses kaydında, sen nerede idin? R.A.: Yukarıdaki tarladaydım. Mahkeme Başkanı: Çelişki giderilemedi diyerek, soru sorulmasına gerek olmadığını belirtti. Şimdi soru sormak üzere, Salim Güran’ın avukatı Onur Akdağ kürsüye çıktı. Onur Akdağ, R.A.’ya kötü muamele yapılıp yapılmadığını sormak istedi. Avukatın sorusu pedagog aracılığıyla R.A.’ya aktarıldı, R.A. ise “Bir kere dövdüler” cevabını verdi. Nevzat Bahtiyar’ın 2. Avukatı Ali Eryılmaz, kürsüye gelerek “Salim Güran kayınpederini tanıyor mu?” sorusunu yöneltti. R.A. avukatın sorusunu “Belki bir sefer gitmişimdir, fıskiye sorunu ile ilgili, belki onun eviyle alakalıydı.” Şeklinde cevapladı. Avukat Ali Eryılmaz sorularına şu şekilde devam etti: Avukat: Olay günü çiftliğe gitmişler mi? O gün Mahfus isimli biriyle tanıştın mı? R.A.: Gittik. Salim Güran ile gittik ama saatini hatırlamıyorum. Mahfus çiftliğin sahibi. Olaydan sonra da babamla gittik. Bana ineklerin pisliğini oraya bırakmamamı söyledi. R.A.’nın tanıklığı bu konuşmanın ardından son buldu. TANIK AHMET A.'NIN İFADESİNE GEÇİLDİ Mahkemede tanık Ahmet A.’nın ifadesi alınmaya başlandı. İfade öncesinde Güran ailesinin bireylerinin Erhan Güran’ın evinde yaptığı toplantıya ilişkin görüntü izletildi. Aile avukatları video kaydına itiraz etti, görüntünün izletilmesinin yasal olmadığını savundu. Olay günü Narin’i görmediğini savunan Ahmet A., Arif Güran’ın evinde de bir kalabalık görmediğini söyledi. Ahmet A. ifadesine “Ben eve geldim, çantamı bıraktım. Ömer geldi, ‘5 dakika, Erhan abi seni çağırıyor’ dedi. Bana sordu, ben de bir şey bilmiyorum dedim. Olay günü Narin’i hiç görmedim.” dedi. Mahkeme Başkanının “Sana neden inanmıyorlar?” sorusunu Ahmet A., “Ben de bilmiyorum.” Şeklinde cevapladı. Tanık Ahmet A.’ya sorularını sormaya devam eden Mahkeme Başkanı “Enes’i olay günü kızla birlikte gördün mü?” dedi. Tanık ise bu soruyu “Şerefim üzerine yemin ederim görmedim” diyerek cevapladı. Davanın savcısı sorularını Ahmet A.’ya yöneltti: Savcı: Maaşını kimden alıyorsun? Güranlardan para alıyor musun? Ahmet: Yok, almıyorum. Savcı: Sanıkları tanıyorsun, değil mi? Yüzlerini bilirsin. Salim ile Nevzat’ın arası nasıldı? Ahmet: Evet tanıyorum. Kardeş gibiydiler. Savcı: Önce “Beni döverler” diye korktum, diye konuştun. Başka kimi dövdüler? Ahmet: Döverler diye korktum, ama başka birini dövdüklerini bilmiyorum. Savcı telefonundan tanığa fotoğraf gösterdi. Sanık avukatlarının “Biz de görsek” cümleleri üzerine Savcı:  “Merak ettiğinizi biliyorum, ben de merak ediyorum. Rahat olun, göreceksiniz,” dedi. Savcı: Bu fotoğraf ne zaman çekildi, 21 Ağustos günü mü? Ahmet: Hatırlamıyorum, başka bir gün de olabilir. Savcı: Sizi arka tarafa kim getirdi? Ahmet: Baran Kurtuluş ve toplamda 4 kişi geldi. Savcı: Erhan arka tarafa geldi mi? Ahmet: Evet, geldi. Savcı: Ama Erhan gitmedim diyor. Erhan neden arkaya geldi? Ahmet: Erhan geldi. Neden geldiğini bilmiyorum. Tanık tekrar ağlamaya başladı. Savcı: Seni kimse mahcup edemez. Bana Enes ile ilgili ne dediklerini söyle. Yanında ne konuştular? Ahmet: “Sen Enes’i gördün,” diyorlar, ben Enes’i nerede göreceğim? Bilmiyorum. Mahkeme Başkanı: “Enes’e, kayıtlara göre ‘şerefsizin şerefsizi Enes’ diyorlar, bunu duydun mu?” Ahmet: Ben görmedim. Ben çoban adamım, kimseye zararım yok. Avukat Nahit Eren tanığa soru sormaya başladı. Nahit Eren: “Şerefsizin şerefsizi” sözünü kullandılar mı? Ahmet: Duymadım. Nahit Eren: Erhan elini masaya koyuyor, “Biz bir şey dedik, karşı taraftaki kişiyi getireceğiz, boğazını tutup getireceğiz,” diyor. Ahmet: Bana öyle bir soru sorulmadı. Ahmet yine ağlamaya başladı. Nahit Eren soru sormayı kesti. Başkan, avukatın diğer avukata soru sormasına izin vermedi. Böylece çoban Ahmet’in tanıklığı sona erdi. Çoban Ahmet A.’nın ifadesinin tamamlanmasının ardından Narin’in arama çalışmaları sırasında evinde aile toplantısı yapıldığı ortaya çıkan amca Erhan Güran’ın ifadesine geçildi. Tanık olarak ifade veren Erhan Güran, çoban Ahmet’in yalan söylediğini öne sürerek “Arkaya gittim, çobanla konuştum. Bana ‘İsa’yı ve bir kadını gördüm’ dedi. Çok dövmedik. Ben çobana vuranlara da kızdım.” diye konuştu. Amca Güran görüntüler için “Şüpheli hareketleri nedeniyle Ahmet’i çağırdım. Soru sorduk.” dedi. Amca Güran'a aile toplantısında kimlerin olduğu soruldu. Güran ise soruyu "Hepsinin ismini sayamam. Arif Güran, Ali Rıza Güran, Mesut Mehmetoğlu, Ensari Güney, Ferhat Kaya, Baran Güran vardı" şeklinde cevapladı. Erhan Güran'ın ifadesi şu şekilde devam etti: Avukat: Mavi kıyafetli kişi, “Kadını mı gördün?” diyor. Erhan Güran: Önce “ben görmedim” dedi, sonra “gördüm” dedi, ismini hatırlamıyorum. Avukat Adnan Ataş: Savcıya anlatmayacaksınız deniyor. Kadınlar diyor ki, "Kadınları toplantıya almadılar" neden? Erhan Güran: Öyle bir şey yok, kadınlar gelen kadını ağırladı. Avukat Adnan Ataş: Enes ifadesinde Salim ile Arif küstü diyor, siz çağırmışsınız, gelmemişler. Nevzat’ı sorguladınız mı?  Erhan Güran: Para ödendi, sıkıntı kalktı. Nevzat'ı sorgulamadık. Avukat Ali Eryılmaz: Bu toplantı ve ertesi gün Narin’in naaşı bulunması tesadüf mü? Erhan Güran: Tesadüf. Kamera görüntüleri nasıl çıktı? Avukat Ali Eryılmaz: Neden 15 gün sonra bu toplantı yapıldı? Erhan Güran: Ben o zaman şüphelenmiyordum. Avukat: O toplantıdan 7 gün önce Salim yakalandı. Bir suçlu yakalandı diye düşünmedin mi? Erhan Güran: Düşünmedim, Salim’i suçlamadım. "ARIZA BENİM KIZIMIN MI BAŞINA GELDİ?" Mahkeme başkanı: Tanık beyanlarına diyeceğiniz bir şey var mı? Arif Güran: Ahmet’in kamera açısında ben de vardım. Biz oraya toplantı için gitmedik, yemek için gittik. Ahmet konusu açıldı, “Belki bildiği vardır” diye çadırımı çağırdım. Bu adam da saat 18:00’de köye geldiği için, İsa da Narin’i saat 18:00’de köyde gördüm dediği için Ahmet’i çağırdık. Mahkeme başkanı: Enes neden yoktu? Arif Güran: Planlı bir şey yoktu. Namazdan çıkınca yemeye çağırdılar. Ben, kızım nasıl kayboldu, bunun derdindeydim. Mahkeme başkanı: Araştırılmasını istediğiniz bir şey var mı? Arif Güran: Havalimanı kamerası bozukmuş. Bütün arıza benim kızımın mı başına geldi? NEVZAT BAHTİYAR DİNLENDİ Avukat: 21 Ağustos günü ne oldu, anlatabilir misiniz? Sanık avukatı: İtiraz etti, “Anlattım” dedi. Arif Güran avukatı: Narin’i evin arkasından mı attınız? Nevzat Bahtiyar: Ahırın arka tarafından baca açmıştık, hayvanlar için. Ben Narin’i oradan koydum. Arif Güran avukatı: Narin’in bulunduğu gün Tavşantepe’ye gittiniz mi? Nevzat Bahtiyar: Hayır, çalışıyordum. Avukat Nahit Eren: Karakol kaydınızda Salim’in ilişkileri soruluyor, önce yok diyorsunuz, savcılıkta var diyorsunuz. Nevzat Bahtiyar: Yok. Avukat Nahit Eren: Battaniyeyi senden Salim nasıl aldı? Nevzat Bahtiyar: Arabanın içine koydum, o sırada Salim geldi, battaniyeyi benden aldı, sonra arabayla aşağıya gitti, yönünü bilmiyorum. Avukat Nahit Eren: Siz Narin’in çantasını dere yatağında açtınız mı? Nevzat Bahtiyar: Açmadım. Yüksel Güran avukatı söz alarak Bahtiyar’a sorularını yöneltti. Sanık avukatı: Baz kayıtlarına göre sizin anlatımınıza şüpheye düştük. Salim geldi, sizi çağırdı, beraber eve gittiniz. Salim ahıra geldi, battaniyeyi aldı. Beyanınız var, dava dosyasına giren yeni delil var, adım sayar. Çuvalın içinde kanca çıktı, onu kim koydu? Nevzat Bahtiyar: Telefonu yanında mı, bilmiyorum. Kancayı kesinlikle ben koymadım. Salim beni takip edip koymuş olabilir. Sanık avukatı: Sizce bu aile size neden iftira atmak istiyor? Nevzat Bahtiyar: Bilmiyorum. Sanık Enes Güran’ın avukatı Mahir Akbilek soru sormaya başladı. Avukat Akbilek: Narin'in naaşı ararken neredeydi? Nevzat Bahtiyar: Açıktaydı. Ben pişman oldum, Narin’in yerini değiştirmek istedim ama fırsat bulamadım. SALİM GÜRAN’A SORU SORULDU Sanık kürsüsüne Salim Güran geldi. Salim Güran Dara 2 sokağındaki kameranın kediyi bile gördüğünü söyledi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı, “Sen, korucunun görüntüleri değiştirdiğini mi iddia ediyorsun?” şeklinde sordu. Salim Güran: Asla öyle bir şey demedim. Mahkeme Başkanı: Benim bile girmediğim yerde korucu girip mi değiştirdi? Salim Güran: Olabilir. Avukat Adnan Ataş: Dara 2’ye gitmişsiniz. Salim Güran: Hayır, gitmedim. Avukat Adnan Ataş: WhatsApp kayıtlarını sildiğiniz söylendi. Mermi için sildim dediniz, doğru mu? Salim Güran: Evet, bu cevabı verdim. Avukat Adnan Ataş: Savcılıkta verdiğiniz ifadede “Narin arabaya binmedi” dediniz. Salim Güran: Bana sordular, ben de olay gününe dair cevap verdim. “NARİN’İN KATİLİNİ İSTİYORUM” Salim Güran yerine oturdu. Yerine sanık Yüksel Güran geldi. Mahkeme Başkanı: Araştırılmasını istediğiniz bir şey var mı? Yüksel Güran: Narinin katilini istiyorum. Yüksel Güran yerine geçerken Nevzat Bahtiyar’a hakaret etti. ENES GÜRAN KÜRSÜDE Yüksel Güran’ın ardından kürsüye çıkan ağabey Enes Güran’a Mahkeme Başkanı söylemek istediği bir şey olup olmadığını sordu. Güran ise başkanın soruyu “Yok.” şeklinde cevaplayarak yerine geçti. "NARİN İÇİN KİMSE BİR ŞEY YAPMADI" Savcı mütalaasını açıklayarak sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. Kürsüye çıkan Arif Güran ise savcının mütalaasına ilişkin "Narin için kimse bir şey yapmadı, sadece yapan devlettir. Sayın Başkan, karakolda Enes’e 'Sen öldürdün' dediler. Enes de başını duvara vurarak, 'Ben nasıl yaparım?' diye ağlamaya başladı." şeklinde konuştu. DURUŞMADA GERGİNLİK Arif Güran konuşurken gerginlik çıktı. Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Savcı mütalaasını açıkladı ve sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesini talep etti. DURUŞMAYA DEVAM EDİLİYOR Gerginliğin ardından Narin Güran duruşması kaldığı yerden devam ediyor. Güran ailesinin yakınları, mahkeme başkanının kararıyla bugünkü duruşmaya katılamayacak. Yarın için durum ayrıca değerlendirilecek. Duruşma, 45 dakikalık aranın ardından yeniden başladı. Kürsüye Arif Güran çıktı ve savcının mütalaasına ilişkin konuşmaya başladı: Arif Güran: Narin için kimse bir şey yapmadı, sadece yapan devlettir. Sayın Başkan, karakolda Enes’e “Sen öldürdün” dediler. Enes de başını duvara vurarak, “Ben nasıl yaparım?” diye ağlamaya başladı. Avukat Nahit Eren, savcının mütalaasına ilişkin beyanda bulunuyor Avukat Nahit Eren: “Değerli heyet, Enes’in beyanları tutarsızlıklarla dolu. Önce ‘Kardeşimi arıyorum.’ diyor, ancak 5 gün sonra ifadesini değiştiriyor ve ‘Biz Narin kaybolduğunda Muhammet ile birlikteydik.’ diyor. Bu, basit bir değişiklik değil. Kamera görüntülerine göre Narin, saat 16.00’dan önce öldürülmüş. Enes ise ‘Saat 16.30’da Narin’i aramaya başladım.’ diyor. Daha sonra saat değişiyor. 12 Eylül’de verdiği ifadede, ‘Narin, saat 17.40’ta oraya gitmiş gibi konuşuluyor.’ diyor. Enes’e sorulduğunda kendisi de, ‘Bana da mantıksız geliyor, mümkün değil.’ diye ifade ediyor. 29 Ağustos’taki ifadesinde yine bu konudan hiç bahsedilmiyor. Ayrıca, gözündeki morluk ve kolundaki ısırık izleri dikkat çekici. Başta ‘Kendi kendime zarar verdim.’ diyor, daha sonra ise ‘Mısır tarlasında çarpmış olabilirim.’ diyor. Ancak o kalıcı izi açıklayamıyor. Bu kadar şiddetli bir çarpmadan bahsetmek mümkün değil. Bu yüzden Enes’in beyanları güvenilir değildir. Şimdi birkaç kurgudan bahsedeceğim. Aile meclisinin Enes’i bu olaydan uzak tutmaya çalıştığı çok açık. Örneğin, Hediye Güran, ‘Enes evde uyuyordu.’ diyor. Ancak Enes’in detaylı ifadesinde Hediye’den hiç bahsedilmiyor. Demek ki bu ifade sonradan oluşturulmuş. Hediye Güran, Enes’i kurtarmak için getirilen bir tanıktır. Diğer tanıklar da aynı şekilde Enes’i korumaya çalışıyor. Örneğin, ‘Enes’i aradık, buluştuk.’ diyorlar, ancak aslında Enes’i arayan kimse yok. Enes’in cezaevinde kardeşiyle yaptığı görüşmede dikkat çekici bir konuşma geçiyor. Enes, kardeşine, ‘Diş fırçasını kullandım.’ diyor. Kardeşi ise, ‘Konuşma.’ diyerek susturuyor. Enes, Baran’a, ‘Babam avukatları gönderirse göndersin, yoksa onlar bilir.’ diyor. Bu konuşmalar, saklanmak istenen bir şey olduğunu açıkça gösteriyor. Aile meclisine gelince, ısrarla böyle bir toplantı olmadığını söylediler. Demek ki burada fail araştırılmamış, yalnızca bu olayın nasıl örtbas edileceği tartışılmış. Mecliste sürekli Enes’in adı geçiyor. Bu durum, gerçeklerin üstünün kapatılmaya çalışıldığını ortaya koyuyor.” Duruşma, 45 dakikalık aranın ardından yeniden başladı. Diyarbakır Barosu Avukatı Erdem Kaya konuşmasına başladı: Avukat Erdem Kaya: “Yüksel Güran, yalnızca Enes’i suçlamaya yönelik ifadelerle hareket eden biridir. Bu durum zaten jandarma tutanağında da açıkça görülmektedir. Nevzat Bahtiyar ise, ellerini başının arasına alarak ifade ettiği gibi, olayın içinde yer almıştır.” Avukat Erdem Kaya, bu sözleriyle konuşmasını tamamladı. Diyarbakır Barosu Avukatı Erdem Kaya konuşmasına başladı: Avukat Erdem Kaya: “Yüksel Güran, yalnızca Enes’i suçlamaya yönelik ifadelerle hareket eden biridir. Bu durum zaten jandarma tutanağında da açıkça görülmektedir. Nevzat Bahtiyar ise, ellerini başının arasına alarak ifade ettiği gibi, olayın içinde yer almıştır.” Avukat Erdem Kaya, bu sözleriyle konuşmasını tamamladı. Diyarbakır Barosu eski başkanı Avukat Nahit Eren, kürsüye çıkarak savcının mütalaasına ilişkin beyanını açıkladı. Ayrıca Narin Eren’in ölümüne dair sanık avukatlarının sosyal medyada delilleri yönlendirmesine yönelik eleştirilerini dile getirdi. Avukat Nahit Eren: “Güran ailesini hiç tanımıyorum. Narin’i de hiçbirimiz tanımıyoruz. Ancak adaletin sağlanması için buradayız. 14 Eylül’de Güran ailesinin yakınları beni aradı. Kendilerine sadece baroda görüşebileceğimizi söyledim. Görüşmeye gelenlerden biri, 12 Eylül’de tahliye olan bir kişi; diğer üçü ise yine aile mensuplarıydı. Bana sitem ederek, ‘Biz dosyamız için avukat bulamıyoruz’ dediler. Ben de onlara, ‘Temasa geçin, böyle bir şey olamaz,’ dedim. Görüşmede, dava dosyasının hassasiyetinden dolayı avukatların milyonlarla konuştuğunu söylediler. Aileden 20 şüpheli vardı ve bu durum mali anlamda büyük bir yük oluşturuyordu. Arif Bey, bizim amacımız kesinlikle ailenizi şeytanlaştırmak değil. Güran ailesi işkence gördüğünü iddia ediyor. Ancak aile, işkence konusunu savcılığa bildirmiyorsa biz bunu nasıl takip edeceğiz? Talep yok deniyorsa biz ne diyebiliriz? Hakkımızda soruşturma başlatılıyor. Korkuyor muyuz? Hayır, korkmuyoruz. Bu görüşme 16 Eylül’de yapıldı. Eğer ben onları geri gönderdiysem, neden aile o süreçte bizim devam etmemizi istedi? Müşteki sıfatıyla Baran vekâlet verdi. 23 Eylül’de bir kez daha arandım. Ali Rıza Güran ve kalabalık bir grup vardı. Kimseyle tek başına görüşmedim. Ben, bütün ailenin zan altında olduğunu söyledim. Bana, cezaevinde akrabalarına işkence yapıldığını, dişlerinin söküldüğünü, kötü muamele gördüklerini söylediler. “Bu durum çok zor” dedim. Ancak, bana geldiklerinden üç gün önce avukatlarını tutmuşlardı. “Avukatlarınız gerekli müracaatları yapsın” dedim. Fakat bana geri dönmediler. Sonra ortaya çıktı ki, Enes cezaevindeki görüşmesinde, kardeşine “Sana işkence yapmışlar” diye soruluyor. Enes, “Cezaevinde değil, jandarmada” diyor. Tabii ki bu, farklı bir beyanla ifade ediliyor. Peki beni ne zaman azlettiler? 21 Ekim’de azlettiler. İddianamenin açıklanmasına günler kala, bir programa çıktım ve “Biz mağdur tarafındayız” dedim. Ancak aileden bu süreçte destek görmedik. Biz, bu dosyada Narin’in arkadaşlarının da yanlış yönlendirme ile mağdur edildiğini gördük. Gelelim dosyaya: Narin köyde öldürüldü. Bunu çözmemiz gerekiyor. Avukat Narin Eren delillere dair açıklama yapıyor: Avukat Narin Eren: Salim Güran’ın fatura ödemesi gündeme geldi. Sayın Başkan, 15.19’da gerçekleşen havale işlemi sistemden yapılan bir işlem. Yani, bu işlem için telefona girmeniz gerekmiyor. Salim Güran, sistemsel olan bu işlemi -580 bakiye ile ödeme yaparak gerçekleştiriyor. Peki, Salim Güran bu faturayı neden 15.28’de tekrar ödüyor? Salim Güran’ın HTS kaydına bakalım. 15.19 öncesi GPRS kaydında, 15.16.01’de Salim Güran’ın 219 saniyelik bir bağlantısı var. Bu durumda o ödemeyi nasıl yapacak? Çünkü verilerde 0 bayt görünüyor, yani bu işlem gerçekleşmemiş. Ben Salim Güran’ın cihazındaki atak izlerini imajlarda görüyorum. Hangi saniyede hangi uygulamanın ön planda olduğunu tespit edebiliyoruz. İkinci havale işlemi 15.28.10’da gerçekleşiyor ve o saniyelerde 71 saniyelik bir GPRS bağlantısı var. Bu süreçte birçok uygulama devreye girmiş. Turkcell tarafından ödeme ile ilgili bir mesaj gönderiliyor. Ancak ben bu mesajı HTS kaydında göremiyorum. Salim Güran’ın bu saatte bir işlem yapması gerekiyordu. Cinayet saatinden sonra verilerde ciddi bir hareketlenme oluyor; uygulamaların tamamı aktif hale geliyor. Gelelim video görüntüsüne, Dara 2 kamera görüntüsüne: Salim Güran’ın avukatı, meslektaşım, Salim’in tarlaya gittiğini söylüyor. Ancak o araç başkasına ait. Beyaz araç, 15.45’te geçiyor. Meslektaşımın gösterdiği saate göre, Tavşantepe’den geçen araç başkasına ait. Algı yaratmak için doğru olmayan bir paylaşım yapıldı. Avukat Nahit Eren: “Ulusal Kriminal hata yapmış” Avukat Nahit Eren: Dara 2 görüntüsüne göre, ulusal kriminal bir hata yapmıştır. Nevzat, Salim’in kendi aracından battaniyeyi aldığını söyledi. Ben her soruyu sanıklara bilerek sordum. Şimdi, Tavşantepe görüntüsünü açabilirler mi? Sayın Başkan, Dara 2 kaydına göre Nevzat’ın, Salim’in çıkışını görme şansı yok. İlk iddiaya göre, ağaçlardan dolayı görünmüyor; koyun dibinden paralel bir açıyla bitiyor. Bu nedenle Nevzat’ın aracını ve Salim’in arabasını göremedik. Görülemeyecek bir yol var. Fuat Güran’ın evinin oradan Nevzat’ın yanına giden bir yol var. Eğer o araç bu güzergâhtan geldiyse, gelelim adımsayara. Bu davada adeta bir teknoloji uzmanı olduk. Saat 12.00’den itibaren tutanak tutulmuş. Meslektaşım, sabah konum bilgisinden bahsetti. Ancak konum bilgisi açık değilse, bu sağlıklı bir delil değildir. 3 saat içinde 1.200 adım atmış. Oysa mutfakta iki kez dolaşmak bile 45 adım yapıyor. Avukat Nahit Eren: Adımsayar kaydındaki örtüşmeyen durumlar Avukat Nahit Eren: Gelelim gerçek hareketliliğe. Kuru kuru baz kaydına inanacak değiliz. Ona inanmak için 16.10 dediğimiz Dara 2 kamerasına bakalım. 16.18.40’ta Salim’in arabasını göreceksiniz. Kare kare ilerleyin. Kavşakta Salim Güran’a ait olan aracı net şekilde görebilirsiniz. Nevzat’ın evinden ayrıldıktan sonra 2 dakikada tepeye çıkıyor. Baz verisi hepimizin önünde. Baza göre 16.10’da evden ayrıldı mı? Evet, ayrıldı. Tarlaya gitti mi? Gitti. Bu durum baz verisine yansıyor. 16.35’te söz konusu sondajın olduğu yerden Salim ayrılıyor ve köyün içine Hüseyin Güran’ın yanına gidiyor. Sonrasında Salim, 18.59’da okulun kamerasında görülüyor. Araç artık sürekli hareketli ve baz bilgisi sürekli değişiyor. Salim’in arabası köyün içinde hareket ediyor ve tarlaya gidiyor. Şimdi, Ruhi Kaya’nın kamera görüntülerine bakalım. Bu görüntüler tamamen silinmişti, ancak sonradan geri getirildi. Dikkatli bir şekilde kamerayı izleyelim. Kim geliyor? Mehmet Selim Atasoy motosikletle geliyor. Tam o sırada elektrikçiler gidiyor. İşte bu yüzden Ramazan Atasoy’a sordum. Ramazan, “Babam dışında kimse gelmedi,” dedi. Ama elektrikçiler daha önce başka bir şey söylemişti. Peki neden bunları söylüyoruz? Çünkü buraya gelen kimse doğruyu söylemiyor. Ramazan Atasoy, elektrikçileri görmesine rağmen gerçeği ifade etmiyor. Şimdi Salim Güran’ın geri getirilen WhatsApp kaydına bakalım. Avukat Nahit Eren: Dosyanın ilk şüphelisi Muhammet Kaya’dır. Avukat Nahit Eren: Meşhur terlik olayıyla başlayan süreçte, ardından Enes Güran şüpheli olarak öne çıkıyor ve 25 Eylül’de gözaltına alınıyor. Asıl kritik mesele ise Salim Güran’ın gözaltına alınacağı endişesiyle hareket etmesi. Bu yüzden her şeyi siliyor. 1 numara dışındaki tüm sildiği numaraları tespit ettik. En çok dikkat çeken ise 19.36’da Kurtuluş Güran ile yaptığı 19 dakikalık konuşma. Ancak bu telefonu kim kullanıyor? Devran Güran. Peki, bu ses kaydında neler var? Mehmet Selim ile neden bir ses kaydı yok? Pamuk meselesine dair Mehmet Şerif Güran ile yapılan ses kayıtları neden silindi? Şimdi H.T.S. kayıtlarını inceleyince şunlar ortaya çıkıyor: Enes Güran, gece boyunca telefonunu kapatıyor ve sabaha karşı yeniden açıyor. Enes, şarjının bittiğini söylediğini ifade etti. Hatta, “Telefonum kapanacak diye annemin telefonu ile babamı aradım,” dedi. Ancak o saatte Yüksel Güran’ın telefonundan böyle bir görüşme kaydı yok. Peki, kimin telefonuyla aranmış? Kerem isimli Malatyalı biri Enes’i arıyor. Daha sonra Enes, Osman Kaya’yı arıyor. Telefon, Osman Kaya adına kayıtlı ve cihazda “Ufuk” adı kayıtlı. Saat 17.43’te Enes’in telefonundan Arif Güran aranıyor. Ancak o telefon da Arif Güran adına kayıtlı. Daha sonra Baran aranıyor ve ardından Osman aranıyor. Ancak Osman, dosyada hiç şüpheli olmadı. Osman’ın kafede çalıştığı belirtiliyor, fakat Yüksel ve Enes ile irtibatı var. Peki, Osman sonra nerede karşımıza çıkıyor? Arif Güran’ın telefonunda. Saat 19.27’de Osman Güran, Arif Güran’a mesaj atıyor, ancak o mesaj siliniyor. Ardından Osman, o telefonu kırıyor. Jandarma telefonu açmasını istediğinde ise Osman, “Kilidin desenini hatırlamıyorum,” diyor. Sonrasında Güran ailesi, “Diyarbakır Barosu üzerimize geliyor,” diyor. Peki, bunlar ne? Eğer tüm bunlar tesadüfse, ben bu davadan çekilmeye hazırım. Gelelim Enes’in telefonuna. Telefon ertesi sabah 5’te açılıyor. Enes, yanında bulunmayan telefonu fark ediyor ve Baran’ı deli gibi aramaya başlıyor. Kısa süre içinde Baran Güran ile Enes arasında tam 14 telefon görüşmesi gerçekleşiyor. Ancak bu aramaların yalnızca 1’i Enes tarafından yapılmış, geri kalanı ise Baran tarafından. Bu durum ciddi bir soruna işaret ediyor. Davanın en önemli delillerine gelelim: Otopsi ve jandarma kriminal DNA örnekleri raporu. En somut delil, Salim Güran’ın aracında bulunan DNA. Çok özür dilerim, unuttum. Bana göre, köyün imamı da cinayet işlendiğinde oradaydı. İmam nerede? Camide. 15:00 ile 16:00 arasında olay mahallindeki baz çakılıyor. İmam ise 15:59’da telefonunu açıyor. Bu baz hareketliliği, kimseyi suçlamak için değil, ama imam ifadesinde caminin içinde telefonun çekmediğini söylüyor. Yani olayda birden fazla kişi bulunuyor. İmamdan neden şüphelendim? Salim Güran, bir ses kaydında, “Anahtarı getir, jandarma gelecek, görüntüleri inceleyecek,” diyor. Okul görevlisi geldi, kapıyı açtım diyor, yarım saat sonra tekrar açtım diyor. Sonra, görevli ne diyor? “Hoca, o görüntüleri izledi,” diyor. Bu görüntüler 20:39’da izleniyor. Okul görevlisi, hoca izledi diyor. Biz de dakika dakika izledik. Müdahale olmuş mu, diye baktım ama müdahale yok. Ben bu hocayı tekrar ne zaman gördüm? Hediye’nin ifadesinde gördüm. Hediye’nin evde olduğuna dair iddialar olduğunda, Hediye, “Samet hoca izledi,” diyor. Samet hoca o hocamıdır? Hediye, Enes’i korumak için ifade verdi. (Görüntü açıldı) Hediye, arabayı görmediğini söylüyor, ancak bakın, bu aracı görmemesi imkansız. Şimdi buradan şüphe mi çıkaracağız? Hoca neden o görüntüleri izledi? Neyi merak etti? Salim Güran çok net bir şekilde jandarmayı arıyor. En son evine gidiyor ve sonra başka kimse görmüyor diyor. Bu, Salim’in ses kaydı. Ama o komutan izinli, Salim bu kez başka bir komutanı arıyor. Kamera görüntüsüne göre, Narin kaybolduğunu söylüyor. Ama sonra muhtar kaybolma saatine göre ifade vermesi söyleniyor. Saat farklı bir duruma çekiliyor. Jandarma, bu kez farklı saate göre yönlendiriliyor ve Dara 2 ile Şahin Göz kamerasına bakılmıyor. Oysa, Şahin Göz kamerası evi değil ama Egurtuz Deresi’ni görüyor. Yani, saati doğru söyleseler, Nevzat’ın Narin’i dereye koyduğu an gözükürdü. Böylece her şey daha erken ve net bir şekilde oraya çıkacaktı. Avukat Nahit Eren:  “Narin boğuşma ile öldü” Arif Güran’da telefonu silinen kişilerden biridir. Keşke burada olsaydı. Devran, Kurtuluş, Fuat, hepsi telefon kayıtlarını silmiş. Diyorlar ki, “Biz hep siliyoruz.” Keşke Güran ailesi burada olsaydı da bunu söyleseydi. Bu dosyada beni en çok yoran şey, Salim’in kullandığı araçta Narin’in DNA kaydının bulunması. Devran’ın DNA’sı çıkıyor. Muhammet Kaya’nın DNA kaydı var. Salim’in biyolojik incelemedeki karşılaştırması neden yok? Salim’in DNA örneği yok. Peki, bu DNA bize neyi ifade ediyor? Bir şekilde bulaşmış DNA. Salim, önceden binmiş diyor ve bir cinayet işleniyor, yarım saat sonra araç hareket ediyor. Cinayet mahallinden bulaşma, arabaya bulaşması daha mantıklı. Enes’e sordum, “Narin herhangi bir eşyasına dokundun mu?” diye. Narin’in başka bir araçta daha DNA’sı çıktı. O araç, Muhammet Kaya’nın aracı. Terlik meselesinde kullanılıyor. Sağ aracın pembe kıyafetinde Narin’in DNA’sı var. Elbise neden bu araçta? O elbisede leke olarak kimin DNA’sı çıkıyor? Enes’in. Muhammet, “Çarşıya gittim, Osman bindi, terliği gördü,” dedi. Bizim bu elbiseyi bulmamız lazım. Narin’in DNA’sı çıkmış. Peki, o elbise nerede? Baran’ın ifadesine göre, “Ben elbiseyi aldım, babamın arabasına koydum, belki jandarma koku için ister,” dedi. Jandarmaya sorduk, beyaz elbise aldıklarını, ancak pembe elbiseden bahsedilmediğini söylediler. Gelelim sürüntü örneklerine. Hep kan pozitif çıktı. Başka kan ile ilgili pozitif somut veri nerede? Arif Güran’ın evinin ahırında, zemininde bulundu. Sonra 25 Ağustos’ta kayaların üstünde insan kanı bulundu. Adli tıp, tüm kırıklarla birlikte kanama olacağını söylüyor. Bu neyi işaret ediyor? Olay anında boğuşmayı işaret ediyor. Avukat Nahit Eren: “37 halıda sadece 2 DNA çıktı” "Gelelim PSA sonuçlarına. Nevzat'a sordum, 'Sen dere kenarında çantayı açtın mı?' dedim. O da 'Açmadım' dedi. O zaman PSA nereden bulaştı? Bacak arasında tülbentte, çantanın içinde. Adli tıp, 'Cinsel istismar tespit edemem' diyor. Ben de soruyorum, yazma ve etek çantanın içindeyse, külot ön yüzde var. Olay örgüsünde şunu oturtamıyorum: Olay anında cinsel eyleme denk geldiyse, o zaman PSA çantada nasıl çıktı? O etek annenin mi, Narin'in mi? Bilimsel olarak bu bizi bir yere götürmüyor, sadece yorum olarak kalıyor. Enes Güran'a ait deliller. Benim tespitine göre 9 ayrı bölgeye dair tespit var. Kolundaki ısırık mesela. Bir sonuç çıkmadı. Isırık ön dişlerle yapılmış. Karşılaştırma yapılamıyor. Rapor bize sadece şunu söylüyor: 'Bu diş izinin 3 ve 6 günlük zaman dilimimde oluştuğunu anlatıyor.' Enes ne diyor? Gözaltına alındığında yaptım diyor. Enes 2 gün önce gözaltına alınıp ısırdığını söylüyorsa, o zaman adli tıp dediği 3 ve 6 günlük kısmı ile örtüşmüyor. Gelelim Narin'in elindeki saç örneklerine. Geçen süre baz alındığında, saç örnekleri aynı aile soyağacından çıkabilir diyor. Gelelim 37 halının incelenmesine. 37 halıdan sadece 2 kişiye ait DNA çıkıyor. Bu kadar az mı? Narin'in ve Narin'in kardeşine ait yastık kılıfında DNA çıkıyor. Bu dosyadaki en kritik olay köydeki kadınların kavgası. Bu delillere göre 4 sanığında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasını talep ediyoruz "  DAVA YARIN SAAT 09.00'A ERTELENDİ Narin Güran davası yarın saat 09.00'a ertelendi

Narin Güran cinayeti davasında ikinci duruşma başladı! Haber

Narin Güran cinayeti davasında ikinci duruşma başladı!

8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşması için tutuklu sanıklar Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nden cezaevi nakil araçlarıyla geniş güvenlik önlemi alınarak Diyarbakır Adliyesi'ne getirildi. Diyarbakır Adliyesi önüne de güvenlik önlemleri kapsamında polis bariyerleri yerleştirildi. Duruşmaya katılanlar, adliye önü ve içerisinde 2 ayrı noktada yapılan aramadan sonra duruşma salonuna alındı. Duruşmada, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile Narin'in cansız bedenini Eğertutmaz Deresi'ne sakladığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar ve avukatları hazır bulundu. Tanıkların kimlik tespiti ile başlayan duruşma, kamerayla kayıt altına alınıyor. Baba Arif Güran, "müşteki", 1'i tutuklu 3 kişi "tanık", Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Diyarbakır Barosu avukatları da "müşteki kurum" sıfatıyla duruşma salonunda yerini aldı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı ve AK Parti Osmaniye Milletvekili Derya Yanık da komisyon üyesi milletvekilleriyle duruşmayı takip ediyor. OLAY Diyarbakır'ın merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos'ta kaybolan Narin Güran'ın 8 Eylül'de Eğertutmaz Deresi'nde cansız bedenine ulaşılmıştı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan 23 şüpheliden aralarında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran ile komşuları Nevzat Bahtiyar'ın da bulunduğu 12 kişi tutuklanmıştı. Yüksel, Enes ve Salim Güran ile Nevzat Bahtiyar hakkında yürütülen soruşturma tamamlanmış, 4 sanık hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle hazırlanan iddianame, Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesince 23 Ekim'de kabul edilmişti. Sanıkların yargılanmasına 7 Kasım'da başlanmış, 3 gün süren ilk duruşma, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilerek 26 Aralık'a ertelenmişti. İlk duruşmanın ardından cumhuriyet savcısı hazırladığı 14 sayfalık mütalaayı celse arasında mahkemeye sunmuştu. Mahkeme, davanın ikinci duruşmasına amca Erhan Güran ve çoban Ahmet A'nın zorla getirilmesine, amca Salim Güran'ın işçisi tutuklu 15 yaşındaki şüpheli R.A'nın ise cezaevinden celbine karar vermişti.

Sıla bebeğin davası yarın başlıyor! Haber

Sıla bebeğin davası yarın başlıyor!

Tekirdağ'ın Malkara ilçesinde 8 Eylül 2024 tarihinde komşu çocukları tarafından şiddet ve cinsel istismara uğrayan 2 yaşındaki Sıla Yeniçeri bebeğin yaşamını yitirmesiyle ilgili yürütülen soruşturma tamamlanmıştı. Hazırlanan iddianamede, şüpheliler anne Bakiye Yeniçeri, komşu Kani A., komşu çocukları K.A. ile G.K. ve Sanlı Ö.'nün ihmalleri ve eylemleri dolayısıyla Sıla bebeğin ölümüne neden oldukları öne sürülüyor. ANNEYE 67 YIL, ÇOCUKLARA 66 VE 48 YIL HAPİS CEZASI İSTENİYOR Hazırlanan iddianamede, anne Bakiye Yeniçeri’nin toplam 67 yıl hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor. Komşu Kani A. için 28 yıl 6 ay hapis cezası isteniyor. Bakiye'nin sevgilisi Sanlı Ö. ise, “suçu bildirmeme” suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmak isteniyor. Suça sürüklenen çocuklardan G.K. için 66 yıl, K.A. için ise 48 yıl hapis cezası isteniyor. Mahkemenin yarın başlaması ile birlikte, davanın tüm yönleriyle ele alınması bekleniyor. Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek duruşmanın yetişkinler ile suça sürüklenmiş çocukların yargılanması bir arada olacağından CMK 185'inci maddesi gereğince duruşmalar kapalı yapılacak. BİLDİĞİ HALDE SUÇ DELİLERİNİ GİZLEMİŞTİ Anne Bakiye Yeniçeri’nin, çocuğunun bakım ve korunmasından sorumlu olduğu halde, Sıla’yı şiddet ve cinsel istismara uğrayabileceği bir ortamda bırakması, suç delillerini gizleyerek kanlı bezi çöpe atması ve bildirimde bulunmaması iddiaları öne sürülüyor. İddianamede, anne Bakiye Yeniçeri’nin olayda ihmali nedeniyle kasten adam öldürme suçlamasıyla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Komşu Kani A.’nın Sıla bebeğe yönelik cinsel istismar suçlarına karışması ve çocuğu cebir kullanarak hürriyetinden yoksun bırakması, Adli Tıp raporları ve DNA incelemeleriyle destekleniyor. Kani A.'nın oğlu K.A. ve komşu çocuğu G.K.’nin de istismar ve şiddet olaylarına dahil olduğu, ancak bu durumun ayrı bir soruşturma konusu olduğu belirtildi. Sanlı Ö. ise, Sıla bebeğin cinsel istismar ve şiddete uğradığını bildiği halde yetkililere bildirmemekle suçlanıyor. Sanlı’nın, olayla ilgili gerekli sorgulamaları yapmaması nedeniyle sorumluluğunun arttığı vurgulanıyor. Adli Tıp raporunda, Sıla Yeniçeri’nin ölümünün başına aldığı darbe sonucu gelişen beyin kanaması nedeniyle olduğu belirtiliyor. Ayrıca, Sıla bebeğin anal bölgesinde travma bulgularının bulunduğu ifade ediliyor. Malkara ilçesinde, Sıla bebeğin şiddet ve cinsel istismar sonucu 30 günlük bir yaşam mücadelesinin ardından 7 Ekim 2024 tarihinde hayatını kaybetmişti.

Soma Maden Faciası Davası 27 Şubat'a ertelendi Haber

Soma Maden Faciası Davası 27 Şubat'a ertelendi

10 yıl önce Manisa'nın Soma ilçesinde 301 işçinin hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan maden faciasıyla ilgili haklarında dava açılan 28 kamu görevlisinin yargılanmasına devam edildi. Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya sanıklar katılmadı. Sanık avukatları, dava dosyasındaki bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek, yeni bilirkişi raporu hazırlanması talebinde bulundu. Müşteki aileleri ve avukatları ise davaya katılma taleplerini yineleyerek, davanın "görevi kötüye kullanma" suçlamasıyla açılmasının yanlış olduğunu, olayda birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasının söz konusu olması nedeniyle mahkemenin görevsizlik kararı vermesini, dosyanın ağır ceza mahkemesine sevk edilmesini talep etti. Savcı, ifade vermesi gereken sanıklardan müfettiş A.Y'nin duruşmaya katılmadığını ve bu nedenle hakkında yakalama kararı çıkarılmasını talep etti. Sanık A.Y. hakkında yakalama kararı veren mahkeme heyeti, sanık avukatlarının yeni bilirkişi raporu hazırlanması talebinin ve madenci ailelerinin avukatlarının görevsizlik kararı taleplerinin bu aşamadaki reddine karar vererek, duruşmayı erteledi. DURUŞMA SONRASI AÇIKLAMA Duruşma sonrası açıklama yapan madenci ailelerinin avukatlarından Murat Kemal Gündüz, davanın üçüncü duruşmasını geride bıraktıklarını belirterek, "Soma ana davasındaki bilirkişi raporları, kamu görevlilerinin birden fazla insanın ölümüne neden olma ve yaralanmasına sebep olması suçundan sorumluluğunu çok açık ortaya koyuyor." dedi. Bu nedenle mahkeme heyetine, görevsizlik kararı vermesi ve dosyanın ağır ceza mahkemesine devredilmesi yönünde talepte bulunduklarını hatırlatan Gündüz, "Bu celsede de bu taleplerimizi tekrarladık. Beyanlarımızı verdik. Fakat mahkeme, görevsizlik kararının bir hüküm olduğundan cihetle ileriki süreçte verilebileceği gerekçesiyle şu aşamada görevsizlik itirazımızın reddine karar verdi." diye konuştu. MADEN FACİASI VE DAVA SÜRECİ Soma Kömürleri AŞ'nin işlettiği, yaklaşık 5 bin kişinin çalıştığı maden ocağında 13 Mayıs 2014'te vardiya değişimi sırasında çıkan yangının ardından galeriler dumanla dolmuş, 96 saat süren çalışmalar sonucu 486 işçi kurtarılmış, 301 işçinin cesedine ulaşılmıştı. Olayın ardından Soma Kömür İşletmeleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdürü Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik, Teknik Müdür İsmail Adalı, Teknik Nezaretçi Ertan Ersoy ve Emniyet Teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik tutuklanmış ve "Soma Maden Faciası Davası" süreci başlamıştı. Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi, 5 tutuklu sanığın 15 yıl ile 22 yıl 6 ay arasında değişen hapisle cezalandırılmasına, 9 sanığın adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına, 37 sanığın beraatine karar vermiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi ise Can Gürkan'ın yurt dışı yasağı konularak tahliye edilmesine hükmetmişti. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerel mahkeme kararını bozması sonrası yeniden yapılan yargılamada Can Gürkan'a 20 yıl, maden mühendisleri Adem Ormanoğlu ve Efkan Kurt'a 12 yıl 6'şar ay hapis cezası verilmiş, Haluk Evinç ise beraat etmişti. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, yeniden yargılama sürecinin tamamlanmasının ardından 4 Nisan 2022'de yerel mahkemenin kararını onamıştı. Olayda ihmalleri bulunduğu suçlamasıyla 28 kamu görevlisi hakkında Soma Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianame Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. DAVA 27 ŞUBAT 2025 TARİHİNE ERTELENDİ Davanın ardından açıklama yapan Ankara Barosu Avukatı Murat Kemal Gündüz, “Üç celsedir mahkemeye görevsizlik itirazında bulunuyoruz. Kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanma suçundan değil, birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına sebep olma suçundan yargılanması gerektiği gerekçesiyle dosyanın görevsizlik kararı verilerek Soma Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini talep ediyoruz. Bu celsede de taleplerimizi tekrarladık. Ancak mahkeme görevsizlik kararının bir hüküm olduğundan cihetle devamlı ileriki süreçte verilebileceği gerekçesiyle şu aşamada itirazımızı reddine karar verdi. Duruşmayı 27 Şubat'a erteledi” dedi.

Sinan Ateş davası sürüyor: Sanık avukatı, hücre kararına itiraz etti Haber

Sinan Ateş davası sürüyor: Sanık avukatı, hücre kararına itiraz etti

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ndeki salonda görülen duruşmaya, sanıklar, taraf avukatları, müşteki Ayşe Ateş ve yakınları katıldı. DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, DEVA Partisi Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Mustafa Yeneroğlu ve CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan da duruşmada yer aldı. Eylemin gerçekleşmesine yönelik bir savunmalarının olmadığını söyleyen tutuklu sanık Ufuk Köktürk’ün avukatı İlker Kocaoğlu, sebebinin müvekkilinin olaya dahil olmaması olduğunu söyledi. Avukat Kocaoğlu şu beyanda bulundu: “Müvekkilim, bir siyasi partinin il yönetici olduğu ve bir takım kişilerle çekindiği fotoğraflar gösterilerek suçlu ilan edilmiştir. Sadece 4 bin liralık bir para gönderimi vardır. Bir an için müvekkilimin bu olaya bilerek para gönderdiğini kabul etsek eşinden göndermezdi ve onun yerine bankamatikten, başkasının hesabından gönderirdi. Müvekkilime avukat Serdar Öktem ile görüşmeleri de sorulmuştur. Açık söylüyorum o gün Ufuk Köktürk beni de aradı. Miras konusu hakkında bir şeyler sordu. Avukat Serdar Öktem’i de bu yüzden aradığını biliyorum. Sadece cezaevinden arkadaşı Doğukan Çep’e bir miktar para gönderdiği ve sosyal medyadan bir siyasi partiye üye olduğu haberleri nedeniyle 19 aydır tutukludur. Tahliyesini talep ediyorum.'' "MÜVEKKİLİMİN HÜCREDE KALMASI HUKUKA AYKIRIDIR" Sanık Mustafa Uzunlar’ın avukatı Yağız Bekircan Çebi de müvekkilinin sadece arabasını kiraladığı için yargılandığını söyleyerek, "Müvekkilim doğrudan ve kasten bu olaya dahil olduğuna dair soyut ve somut bir bağ yoktur. Ne olayın öncesinde ne de sonrasında olayla ilgili kişilerle bir bağı bulunmamaktadır. Müvekkilimin hücrede kalması hukuka aykırıdır. Müvekkilimin beraatini düşünceniz aksi yöndeyse adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasını talep ediyorum” dedi. “MÜVEKKİLİM ARACI KİRALADIĞI İÇİN YARGILANMAKTADIR” Tutuklu sanık Osman Bayraktar’ın avukatı Yeşim Özen, ''Tüm deliller müvekkilimin atılı suçun işlenişinde herhangi bir yardımı dahi yoktur. Huzurdaki 16 sanık müvekkilimi tanımadıklarını belirtmiştir. Müvekkilim hakkında hiçbir somut delili dosyada görmemekteyiz. Kendisi tetikçiyi Ankara’ya götüren aracı kiraladığı için yargılanmaktadır. Müvekkilim aracın kiralanmasından bihaberdir. Bu dosyada müşteki tarafından bile müvekkilimin kendisine tek bir soru yöneltilmemiştir. Müvekkilimin siyasi ideolojik bir kimliği de yoktur. Bir buçuk senedir hiçbir suçu olmamasına rağmen tutukludur. Biz yapılacak adil yargılama neticesinde müvekkilimizin beraat edeceğine inanıyoruz ve bu yüzden tutuksuz yargılanmasını ve tahliyesini talep ediyoruz” diye konuştu. Mehmet Yüce’nin avukatı Duran Göçer, “Dosyadaki pek çok sanık gibi benim müvekkilimin de neden tutuklandığı dahi bilinmemektedir. Müvekkilim motor ve motor araçları satan dükkan sahibi bir kişidir. Ducati marka motoru pek çok platformdan satışa çıkarmıştır. Bu şekilde Vedat Balkaya kendisine ulaşmıştır. Müvekkilimin yapmış olduğu bir motor satışının hayatından 18 ayını alacağını bilmediği bir dosya ile karşı karşıyayız. Müvekkilimin dosyasına bakıldığında sanık olacak hiçbir husus yoktur ve buna rağmen tek kişilik bir hücrede kalmaktadır. Tahliyesini ve beraatini talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. Tutuklu sanık eski MİT personeli olduğu iddia edilen Çağlar Zorlu’nun avukatı Sümeyra İlpeşin ise şu ifadeleri dile getirdi: “Müvekkilim Tolgahan ile arkadaş ortamında tesadüfen tanışıyor ve uydurma adres veriyor. Tüm bu adresler medyada sanki müvekkilim tarafından bulunmuş gibi yansıtılmıştır. Benim müvekkilim MİT personeli olarak medyada yer aldı. Soruşturmanın tüm aşamalarında bu adreslerin doğru olmadığını defalarca söyledik. Sanki olayı gerçekleştiren faile maktulün adresi benim müvekkilim tarafından verilmiş gibi yansıtılmıştır. Hem dosya içinde hem de dosyayla hiçbir ilgisi olmayan medya mensupları tarafından böyle lanse edilmiştir.” Duruşma yarın 9'da devam etmek üzere ertelendi.

Sinan Ateş cinayeti davası bugün başlıyor! 22 sanık hakim karşısına çıkacak Haber

Sinan Ateş cinayeti davası bugün başlıyor! 22 sanık hakim karşısına çıkacak

Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin 22 şüphelinin yargılanmasına bugün, Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesince, Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda başlanacak. İlk duruşmayı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve CHP 7’nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da takip etmesi bekleniyor. “1 TEMMUZ’DAN İTİBAREN DE DELİLLER MAHKEMEDE TARTIŞILACAK” Adalet Bakanı Yılmaz Tunç TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu toplantısına katılmak için Meclise gelişinde gazetecilerin sorularını yanıtlarken, tutuklu sanıklar bakımından dava açıldığını ifade ederek, “Dosya zaten bütün kamuoyunun gündeminde, tüm delilleriyle zaten kamuoyuyla paylaşılmış durumda. Soruşturması devam eden kişiler bakımından da süreç devam ediyor. 1 Temmuz'dan itibaren de deliller mahkemede tartışılacak, bağımsız ve tarafsız yargımız bu konuda adaleti tecelli ettirecektir.” ifadelerini kullanmıştı. "DAVAYA SADECE AVUKATLARIMIZ KATILACAK" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öldürülmesine ilişkin davaya partisinden avukatların katılacağını söylemişti. Bahçeli konuşmasında, “1 Temmuz 2024 Pazartesi günü başlayacak mahut cinayet davasıyla partimizi ve Ülkü Ocaklarını ilişkilendirmek için tek ayak üzerinde kırk yalan söylerler. Söz konusu davaya sadece avukatlarımız katılacak, bunun dışında hiç kimse orada bulunmayacaktır. Herkes eteğindeki taşı döksün de şahit olalım. Kim ne biliyorsa, hangi belge, bilgi ve bulguya sahipse, mahkemeye sunsun da hepsinin ense tıraşını görelim.” ifadelerine yer vermişti. ATEŞ’İN EŞİNDEN PAYLAŞIM Sinan Ateş’in eşi Ayşe Ateş ise bugün görülmeye başlanacak olan dava öncesi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Unutulmasın ki bu sürecin sonunda ya bir doğum mucizesine ya da bir defin törenine şahit olacağız. Ya ‘Bismillah!’ diyeceğiz ya da ‘Ruhuna El Fatiha!’” ifadelerini kullanmıştı. AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİSLERİ İSTENİYOR İddianamede, tetikçi Eray Özyağcı ile onu olay yerine getiren ve kaçıran Vedat Balkaya ile Suat Kurt hakkında eylem üzerinde ortak hakimiyet ile müşterek fail olarak Sinan Ateş’e yönelik toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Sanıklardan silahlı eylemi organize ettiği iddia edilen Doğukan Çep ve şüpheli eski Ülkü Ocakları yöneticisi Tolgahan Demirbaş’ın ise suça azmettiren olarak maktule yönelik toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası isteniyor. Dosyanın sanıklarından Zekeriya Asarkaya, Hakan Saraç, Ufuk Köktürk, Mehmet Yüce, Mustafa Uzunlar, Askın Mert Gelenbey, Murat Can Çolak, Osman Bayraktar, Caner Güney, Umut Ersoy, Çaglar Zorlu, Aytaç Ataç, Emre Yüksel, Serdar Öktem, Erdem Karadeniz, Alper Atay, Mustafa Ensar Aykal’ın iştirak halinde işlenen suça yardım eden fail olarak maktule yönelik toplu halde, iştirak halinde tasarlayarak kasten öldürme suçundan hapis cezası isteniyor.

Motokurye Ata Emre cinayeti: İlk duruşma başladı! Haber

Motokurye Ata Emre cinayeti: İlk duruşma başladı!

Olay, 11 Mayıs'ta, Balıkesir'in Karesi ilçesi Karaoğlan Mahallesi Emir Sokak'ta meydana geldi. Zincir restoranda kurye olarak çalışan Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümü öğrencisi Ata Emre Akman'ı, sipariş dönüşünde önünü kesen E.Ö., vücudunun 25 yerinden bıçakladı. Ata Emre Akman hayatını kaybederken, kaçan E.Ö. operasyonla yakalandı. E.Ö. ile oğlunu sakladığı iddia edilen Orhan Ö. gözaltına alındı. 'Kasten yaralama' ve 'tehdit' suçlarından 6 ayrı suç kaydı bulunan E.Ö. ile babası, polisteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. E.Ö. tutuklanırken, babası Orhan Ö. serbest bırakıldı, itiraz üzerine tekrar gözaltına alınarak tutuklandı. Öte yandan olay, yakındaki okulun güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde; Ata Emre Akman'ın vücuduna aldığı çok sayıda bıçak darbesiyle motosikletinin üzerine düştüğü görüldü. Ayrıca olaydan bir hafta önce Ata Emre Akman'ın, ailesiyle gittiği tatilden görüntüleri de ortaya çıktı. Akman'ın kameraya el salladığı, gitar çalıp, kız arkadaşıyla şarkı söylediği anlar da kameraya yansıdı. BABA İÇİN DE İDDİANAME HAZIRLANDI Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı tamamlayıp, cinayetle ilgili ilk iddianamesini E.Ö. için hazırladı. E.Ö. hakkında 'canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme’ suçundan 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Ayrıca 'ruhsatsız silah taşıma' suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığı, E.Ö.'nün babası Orhan Ö. için de iddianame hazırladı. Orhan Ö. için 'canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürmeye azmettirme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. BABADAN 'ÖLDÜR' TALİMATI İddianamede; Orhan Ö.’nün dini nikahla yaşadığı Sultan Durmaz ile ayrıldıktan sonra Durmaz'ı sürekli rahatsız ettiği, işlediği başka suçtan hükümlü olarak bulunduğu İzmir Buca Açık Ceza İnfaz Kurumu'ndan 2 Mayıs'ta izinli çıktığı belirtildi. Orhan Ö.'nün çıktıktan sonra Durmaz'ın yaşadığı evin önüne gelip, birilerinin başına bir iş geleceği yönünde tehdit ettiği de iddianamede yer aldı. Ayrıca E.Ö.'nün olaydan önce aradığı Durmaz'a babası Orhan Ö.'nün talimatıyla kendisini öldüreceğini söylediği belirtildi. TANIK İFADELERİ DOĞRULADI İddianamede; E.Ö.'nün, Orhan Ö.'nün ceza infaz kurumunda bulunduğu sürede Sultan Durmaz'a yönelik herhangi bir eyleminin bulunmamasına karşılık, Orhan Ö.'nün cezaevinden çıktığı dönemde, oğlunun Durmaz'ın evinin önüne gidip Ataman'ı öldürmesinin Orhan Ö.'nün 'azmettirici' olduğunu gösterdiği; olayla ilgili alınan tanık ifadelerin de bunu doğruladığına yer verildi. Bu iddianame de Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi. İddianameleri kabul eden Balıkesir Ağır Ceza Mahkemesi açılan davaların birleştirilmesine karar verdi. HASTANE KAYITLARINDA YOK Balıkesir 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tensip zaptı düzenledi. Tensip zaptında mahkeme tarafından E.Ö.'nün, nüfus ve hastane kayıtlarına göre 24 Nisan 2007'de doğduğu belirtilerek, nüfusa ise 14 Ağustos 2009'da kaydının gerçekleşmesi hususu yer aldı. Orhan Ö.'nün düşük ve ölüm de dahil başka bir çocuğu olup olmadığının araştırılması istendi. Ayrıca Balıkesir İl Halk Sağlığı Müdürlüğüne müzekkere yazılarak 24 Nisan'da 2007'de topuk kanı alınıp alınmadığı soruldu. Yine E.Ö.'nün tüm hastane kayıtları hakkında mahkemeye bilgi verilmesi, 24 Nisan 2007 tarihi öncesinde herhangi bir kayıt bulunup bulunmadığı bilgisi istendi. Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü tarafından mahkemeye E.Ö.'nün topuk numunesinin bulunmadığı ve anneye ait 2007 doğumlu bir bebeğin kayıtlarda olmadığı bildirildi. Balıkesir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde davanın ilk duruşması görülmeye başlandı. Duruşmaya sanıklardan E.Ö. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanırken, babası Orhan Ö., Ata Emre Akman'ın annesi Zuhal Akman, babası Erol Akman, Akman ailesinin avukatı Özden Başak ve İbrahim Erenci, Balıkesir'deki kurye dernekleri üyeleri katıldı. '18 YAŞINDAN KÜÇÜK OLDUĞUNA HİÇ KİMSE İNANMIYOR' Duruşma öncesi adliye önünde Avukat Özden Başak basın açıklaması yaptı. Başak, "11 Mayıs'tan itibaren süregelen durum bugün artık bir noktaya geldi. Davanın ilk duruşması birazdan görülecek. Katilin 18 yaşından küçük olduğuna dair iddialar var. Fakat hem suçu işleme tarzı hem görüntüleri hem bu işi planlayabilmesi, artı tanık ifadelerini dikkate aldığımızda biz katilin 18 yaşından büyük olduğu iddiasındayız ve onunla ilgili savcılık safhasında bir talepte bulunmuştuk. Tutuklu olduğu için bir an önce iddianamenin yazılması anlamında sayın savcılık makamı ilk bunu değerlendirmedi, mahkemeye bıraktı. Bugün de bu talebimizi yineleyeceğiz. Aileyle İstanbul'dan geldik. Görüntü itibariyle katilin 18 yaşından küçük olduğuna hiç kimse inanmıyor. Dolayısıyla Türk Ceza Kanunu'ndaki yaş indiriminden faydalanmaması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. 'BURADAN HEPİMİZİN VİCDANINI RAHATLATAN BİR KARAR ÇIKACAK' Başak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunun dışında bu tarz eylemleri yapan failler genelde haksız tahrike sokmak ister. Hep denk geldiğimiz bir durum. Burada öyle bir durum da yok. Görüntüleri dikkatle incelediğinizde çocuğumuzun olaya herhangi bir dahli yok. Yani doğrudan öldürmek kastıyla bir arabanın arkasından ona karşı hareket eden bir şahıs söz konusu. Daha birinci saniyeden sol eliyle bizim çocuğumuzun boynunu tutup bir iki saniye sonra da zaten icra hareket başlıyor. Hepinizin de bildiği gibi onu mermi gibi yetiştiren babası da şu an azmettiren sıfatıyla yargılanıyor. Bu davanın bir milat olacağını, bu tarz can yakıcı davaları da sayın mahkemenin önüne tarihi bir fırsat geldiğini düşünüyoruz. Umarım buradan hepimizin vicdanını rahatlatan bir karar çıkacak. Tabii bugün için böyle bir beklentimiz yok ama hep birlikte yargılama sürecinde bizleri birazcık soğutacak bir karar çıkacağına inanmak istiyoruz." 'BUGÜN ATA EMRE'NİN ADALETİNİ ARAMAYA GELDİK' Kurye Hakları Derneği Başkanı Mesut Çeki ise kurye dernekleri adına yaptığı açıklamada, "Burada Emekçi Motokuryeler Derneği, Motokuryeli İşçiler Derneği, Bursa Motosikletli Kuryeler Derneği ve Ankara Kurye Esnaf Odası'ndan arkadaşlarımız var. Ata Emre kardeşimiz için geldik. Ata Emre kardeşimiz ne ilk ne de son olacak. Biz bunu biliyoruz, çok acılıyız. Ailenin acısını yürekten paylaşıyoruz. Ata Emre, karanlık bir sokakta bir cani tarafından katledildi. Çalışırken katledildi. Siparişini teslim ederken katledildi. Ailesi onun görüntülerini izlemeye dayanamadı. Biz de dayanamadık. O yüzden burada konuşurken gerçekten çok zorlanıyorum. Çünkü bugün aynı zamanda Ankara'da Samet Özgül davası görülüyor. O da üniversiteli, kurye arkadaşımızdı. 2 yıl önce 3 trafik magandası tarafından boğazından bıçaklanarak öldürüldü ve ailesi 2 yıldır adalet arıyor. Biz de bugün Ata Emre'nin adaletini aramaya geldik. Bu bizim ilk duruşmamız. Ama Ata bizim ilk kaybımız değil. 2022'de en az 58 arkadaşımızı kaybettik. 2023'te en az 68. 2024'ün ilk 6 ayında 30 arkadaşımızı kaybettik. Biz her gün ölüyoruz. Dövizlerimizde yazıyor, biz tehlikeli meslek yapıyoruz ama henüz çok tehlikeli meslekler arasında değiliz" ifadelerini kullandı. 'BUGÜN ADALETİN KAPISINI ÇALIYORUZ' Çeki, sözlerini şöyle sürdürdü: "Trafikte bize birisi vurursa, Yunus Emre Göçer davasında gördük birkaç ay hapis bile yatmadan çıkanlar var. Canımıza 27 bin 300 TL fiyat da biçildi. Katillerimiz 3-5 ay içerisinde salındı, 6 ayrı suç kaydı olan birisi Ata kardeşimizi öldürebiliyor. Bu dava sadece Akman ailesinin davası değildir. Bu dava sadece kuryelerin davası değildir. Bu dava bütün Balıkesir'in, bütün Türkiye'nin davasıdır. Aileler gerçekten yasını tutmadan adalet aramak zorunda kalıyor. Buradan bütün basın mensuplarına ricamız şudur; ailenin çığlığını yetkililere duyursunlar. Lütfen duyurun. Artık biz ölmek istemiyoruz. Öldürüldüğümüzde de katillerin çok az cezalar alarak, elini kolunu sallayarak hapisten çıkmasını istemiyoruz. Buradaki mahkeme heyeti de lütfen elini vicdanına koysun. Biz motokuryeyiz. Her gün ilaç taşıyoruz. Yiyecek taşıyoruz. Hepinizin kapısını çalıyoruz. Biz bugün adaletin kapısını çalıyoruz. Adalet istiyoruz. Ata için adalet istiyoruz. Bütün motokuryeler için adalet istiyoruz. Artık çalışırken ölmek istemiyoruz."

Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
logo
Herkes Duysun En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.