İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) içerisinde büyük bir sadakat sorgulaması başladı. ABD ve İsrail’in nokta operasyonuyla Ali Hamaney’i hedef aldığı saldırıda, tüm üst düzey komuta kademesi yok olurken Tuğgeneral İsmail Kaani’nin bu kıyımdan sağ çıkması, “İran’ı kim sattı?” sorusunu sokağa taşıdı. Sadece bu saldırı değil, Kaani’nin daha önce gerçekleşen iki ağır suikast girişiminden de yara almadan kurtulması, istihbarat dünyasında “tesadüf” sınırlarını çoktan aştı.

İsmail Kaani Kimdir?
İsmail Kaani, 1957 yılında İran’ın Meşhed şehrinde doğdu. Devrim Muhafızları’na 1980 yılında, İran-Irak Savaşı’nın hemen başında katıldı. Onu bugünkü konumuna taşıyan en büyük özelliği, efsanevi komutan Kasım Süleymani ile olan sarsılmaz dostluğuydu. Süleymani “sahanın ve karizmanın” yüzüyken, Kaani daha çok “bürokrasinin ve istihbaratın” sessiz gücü olarak biliniyordu.
2020 yılında Süleymani’nin Bağdat’ta öldürülmesinin ardından bizzat Ali Hamaney tarafından Kudüs Gücü’nün başına atandı. Selefinin aksine Arapça bilmemesi ve daha düşük profilli bir imaj çizmesi nedeniyle başlangıçta eleştirilse de, İran’ın Afganistan, Pakistan ve Orta Asya’daki gizli operasyonlarını on yıllardır yöneten asıl isim oydu. Ancak bugün, yıllarca gölgesinde durduğu rejimle “sadakat” üzerinden karşı karşıya gelmiş durumda.

Üç Saldırı, Tek Sağ Kalan
İsmail Kaani’nin “dokunulmazlığı” ilk kez tartışılmıyor. Süleymani’nin halefi olarak göreve geldiğinden beri İsrail istihbaratının hedefinde olduğu bilinen Kaani, son dönemdeki üç büyük saldırının tam merkezindeydi:
- Suriye-Lübnan Hattı: Hizbullah ve İranlı komutanların hedef alındığı gizli toplantıda bombalar patlamış, Kaani son anda binayı terk etmişti.
- Irak Ziyareti: Konvoyuna düzenlenen SİHA saldırısında tüm korumaları hayatını kaybetmiş, Kaani araçtan mucizevi bir şekilde sağ çıkmıştı.
- Hamaney Saldırısı: Son ve en büyük darbede, dini liderin bulunduğu yer altı sığınağı hedef alındığında Kaani’nin saldırıdan dakikalar önce “acil bir telefon” veya “görev değişikliği” bahanesiyle alandan uzaklaştığı iddia ediliyor.

Medya ve İstihbaratın Radarı: “İran’ı İçeriden mi Sattı?”
Uluslararası medyada yayılan iddialar, Kaani’nin CIA veya Mossad ile dolaylı bir temas kurmuş olabileceği yönünde. İddialara göre, Hamaney sonrası dönemde İran’ın daha “ılımlı” bir rotaya kırılması karşılığında Kaani’ye can güvenliği garantisi verildi. Tahran sokaklarında ise halk, en mahrem bilgilerin sızdırılmasını “içerideki en üst düzey isimlerin ihaneti” olarak yorumluyor. Kaani’nin her defasında ateşin ortasından yara almadan çıkması, onu kahraman değil, baş şüpheli koltuğuna oturtuyor.

Devrim Muhafızları’nda Tasfiye Korkusu
Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’da geçici bir yönetim kurulurken, ilk icraatın Devrim Muhafızları içinde kapsamlı bir “temizlik” operasyonu olması bekleniyor. Kaani’nin şu an nerede olduğu veya neden kamuoyu önüne çıkıp bir açıklama yapmadığı ise gizemini koruyor. Bazı kaynaklar, Kaani’nin “gözaltında sorgulandığını” öne sürerken, bazıları ise onun yeni dönemde kilit bir rol üstlenmek üzere koruma altına alındığını savunuyor.



