featured
  1. Haberler
  2. Dünya
  3. BM Genel Sekreter adayları canlı yayında bir araya gelerek soruları yanıtladı

BM Genel Sekreter adayları canlı yayında bir araya gelerek soruları yanıtladı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için yarışan altı aday, New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen canlı yayın programında soruları yanıtladı. Adayların açıklamalarına, Gazze, ABD-İsrail-İran savaşı, Hürmüz Boğazı krizi ve Rusya-Ukrayna ...

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği için yarışan altı aday, New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen canlı yayın programında soruları yanıtladı. Adayların açıklamalarına, Gazze, ABD-İsrail-İran savaşı, Hürmüz Boğazı krizi ve Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin yaklaşımları damga vurdu. Adayların tamamı, Güvenlik Konseyi’nin karar alamadığı durumlarda Genel Sekreter’in geri çekilmemesi gerektiğini savunurken, taraflarla doğrudan temas, arabuluculuk, özel elçiler, önleyici diplomasi ve bölgesel örgütlerle işbirliği öne çıktı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bu yıl sonunda görev süresinin dolması sebebiyle yeni Genel Sekreterlik yarışı için altı aday ilk kez aynı platformda bir araya geldi. New York’taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen ve Bloomberg tarafından canlı yayınlanan “BM Şehir Toplantısı: Bir Sonraki Genel Sekreter” başlıklı programa Şili’nin eski Cumhurbaşkanı ve BM İnsan Hakları eski Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, Ekvador’un eski Dışişleri Bakanı ve BM Genel Kurulu eski Başkanı Maria Fernanda Espinosa, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, Kosta Rikalı eski Bakan ve BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri Rebeca Grynspan, Guyana BM Daimi Temsilcisi Carolyn Rodrigues-Birkett ve Senegal’in eski Cumhurbaşkanı Macky Sall katıldı. Yaklaşık 90 dakika süren programda adaylar, diplomatlar, BM çalışanları ve sivil toplum temsilcilerinden gelen soruları yanıtladı. Tartışmanın önemli bölümünü Gazze, İran’daki savaş, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, Rusya-Ukrayna savaşı, Güvenlik Konseyi’nin tıkanması ve BM’nin uluslararası krizlerin çözümünde giderek daha fazla devre dışı kalması oluşturdu.

Ortadoğu’daki çatışmalar BM’nin etkisizliğini gündeme taşıdı

Adaylar konuşmalarının genelinde, ABD ve İsrail’in İran’la karşı karşıya geldiği savaşın yalnızca bölgesel bir güvenlik krizi olarak değil, Birleşmiş Milletler sisteminin işlerliğini sınayan küresel bir çatışma olarak ele aldı. Tartışmanın başında Gazze ve İran’daki çatışmalar, BM’nin uluslararası barış ve güvenliği koruma kapasitesini sınayan başlıca krizler arasında gösterildi. İran savaşıyla bağlantılı Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel enerji piyasalarını ve uluslararası ticareti tehdit ettiği, buna rağmen BM Güvenlik Konseyi’nin ortak bir karar kabul edemediği vurgulandı. Adaylara doğrudan ABD, İsrail ve İran’ın askeri tutumlarını değerlendirmeleri sorulmadı. Ancak verdikleri cevaplarda savaşın taraflarıyla doğrudan temas kurulması, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyeleri arasındaki görüş ayrılıklarının aşılması, İran’la diyalog kanallarının açık tutulması ve savaşın Hürmüz Boğazı üzerinden dünya ekonomisine yayılan etkilerinin sınırlandırılması öne çıktı. Altı aday da Güvenlik Konseyi’nin ABD, Çin, Rusya, İngiltere ve Fransa arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle karar alamamasının Genel Sekreter’in hareketsiz kalmasını haklı çıkarmayacağı görüşünde birleşti.

İran savaşının Hürmüz Boğazı’na etkileri altı adaya soruldu

Programın kriz ve çatışmalara ayrılan ilk bölümünde altı adaya, İran savaşıyla bağlantılı Hürmüz Boğazı krizinin küresel enerji piyasalarını, uluslararası ticareti ve dünyanın en önemli deniz yollarından birini nasıl tehdit ettiği soruldu. Moderatörler, Güvenlik Konseyi’nin ortak karar alamadığını hatırlatarak, Konsey içindeki diplomasinin başarısız olması halinde BM’nin barışı koruma ve çatışmayı sona erdirme konusunda nasıl anlamlı bir rol oynayabileceğini sordu. Adayların tamamı, Güvenlik Konseyi’nin İran savaşı ve Hürmüz Boğazı konusunda karar alamamasının Genel Sekreter’in geri çekilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini savundu.

Rodrigues-Birkett: “Genel Sekreter’in yapamayacağı tek şey denememektir”

Guyanalı aday Carolyn Rodrigues-Birkett, İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda ortaya çıkan krizin sona erdirilmesi konusunda istenen sonuçların alınamadığını söyledi. Güvenlik Konseyi üyeleri arasında anlaşma sağlanamadığında Genel Sekreter’in çatışan taraflarla diyalog kurulmasını sağlayacak alternatifler geliştirebileceğini belirten Rodrigues-Birkett, jeopolitik şartlar ne kadar zor olursa olsun diplomatik girişimlerden vazgeçilmemesi gerektiğini ifade etti. Rodrigues-Birkett, “Genel Sekreter’in yapamayacağı tek bir şey varsa, o da denememektir” mesajını verdi. İran, Haiti, Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi krizleri örnek gösteren Rodrigues-Birkett, Genel Sekreter’in elindeki araçların yetersiz kaldığı durumlarda yeni öneriler hazırlayarak bunları Güvenlik Konseyi’ne sunması gerektiğini söyledi. Rodrigues-Birkett ayrıca, Genel Sekreter’in tarafsızlığından, sahadaki BM varlığından, iyi niyet girişimlerinden ve özel temsilci atama yetkisinden yararlanabileceğini belirtti. Bir veto kararının büyük insani acılara yol açması ihtimali halinde, vetoyu kullanacak ülkeyle doğrudan görüşerek kararın sonuçlarını anlatacağını ifade etti.

Sall: BM, İran ve Hürmüz müzakerelerinin dışında kalmamalı

Senegal’in eski Cumhurbaşkanı Macky Sall, BM’nin İran savaşı ve Hürmüz Boğazı dahil birçok büyük krize ilişkin müzakerelerin merkezinde olmadığını söyledi. Örgütün zaman zaman gelişmeleri kenardan izlemek zorunda kaldığını belirten Sall, BM Şartı doğrultusunda işleyen etkili bir Güvenlik Konseyi’ne her zamankinden fazla ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Sall, Konsey üyeleri ve özellikle beş daimi üye arasındaki güven eksikliğinin krizlerin çözümsüz kalmasına neden olduğunu söyledi. Genel Sekreter olarak en önemli katkısının ağır gerilim dönemlerinde bile bütün taraflarla konuşmak, diyalog kanallarını açık tutmak ve iletişim köprüleri kurmak olacağını belirten Sall, ABD, İsrail, İran ve bölgedeki diğer aktörler arasında doğrudan ve dolaylı diplomasi yürütülmesi gerektiğini savundu. Sall, önleyici diplomasi, sessiz diplomasi ve erken uyarı mekanizmalarının kullanılmasını istedi.

Grynspan: Karadeniz modeli Hürmüz Boğazı’nda uygulanabilir

Kosta Rikalı aday Rebeca Grynspan, Güvenlik Konseyi’ndeki tıkanıklığın Genel Sekreter’in görevinin sona erdiği değil, başladığı an olduğunu vurguladı. Genel Sekreter’in temel görevinin uzlaşma imkanları oluşturmak olduğunu belirten Grynspan, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında yürütülen Karadeniz Tahıl Girişimi’ni örnek gösterdi. Tahıl ve diğer tarım ürünlerinin dünya pazarlarına taşınmasını sağlayan girişimin gıda fiyatlarının düşürülmesi ve çatışmadan uzaktaki ülkelerin savaşın ekonomik sonuçlarından korunması için geliştirildiğini hatırlatan Grynspan, Hürmüz Boğazı’nda da benzer bir diplomatik model uygulanabileceğini söyledi. Grynspan konuşmasında, “Savaşın tamamını sona erdirecek bir anlaşma sağlanamasa bile petrol ve doğalgaz sevkiyatını, deniz trafiğini ve uluslararası ticareti güvence altına alacak sınırlı mutabakatlar yapılabilir” ifadelerini kullandı. Grynspan, İran ve savaşın diğer taraflarıyla krizin en başından itibaren temas kurulması gerektiğini belirtti.

Bachelet: İyi niyet misyonları ve özel elçiler devreye sokulmalı

Şili’nin eski Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet, Genel Sekreter’in öncelikle İran savaşı gibi krizleri öngörmeye ve büyümeden önlemeye çalışması gerektiğini söyledi. Her krizin tamamen önlenemeyeceğini kabul eden Bachelet, bu durumda BM Şartı’nın Genel Sekreter’e sağladığı bütün diplomatik araçların kullanılması gerektiğini belirtti. Bachelet, iyi niyet misyonlarının devreye sokulması, çatışan taraflarla köprülerin korunması, arabuluculuk yapılması, özel elçiler görevlendirilmesi ve bölgesel kuruluşlarla işbirliği yapılması gerektiğini ifade etti. Aynı yöntemin sonuç vermemesi halinde farklı stratejiler geliştirilmesini isteyen Bachelet, Genel Sekreter’in pes etmemesi gerektiğini vurguladı. BM’nin diplomatik girişimlerinin yanı sıra savaş mağdurlarına insani yardım ulaştırmasını ve can kayıplarını azaltmasını da güvence altına alması gerektiğini söyledi.

Grossi: “Tarafsızlık kayıtsızlık değildir”

UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi, Güvenlik Konseyi’nin başarısının yalnızca kabul ettiği kararların sayısıyla ölçülemeyeceğini söyledi. Konsey’deki bölünmenin mevcut uluslararası sistemin öngörülebilir bir sonucu haline geldiğini belirten Grossi, asıl meselenin bütün tarafların güvenebileceği tarafsız bir Genel Sekreter’in göreve gelmesi olduğunu ifade etti. Grossi, tarafsızlığın savaş veya ihlaller karşısında kayıtsız kalmak anlamına gelmediğini vurguladı. Tarafsızlığı, tarafları dinleme, doğrudan kınama dili yerine sonuç üretecek çözümler geliştirme ve sorunun çözümü için sahada bulunma becerisi olarak tanımlayan Grossi, Genel Sekreter’in ABD, İsrail ve İran’la konuşabilecek güvenilirliğe sahip olması gerektiğini söyledi. Grossi, krizlerin yalnızca açıklamalar ve kınamalarla çözülemeyeceğini, çatışmanın nedenlerinin ve bütün tarafların güvenlik kaygılarının anlaşılması gerektiğini savundu.

Espinosa: İran savaşı küresel ekonomik krize dönüşebilir

Ekvadorlu aday Maria Fernanda Espinosa, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı krizinin günümüzdeki çatışmaların bölgesel sınırlarla sınırlı kalmadığını gösterdiğini söyledi. Bölgesel bir çatışmanın enerji ve gıda fiyatlarını yükseltebildiğine, tedarik zincirlerini bozabildiğine ve binlerce kilometre uzaktaki ülkeleri etkileyebildiğine dikkat çeken Espinosa, BM’nin bütün kurumsal kapasitesini bu yayılma etkilerini incelemek ve zarar gören ülkelere destek sağlamak için harekete geçirmesi gerektiğini belirtti. Espinosa, Genel Sekreter’in yalnızca tarafsız olduğunu söylemesinin yeterli olmayacağını, ABD, İsrail, İran ve diğer üye devletler tarafından güvenilir ve dürüst bir arabulucu olarak kabul edilmesi gerektiğini kaydetti. Genel Sekreter’in gerektiğinde bölgeye giderek fiziksel olarak diplomatik süreçte bulunması gerektiğini söyledi.

Gazze’de BM’nin etkisizliği Bachelet’e soruldu

Programda Gazze’ye ilişkin ayrıntılı soru doğrudan Michelle Bachelet’e yöneltildi. Bachelet’e, BM’nin Gazze’deki acıları kayıt altına alabildiği ve harekete geçilmesi çağrısında bulunabildiği, ancak tarafları tutumlarını değiştirmeye zorlayamadığı hatırlatıldı. Bachelet, BM’nin etkisinin çöktüğü ve ahlaki otoritenin tek başına yeterli olmadığı bir ortamda nasıl hareket edeceği sorusuna, ahlaki otoriteden yine de vazgeçilemeyeceği cevabını verdi. Uluslararası hukuk, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları ihlalleri karşısında Genel Sekreter’in açıkça konuşması gerektiğini belirten Bachelet, bunun tek başına sonuç vermemesi halinde tarafları bir araya getirecek yeni stratejiler geliştirilmesini istedi. Bachelet, mükemmel olmasa bile uygulanabilir bir diplomatik yol haritası hazırlanabileceğini ve tarafların bu yol haritasını izlemeye ikna edilmeye çalışılması gerektiğini söyledi.

“Barış için birlik” ve BM Şartı’nın 99. maddesi gündeme geldi

Bachelet, Gazze konusunda Güvenlik Konseyi’nin çıkmaza girmesi halinde Genel Kurul’un daha aktif rol üstlenebileceğini söyledi. “Barış için birlik” mekanizmasının Güvenlik Konseyi’nin harekete geçemediği durumlarda kullanılabilecek seçeneklerden biri olduğunu belirten Bachelet, Genel Sekreter’in fark yaratabilecek bütün hukuki ve diplomatik yolları değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Moderatörün, ahlaki otoritenin Gazze’de sonuç üretmediğini hatırlatarak somut olarak hangi aracın kullanılabileceğini sorması üzerine Bachelet, BM Şartı’nın 99. maddesine işaret etti. Söz konusu madde, Genel Sekreter’e uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğini düşündüğü bir konuyu Güvenlik Konseyi’nin dikkatine sunma imkanı veriyor. Bachelet, 99. maddenin her durumda en uygun seçenek olmayabileceğini, yöntemin krizin şartlarına göre belirlenmesi gerektiğini söyledi. Genel Sekreter’in yalnızca New York’tan açıklama yapmakla yetinmemesi gerektiğini belirten Bachelet, sahaya inilmesi, bölgedeki insanlarla çalışılması ve krizin seyrini değiştirebilecek ülkeler ile diğer aktörlerden oluşan bir diplomatik koalisyon kurulması gerektiğini ifade etti.

Rusya-Ukrayna savaşı üzerinden Genel Sekreter’in ilk adımı soruldu

Tartışmada Rusya-Ukrayna savaşı doğrudan Rafael Grossi’ye yöneltilen bir soruyla gündeme geldi. Bir BM üyesi ülkenin temsilcisi, Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden birinin başka bir üye devlete karşı saldırı savaşı başlatması halinde Genel Sekreter’in atacağı ilk somut adımı sordu. Grossi, saldırıyı gerçekleştiren ülkenin Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olup olmamasına bakılmaması gerektiğini söyledi. Herhangi bir devletin güç kullanmaya veya saldırganlığa başvurmasının Genel Sekreter’in müdahalesini gerektirecek kadar ciddi olduğunu belirten Grossi, BM’nin öncelikle güvenilir bir muhatap olma niteliğini yeniden kazanması gerektiğini ifade etti. Hangi aracın ilk kullanılacağı sorulan Grossi, ilk adımın konuşmak ve dinlemek olduğunu söyledi. Sadece siyasi açıklamalar yapmanın yeterli olmayacağını belirten Grossi, savaşın temel nedenlerinin incelenmesi gerektiğini savundu. Bir ülkenin neden güç kullanımına başvurduğunun anlaşılmasının gerekli olduğunu söyleyen Grossi, aynı zamanda saldırıya uğrayan tarafın durumunun ve taleplerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Genel Sekreter’in her iki tarafı dinledikten sonra gerçekçi ve uygulanabilir çözüm önerileri sunması gerektiğini ifade etti.

Grossi: Rusya ve Ukrayna arasında altı ateşkes müzakere ettik

Grossi, uluslararası bir yetkilinin resmi otoritesinden çok güvenilirliğini kullanarak nasıl sonuç elde edebileceği sorusuna Rusya-Ukrayna savaşından örnek verdi. UAEA’nın Zaporijya Nükleer Güç Santrali’nde olası bir nükleer kazayı önlemek amacıyla savaş bölgesindeki tek bağımsız çok taraflı varlığı oluşturduğunu belirten Grossi, kurumun müfettişlerinin santralde görev yaptığını söyledi. Grossi, büyük bir kazayı önleyebilecek hayati onarımların yapılabilmesi amacıyla Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında altı ayrı ateşkes düzenlemesi müzakere ettiklerini açıkladı. Bu sonucun ancak her iki tarafın güvenini kazanmakla mümkün olduğunu belirten Grossi, gerçek müzakere masasına oturulması ve uygulanabilir çözümler getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Grynspan’ın Karadeniz deneyimi Rusya-Ukrayna dosyasını öne çıkardı

Rebeca Grynspan da Rusya-Ukrayna savaşına doğrudan atıfta bulunarak, Karadeniz üzerinden tahıl ihracatının sürdürülmesi için yürütülen müzakerelerde yer aldığını hatırlattı. Grynspan, Rusya-Ukrayna savaşının gıda fiyatlarını yükselterek çatışmadan binlerce kilometre uzaktaki insanları etkilediğini söyledi. Genel Sekreter’in görevinin yalnızca savaşan taraflar arasında siyasi bir çözüm aramak olmadığını belirten Grynspan, savaşın küresel ekonomik ve insani sonuçlarını azaltacak sınırlı ancak uygulanabilir anlaşmalar geliştirilmesi gerektiğini savundu.

Bachelet: Büyük güçlerin baskısı karşısında geri adım atmam

Bachelet’e, BM’nin mali açıdan büyük bağışçı ülkelere bağımlı olduğu bir ortamda Genel Sekreter’in Rusya, ABD, Çin, Fransa ve İngiltere gibi güçlü ülkelere karşı bağımsızlığını nasıl koruyacağı da soruldu. Bachelet, büyük bir bağışçının eleştirilerini yumuşatmadığı takdirde fonları kesmekle tehdit etmesi durumunda yine de açıkça konuşacağını söyledi. BM Kadın Birimi’nde görev yaptığı dönemde bir bağışçının benzer bir tehditle karşısına çıktığını anlatan Bachelet, “Büyük güçlerin baskısı karşısında geri adım atmam, yapılması gerekeni yaparım” ifadelerini kullandı. İnsan Hakları Yüksek Komiseri olduğu dönemde bazı belgeleri yayımlamaması için baskı gördüğünü ancak görevini yerine getirdiğini ifade eden Bachelet, Fransa, Rusya, İngiltere, ABD, Çin ve başka ülkelerden dirençle karşılaştığını söyledi. Bachelet, Genel Sekreter’in 193 üye devletin tamamını temsil edebilmesi için tarafsızlık, adalet ve bağımsızlığını koruması gerektiğini vurguladı.

Adaylardan ortak mesaj: Reform kaçınılmaz

Altı adayın tamamı, BM’nin daha etkin, daha hesap verebilir ve daha verimli hale gelmesi gerektiği konusunda görüş birliği içinde oldu. Şili’nin eski Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet, örgütün bugün her zamankinden daha önemli olduğunu belirterek, yeni Genel Sekreter’in görevinin BM’yi savunmak, reformları sürdürmek ve kurumlara duyulan güveni yeniden tesis etmek olduğunu söyledi. Ekvador’un eski Dışişleri Bakanı ve eski BM Genel Kurulu Başkanı Maria Fernanda Espinosa ise BM’nin çalışma kültürünün modernleştirilmesi gerektiğini belirterek, “Reform sadece bir slogan olmamalı, kurumu gerçekten dönüştürmeli.” ifadelerini kullandı. Guyanalı aday Carolyn Rodrigues-Birkett de likidite krizi ve artan insani ihtiyaçların örgütün daha çevik hale gelmesini zorunlu kıldığını vurgulayarak, reformların artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu dile getirdi.

İlk ön yoklama 30 Temmuz’da yapılacak

BM Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesi, 30 Temmuz’da yapılması planlanan ilk kapalı oturumda Genel Sekreter adaylarına ilişkin tercihlerini anonim olarak açıklayacak. İlk ön yoklamanın ardından adaylardan biri gerekli dokuz oyu alana kadar yeni oylamalar yapılması bekleniyor. Bir adayın seçilebilmesi için ABD, İngiltere, Fransa, Çin ve Rusya’dan oluşan beş daimi üyeden hiçbirinin veto niteliğindeki olumsuz oyunu almaması gerekiyor. Güvenlik Konseyi’nin üzerinde uzlaştığı aday daha sonra resmi atama için BM Genel Kurulu’na sunulacak. Seçilecek yeni Genel Sekreter, 1 Ocak 2027 tarihinde göreve başlayacak.

Kaynak: İHA

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 0 YN9W7MQE

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 1 6E1hdiIA

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 2

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 3 LlvlSqb2

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 4 KFG5l7qY

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 5 mvGrpJQU

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 6 ishWuCNd

bm genel sekreter adaylari canli yayinda bir araya gelerek sorulari yanitladi 7 T168Ebff

BM Genel Sekreter adayları canlı yayında bir araya gelerek soruları yanıtladı
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter