Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen devlet töreni kapsamında bulunduğu başkent Tahran’da düzenlenen basın toplantısında, “Türkiye olarak bölgemizde savaş istemiyoruz, istikrar olsun istiyoruz. Bölgedeki tüm toplumların istikrar içinde yaşamasını istiyoruz. Bu çerçevede şu anda devam eden sürecin de başarıya ulaşması için gayret ediyoruz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden İran’ın eski dini lideri Ali Hamaney için düzenlenen devlet töreni kapsamında bulunduğu başkent Tahran’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İran’da bulunma nedenlerinin taziye ziyareti olduğunu belirten Yılmaz, “Bu vesileyle buradayız. Ben öncelikle bu acıyı paylaştığımızı tekrar ifade etmek istiyorum. İran ve Türkiye bu coğrafyanın kadim ülkeleri, ortak bir medeniyetimiz, geçmişimiz var. Kardeş ve komşu ülkeleriz. Dolayısıyla İran halkının acısı bizim acımızdır, sevinci bizim sevincimizdir. Bu yaklaşım içinde İran’dayız” dedi.
Bu sabah İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile görüştüklerini belirten Yılmaz, “Son derece olumlu, verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Kendisine de taziyelerimizi ifade ettik. Dini lider dışında savaşın ilk dönemlerinde bir okul bombalandı ve kız çocukları maalesef şehit edildi. Diğer taraftan birçok kaybı oldu İran’ın. Hepsi için başsağlığı mesajlarımızı bir kez daha iletmiş olduk. Diğer taraftan yine Türkiye ile İran ilişkileri konusunda verimli bir toplantı yaptık” ifadelerini kullandı.
“Savaşın sona ermesi için her türlü diplomatik imkanımızı seferber ettik”
Türkiye’nin savaş öncesinde ve sonrasında yoğun diplomasi yürüttüğünü ifade eden Yılmaz, “İran ile ABD arasında bir mutabakat zaptı imzalandı. Biz de Türkiye olarak bundan büyük memnuniyet duyduk. Türkiye Cumhuriyeti savaşın başlamaması için öncelikle çok büyük gayret etti. Sayın Cumhurbaşkanımız liderler düzeyinde, Sayın Dışişleri Bakanımız çok yoğun bir diplomasi trafiği oluşturdu ve savaşı engellemek, sorunları masada müzakereyle çözme yönünde bir gayretimiz oldu. Ama maalesef savaş başladı. Başladıktan sonra da bir an önce sona ermesi için yine Türkiye Cumhuriyeti olarak her türlü diplomatik imkanımızı seferber ettik. Kardeş Pakistan ve Katar’ın bu konudaki çabalarına da elimizden gelen en yüksek desteği verdik” dedi.
“Türkiye Cumhuriyeti olarak bölgemizde savaş istemiyoruz”
Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti olarak biz bölgemizde savaş istemiyoruz, istikrar olsun istiyoruz. Bu bölgedeki tüm toplumların istikrar içinde, refah içinde, huzur içinde yaşamasını istiyoruz. Bu çerçevede şu anda devam eden sürecin de başarıya ulaşması için gayret ediyoruz. Bir mutabakat zaptı var, bunun kalıcı barışa dönüşmesi çok önemli. Bu yönde de gayretlerimizi sürdürüyoruz. Zaman zaman maalesef bu süreçlerin provoke edildiğini, özellikle İsrail tarafından provoke edildiğini de görüyoruz. Lübnan’da yaşananları görüyoruz. Dolayısıyla bu provokasyonları da boşa çıkararak mutlaka bölgemizde kalıcı bir barış oluşturmamız gerekiyor” şeklinde konuştu.
“30 milyar dolarlık ticaret hedefini hayata geçiremedik”
Türkiye ile İran arasındaki ekonomik ilişkilere de değinen Yılmaz, “Türkiye ve İran dost, kardeş iki ülke olmanın yanı sıra önemli iki ticari, ekonomik partner. Bizim YDSK dediğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik Konseyimiz var. En son (İran eski Cumhurbaşkanı İbrahim) Reisi Türkiye’ye gelmişti, geniş bir heyetle külliyede toplantılar yapılmıştı. İnşallah ortamın daha normal hale gelmesiyle bu mekanizmalar da çalışmaya devam edecek. Bunun için de mutlaka iki ülke olarak daha yoğun gayret sarf etmemiz gerekiyor. Ulaştırmadan enerjiye, ticarete, sınır kapılarının daha etkili bir şekilde çalışmasına varıncaya kadar birçok başlıkta yapacağımız önemli işler var. Bu iki ülkenin de faydasına olacak işler” dedi.
İran’ın savaşın yaralarını sarmaya çalıştığını belirten Yılmaz, “İran şu anda yaralarını sarmak durumunda. Savaşın tahribatını ortadan kaldırmak durumunda ve İran halkının ekonomik refahını artırma gündeminin önümüzdeki dönem daha merkezi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Bu çerçevede Türkiye ile ekonomik ilişkiler de yine gündemimizde olan hususlar arasındaydı. Elbette geçmişte İran ve Türkiye olarak 30 milyar dolar bir ticaret hedefi koymuştuk. Çeşitli sebeplerle, yaşanan jeopolitik gerilimler, yaptırımlar gibi sebeplerle maalesef tam olarak bu potansiyeli karşılıklı olarak harekete geçiremedik. Şimdi yaptırımların hafifletilmesi, kaldırılması gündemi de söz konusu. Bundan da büyük bir memnuniyet duyacağımızı ben buradan ifade etmek istiyorum. Çünkü bu yaptırımlar esas olarak İran halkını cezalandırıyor, İran halkının refahını aşağıya çekiyor ve tüm bölgedeki ekonomik faaliyete zarar veriyor. Dolayısıyla bu yaptırımların gevşemesi ve sonuçta kalkması hepimizin arzu ettiği bir durum. Böyle bir ortamda da Türkiye ve İran ekonomik ilişkileri çok daha hızlı bir şekilde gelişme imkanına kavuşmuş olacaktır” şeklinde konuştu.
“Şimdi sıra bizim ziyaretimizde”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İran’a davet edildiğini söyleyen Yılmaz, “İnşallah şartların elverişli hale geldiği bir ortamda bu ziyaret de gerçekleşir. Az önce söylediğim gibi son olarak İran’dan Türkiye’ye ziyaret olmuştu Sayın Reisi zamanında. Şimdi sıra bizde, bizim ziyaretimizde. İnşallah şartlar olgunlaştığında Sayın Cumhurbaşkanımızın çok güçlü, geniş bir heyetle ziyaret edeceğine inanıyorum. Bu Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi çalışmaları kapsamında birçok başlıkta İran-Türkiye ilişkileri değerlendirilecektir. Burada dediğim gibi potansiyel çok yüksek. Bu potansiyeli her iki ülkenin de lehine olacak şekilde mutlaka harekete geçirmemiz gerekiyor” dedi.
“Enerji iş birliği en önemli başlıklardan biri”
Enerji alanındaki iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, “Enerji başlığı elbette en önemli başlıklardan bir tanesi. Biliyorsunuz biz İran’dan doğal gaz ithal eden bir ülkeyiz. Boru hattımız var. Ayrıca bir dönem Türkmen doğal gazı da İran üzerinden Türkiye’ye aktarıldı ama yaptırımlar nedeniyle şu anda askıya alınmış durumda. Dolayısıyla gerek doğal gaz gerek diğer başlıklarda enerji iş birliği İran ile aramızda en önemli başlıklardan bir tanesi. Biz tabii ki İran’la bu konuda da çalışmak isteriz” ifadelerini kullandı.
“İsrail’in ‘güvenlik için yapıyorum’ dediği hadiseler güvenlikle ilgili değil”
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşta gelinen son duruma ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Yılmaz, “Bir mutabakat zaptı var. Artık o yoğun çatışma ortamında değiliz, o günler geride kaldı. Ama zaman zaman karşılıklı bir takım hadiselerin gerçekleştiğini görüyoruz. Bunların da bir an önce son bulması, özellikle bölgede de Lübnan başta olmak üzere bazı bölgelerdeki çatışmaların sona ermesi de bu işin bir parçası. Biz hep şunun altını çiziyoruz, İsrail’in ‘güvenlik için yapıyorum’ dediği hadiseler güvenlikle ilgili değil, bir yayılmacı politika ve bu bütün bölgenin istikrarını tehlikeye atıyor” dedi.
Savaşın yalnızca insani değil ekonomik sonuçları da olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “Yine bu savaşta şunu gördük, bu savaş sadece insani maliyetler üretmekle kalmadı, aynı zamanda büyük çevresel ve ekonomik maliyetler üretti. Hürmüz başta olmak üzere bir an önce savaş öncesi normal şartlara dönülmesi hem küresel ekonomi açısından hem bölgesel ekonomi açısından hem de ikili ilişkiler bakımından çok önemli. Diğer taraftan şunun da altını çizmemiz lazım. Türkiye ve İran bölgede çok kadim iki devlet, devlet geleneği güçlü iki ülke. Dolayısıyla bu iki ülkenin siyasi, kültürel ve ekonomik alanda daha yakın iş birliği yapması tüm bölgenin refahına ve istikrarına katkıda bulunacak bir husus. Çünkü bu bölge üzerinde oyun oynayan dış güçler mezhep farklılıkları, etnik farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturup bu bölgenin kaynaklarını sömürme gayreti içindeler” ifadelerini kullandı.
Kaynak: İHA


