ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı “Operation Epic Fury” (Destansı Öfke Operasyonu), 2 Mart 2026 itibarıyla bölgeyi tam anlamıyla bir ateş çemberine çevirdi. İran dini lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybettiğinin doğrulanmasıyla tırmanan gerilim, karşılıklı füze saldırılarıyla sivil ve askeri kayıpların hızla artmasına neden oluyor. Harekatın üçüncü gününde gelen ilk veriler, savaşın yıkıcı boyutlarını gözler önüne seriyor.

İran: Binlerin Üzerinde Kayıp ve İnsani Dram
Operasyonun merkez üssü olan İran’da bilanço her saat ağırlaşıyor. ABD ve İsrail jetlerinin 900’den fazla stratejik noktayı hedef alması sonucu, hem askeri kanatta hem de sivil yerleşimlerde büyük kayıplar yaşanıyor. Bağımsız kaynaklar ve yerel yardım kuruluşları, İran genelinde hayatını kaybedenlerin sayısının 1.000 ile 1.200 arasında olduğunu bildiriyor. Özellikle Minab bölgesinde bir eğitim kurumuna isabet eden füzeler nedeniyle yaşanan çocuk ölümleri, savaşın en trajik karesi olarak kayıtlara geçti. Ülke genelinde yaralı sayısının 5.000’i aştığı tahmin ediliyor.

İsrail ve ABD: Misilleme Hattında Kayıplar
İran’ın “intikam” sözüyle başlattığı karşı füze ve dron saldırıları, İsrail şehirlerinde ve bölgedeki ABD üslerinde de can kayıplarına yol açtı. İsrail’in Beit Shemesh bölgesinde bir sığınağa isabet eden füze sonucu aralarında çocukların da bulunduğu 12 sivil hayatını kaybetti. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ise savaşın başından bu yana ilk kez resmi kayıplarını açıkladı; Kuveyt’teki lojistik birime yapılan saldırıda 3 Amerikan askeri yaşamını yitirdi, çok sayıda asker ise yaralandı.

Bölge Ülkelerine Sıçrayan Ateş
Savaş sadece ana aktörlerle sınırlı kalmayıp, çevre ülkelere de sıçramış durumda. İran’ın bölgedeki ABD varlığını hedef alan misillemeleri sonucu Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Irak’ta da can kayıpları yaşanıyor. Özellikle Lübnan sınırında İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların şiddetlenmesiyle, Lübnan tarafında 30’dan fazla kişinin hayatını kaybettiği bildiriliyor. Bölge genelinde internet kesintileri ve kitlesel göç hareketliliği, krizin kontrol edilemez bir noktaya evrildiğini gösteriyor.



