Öğretmen-öğrenci ilişkileri sosyolojiyi dönüştürüyor
Yazının Giriş Tarihi: 05.03.2025 12:24
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.03.2025 12:25
Bir zamanlar okullar bilgi yuvalarıydı. Okullar bir zamanlar öğretmenlerin rehber, öğrencilerin ise hevesli yolcular olduğu yerlerdi. Saygı, sevgi ve karşılıklı bir öğrenme arzusu, bu ilişkinin temel taşlarını oluştururdu. Ancak günümüzde, bu tablo yerini bambaşka bir manzaraya bırakmış gibi görünüyor. Öğretmenler, sanki sadece maaş almak için okulda zaman dolduran memurlar haline gelirken; öğrenciler, herhangi bir hedef ya da ideal olmadan, yalnızca zorunluluktan dolayı sınıfları dolduruyor. Peki, bu değişim nereden kaynaklanıyor ve daha da önemlisi, ileride toplumun sosyolojik yapısını nasıl etkileyecek?
Eskiden öğretmenlik bir meslekten öte bir misyondu. Öğretmenler, öğrencilerine sadece matematik ya da tarih öğretmez, aynı zamanda hayatı, ahlakı ve sorumluluğu da aşılardı. Öğrenciler ise öğretmenlerini bir otorite figürü olmanın ötesinde, bir rol model olarak görürdü. Ancak modern eğitim sisteminde, bu bağ giderek zayıfladı. Öğretmenler, bürokratik baskılar, düşük maaşlar ve motivasyon kaybı nedeniyle idealist ruhlarını yitirmiş görünüyor. Birçoğu, ders zilinin çalmasını bekleyen birer saat bekçisine dönüştü. Öte yandan öğrenciler, sınav odaklı bir sistemde sıkışıp kalarak, öğrenmeyi bir yük olarak görmeye başladı. Hayalleri, hedefleri ya da merak duygusu yerine, “Mecburum, yoksa sınıfta kalırım” düşüncesi hâkim.
Bu durumun sorumlusu tek bir taraf değil elbette. Teknolojinin getirdiği hızlı yaşam, değerlerin erozyona uğraması, aile yapılarındaki değişim ve eğitim politikalarının ruhsuzlaşması, bu tablonun parçaları. Sosyal medya çağında büyüyen öğrenciler, anlık tatmin arayışıyla sabır ve emek gerektiren öğrenme sürecine yabancılaştı. Öğretmenler ise, bir yandan velilerin baskısı, bir yandan idari yükümlülükler arasında sıkışıp kalarak öğrencilerine ilham verme şansını kaybetti. Saygı ve sevgi, yerini karşılıklı bir ilgisizliğe bıraktı.
Peki, bu gidişat ileride sosyolojiyi nasıl etkileyecek? Eğer öğretmen-öğrenci ilişkisi bu şekilde mekanik ve ruhsuz bir hale gelmeye devam ederse, gelecek nesillerde aidiyet duygusu zayıf, bireyci ve empatiden yoksun bir toplum ortaya çıkabilir. Eğitim, bireyleri topluma bağlayan en güçlü zincirlerden biridir. Ancak bu zincir koptuğunda, gençler ne kendilerine ne de çevrelerine karşı sorumluluk hissedecek. Öğretmenlerin sadece “işini yapan” birer figür olarak algılanması, otoriteye ve bilgiye olan güveni sarsacak; bu da uzun vadede kaotik ve güvensiz bir toplumsal yapıya yol açabilir.
Dahası, öğrencilerin idealsiz yetişmesi, inovasyon ve yaratıcılık gibi toplumları ileriye taşıyan unsurları baltalayacak. Hedefsiz bir nesil, sadece tüketmeye odaklı, üretmekten uzak bir toplumu doğurur. Sosyolojik açıdan bakıldığında, bu durum gelir eşitsizliğini derinleştirebilir, sosyal hareketliliği azaltabilir ve kolektif bilinç yerine bireysel çıkarların ön planda olduğu bir dünya yaratabilir. Saygının ve sevginin yerini alan bu soğuk mesafe, nihayetinde yalnızlaşmış bireylerden oluşan bir topluma zemin hazırlar.
Bu tabloyu tersine çevirmek mümkün mü? Elbette, ama bunun için eğitim sisteminin ruhunu geri kazanması gerek. Öğretmenlere hak ettikleri değer verilmeli, öğrenciler ise öğrenmenin bir zorunluluk değil, bir keşif yolculuğu olduğuna inandırılmalı. Aksi takdirde, bugünün sınıflarında kaybolan saygı ve sevgi, yarının toplumunda çok daha büyük boşluklar yaratacak. Gelecek, bugünün eğitimine bağlı; peki, biz bu bağı ne kadar güçlü tutabiliyoruz?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Gazze yarasının kabuğu dün akşam yeniden kalktı
18.03.2025 11:57
Dün akşam, 17 Mart 2025'te Gazze Şeridi bir kez daha kan ve gözyaşıyla sarsıldı. İsrail ordusunun tek taraflı olarak ateşkesi bozup başlattığı hava saldırıları, bölgedeki kırılgan umutları yerle bir etti. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın ilk açıklamalarına göre, saldırılarda en az 190 Filistinli hayatını
Öğretmen-öğrenci ilişkileri sosyolojiyi dönüştürüyor
05.03.2025 12:24
Bir zamanlar okullar bilgi yuvalarıydı. Okullar bir zamanlar öğretmenlerin rehber, öğrencilerin ise hevesli yolcular olduğu yerlerdi. Saygı, sevgi ve karşılıklı bir öğrenme arzusu, bu ilişkinin temel taşlarını oluştururdu. Ancak günümüzde, bu tablo yerini bambaşka bir manzaraya bırakmış gibi görünüy
Modern zamanın görünmez hastalığı: Dijital bağımlılık
20.02.2025 14:29
Son yıllarda oldukça gelişen teknoloji, hayatımızı önemli ölçüde değiştirdi. Teknoloji, hayatımızı kolaylaştırmasının yanı sıra yeni hastalıkları da beraberinde getirdi. Bunların en önemlisi ise bugün, dijital bağımlılık olarak karşımıza çıkıyor.
Örneğin sabah alarmımız bile akıllı telefonla çalıyo
ABD’nin Filistinlileri Gazze’den sürme planı sonuç verecek mi?
12.02.2025 11:20
Son günlerde dünya gündemi, ABD Başkanı Donal Trump’ın, Gazze’deki Filistinlilere yönelik ağır bir insanlık suçu teşkil eden “sürgün” planı ile çalkalanıyor. Trump’ın başkanlığa gelmesinden sonraki ilk icraatlerinden biri, Gazze’deki süreci Netanyahu’dan ‘devralmak’ istediğini açıklamak oldu.
Dah
Tam iki yıl önce bugün… Bu saatlerde ne yapıyorduk hatırlıyor muyuz? Hadi biraz geçmişe gidelim.
Tarih 6 Şubat 2023. Saat 04.17. Türkiye yeni güne, Kahramanmaraş merkezli 7.8 şiddetinde bir depremle uyandı.
Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana, M
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
Herkes Duysun
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Emirhan AKGÜL
Öğretmen-öğrenci ilişkileri sosyolojiyi dönüştürüyor
Bir zamanlar okullar bilgi yuvalarıydı. Okullar bir zamanlar öğretmenlerin rehber, öğrencilerin ise hevesli yolcular olduğu yerlerdi. Saygı, sevgi ve karşılıklı bir öğrenme arzusu, bu ilişkinin temel taşlarını oluştururdu. Ancak günümüzde, bu tablo yerini bambaşka bir manzaraya bırakmış gibi görünüyor. Öğretmenler, sanki sadece maaş almak için okulda zaman dolduran memurlar haline gelirken; öğrenciler, herhangi bir hedef ya da ideal olmadan, yalnızca zorunluluktan dolayı sınıfları dolduruyor. Peki, bu değişim nereden kaynaklanıyor ve daha da önemlisi, ileride toplumun sosyolojik yapısını nasıl etkileyecek?
Eskiden öğretmenlik bir meslekten öte bir misyondu. Öğretmenler, öğrencilerine sadece matematik ya da tarih öğretmez, aynı zamanda hayatı, ahlakı ve sorumluluğu da aşılardı. Öğrenciler ise öğretmenlerini bir otorite figürü olmanın ötesinde, bir rol model olarak görürdü. Ancak modern eğitim sisteminde, bu bağ giderek zayıfladı. Öğretmenler, bürokratik baskılar, düşük maaşlar ve motivasyon kaybı nedeniyle idealist ruhlarını yitirmiş görünüyor. Birçoğu, ders zilinin çalmasını bekleyen birer saat bekçisine dönüştü. Öte yandan öğrenciler, sınav odaklı bir sistemde sıkışıp kalarak, öğrenmeyi bir yük olarak görmeye başladı. Hayalleri, hedefleri ya da merak duygusu yerine, “Mecburum, yoksa sınıfta kalırım” düşüncesi hâkim.
Bu durumun sorumlusu tek bir taraf değil elbette. Teknolojinin getirdiği hızlı yaşam, değerlerin erozyona uğraması, aile yapılarındaki değişim ve eğitim politikalarının ruhsuzlaşması, bu tablonun parçaları. Sosyal medya çağında büyüyen öğrenciler, anlık tatmin arayışıyla sabır ve emek gerektiren öğrenme sürecine yabancılaştı. Öğretmenler ise, bir yandan velilerin baskısı, bir yandan idari yükümlülükler arasında sıkışıp kalarak öğrencilerine ilham verme şansını kaybetti. Saygı ve sevgi, yerini karşılıklı bir ilgisizliğe bıraktı.
Peki, bu gidişat ileride sosyolojiyi nasıl etkileyecek? Eğer öğretmen-öğrenci ilişkisi bu şekilde mekanik ve ruhsuz bir hale gelmeye devam ederse, gelecek nesillerde aidiyet duygusu zayıf, bireyci ve empatiden yoksun bir toplum ortaya çıkabilir. Eğitim, bireyleri topluma bağlayan en güçlü zincirlerden biridir. Ancak bu zincir koptuğunda, gençler ne kendilerine ne de çevrelerine karşı sorumluluk hissedecek. Öğretmenlerin sadece “işini yapan” birer figür olarak algılanması, otoriteye ve bilgiye olan güveni sarsacak; bu da uzun vadede kaotik ve güvensiz bir toplumsal yapıya yol açabilir.
Dahası, öğrencilerin idealsiz yetişmesi, inovasyon ve yaratıcılık gibi toplumları ileriye taşıyan unsurları baltalayacak. Hedefsiz bir nesil, sadece tüketmeye odaklı, üretmekten uzak bir toplumu doğurur. Sosyolojik açıdan bakıldığında, bu durum gelir eşitsizliğini derinleştirebilir, sosyal hareketliliği azaltabilir ve kolektif bilinç yerine bireysel çıkarların ön planda olduğu bir dünya yaratabilir. Saygının ve sevginin yerini alan bu soğuk mesafe, nihayetinde yalnızlaşmış bireylerden oluşan bir topluma zemin hazırlar.
Bu tabloyu tersine çevirmek mümkün mü? Elbette, ama bunun için eğitim sisteminin ruhunu geri kazanması gerek. Öğretmenlere hak ettikleri değer verilmeli, öğrenciler ise öğrenmenin bir zorunluluk değil, bir keşif yolculuğu olduğuna inandırılmalı. Aksi takdirde, bugünün sınıflarında kaybolan saygı ve sevgi, yarının toplumunda çok daha büyük boşluklar yaratacak. Gelecek, bugünün eğitimine bağlı; peki, biz bu bağı ne kadar güçlü tutabiliyoruz?
Gazze yarasının kabuğu dün akşam yeniden kalktı
18.03.2025 11:57Dün akşam, 17 Mart 2025'te Gazze Şeridi bir kez daha kan ve gözyaşıyla sarsıldı. İsrail ordusunun tek taraflı olarak ateşkesi bozup başlattığı hava saldırıları, bölgedeki kırılgan umutları yerle bir etti. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın ilk açıklamalarına göre, saldırılarda en az 190 Filistinli hayatını
Öğretmen-öğrenci ilişkileri sosyolojiyi dönüştürüyor
05.03.2025 12:24Bir zamanlar okullar bilgi yuvalarıydı. Okullar bir zamanlar öğretmenlerin rehber, öğrencilerin ise hevesli yolcular olduğu yerlerdi. Saygı, sevgi ve karşılıklı bir öğrenme arzusu, bu ilişkinin temel taşlarını oluştururdu. Ancak günümüzde, bu tablo yerini bambaşka bir manzaraya bırakmış gibi görünüy
Modern zamanın görünmez hastalığı: Dijital bağımlılık
20.02.2025 14:29Son yıllarda oldukça gelişen teknoloji, hayatımızı önemli ölçüde değiştirdi. Teknoloji, hayatımızı kolaylaştırmasının yanı sıra yeni hastalıkları da beraberinde getirdi. Bunların en önemlisi ise bugün, dijital bağımlılık olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin sabah alarmımız bile akıllı telefonla çalıyo
ABD’nin Filistinlileri Gazze’den sürme planı sonuç verecek mi?
12.02.2025 11:20Son günlerde dünya gündemi, ABD Başkanı Donal Trump’ın, Gazze’deki Filistinlilere yönelik ağır bir insanlık suçu teşkil eden “sürgün” planı ile çalkalanıyor. Trump’ın başkanlığa gelmesinden sonraki ilk icraatlerinden biri, Gazze’deki süreci Netanyahu’dan ‘devralmak’ istediğini açıklamak oldu. Dah
Türkiye 6 Şubat’ı unuttu mu?
06.02.2025 09:48Tam iki yıl önce bugün… Bu saatlerde ne yapıyorduk hatırlıyor muyuz? Hadi biraz geçmişe gidelim. Tarih 6 Şubat 2023. Saat 04.17. Türkiye yeni güne, Kahramanmaraş merkezli 7.8 şiddetinde bir depremle uyandı. Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana, M
Sanat camiası yasta! Volkan Konak ne zaman, neden öldü? Volkan Konak'ın cenaze töreni ne zaman? İşte tüm detaylar...
Beklenen değeri göremeyen 10 film
Çöl tozunun zararları nelerdir?
Bayramda Bursa'da gezilecek yerler
Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenler
Cilt tipinize göre tüketmemeniz gereken besinler
Diş beyazlatmada 6 doğal ve etkili yöntem
Sanat camiası yasta! Volkan Konak ne zaman, neden öldü? Volkan Konak'ın cenaze töreni ne zaman? İşte tüm detaylar...
Beklenen değeri göremeyen 10 film
Çöl tozunun zararları nelerdir?
Bayramda Bursa'da gezilecek yerler
Güneş gözlüğü alırken dikkat edilmesi gerekenler
Cilt tipinize göre tüketmemeniz gereken besinler
Diş beyazlatmada 6 doğal ve etkili yöntem
Sanat camiası yasta! Volkan Konak ne zaman, neden öldü? Volkan Konak'ın cenaze töreni ne zaman? İşte tüm detaylar...
İmsak
05:14Güneş
06:41Öğle
13:15İkindi
16:46Akşam
19:35Yatsı
20:56