ABD-İsrail ekseni ile İran arasında aylardır devam eden ve küresel ekonomiyi sarsan çatışmaların sona erdirilmesi için uluslararası toplumdan somut bir hamle geldi. Tarafların masasına konulan iki aşamalı ateşkes planı, bölgedeki askeri hareketliliği durdurmanın yanı sıra dünya petrol ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı’ndaki blokajı kaldırmayı hedefliyor.

İki Aşamalı Çözümün Yol Haritası
Arabulucu ülkeler tarafından hazırlanan ve Washington ile Tahran’a eş zamanlı olarak sunulan teklif, çatışmayı bitirecek “köprü” bir model üzerine kurgulandı:
- Güven Tesisi ve Geçici Ateşkes: İlk aşamada, tüm tarafların askeri operasyonlarını askıya alması öngörülüyor. Bu süreçte İran’ın, Hürmüz Boğazı’nı uluslararası ticari gemi trafiğine yeniden açması karşılığında, ABD ve müttefiklerinin İran üzerindeki belirli deniz ve hava ambargolarını esnetmesi planlanıyor.
- 14 Günlük Karar Eşiği: Geçici ateşkesin tesis edilmesini takip eden iki hafta içinde taraflar, savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini sağlayacak kapsamlı bir barış anlaşmasına imza atacak. Bu aşamanın; sınır güvenliği, vekil güçlerin faaliyetleri ve dondurulmuş varlıklar gibi çetrefilli konuları kapsaması hedefleniyor.

İran’ın Şartı: “Kağıt Üstünde Barış İstemiyoruz”
Teklifin ardından İran cephesinden gelen açıklamalar, diplomatik sürecin önündeki en büyük engelin “güven bunalımı” olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Üst düzey bir İranlı yetkili, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nın açılmasının ancak somut ve kalıcı garantilerle mümkün olabileceğini ifade etti.
İranlı yetkililerin, basına verdiği şu kritik noktalara değindi:
“Hürmüz Boğazı, egemenlik haklarımızın ve bölgesel güvenliğimizin en önemli teminatıdır. Tahran, ucu açık ve kalıcılığı garanti edilmemiş bir geçici ateşkes karşılığında bu stratejik kilidi açmayacaktır. Mevcut Amerikan yönetiminin savaşı gerçekten bitirmek istediğine dair elimizde yeterli kanıt yok. Kalıcı barışa hazır olduklarına inanmıyoruz.”

Stratejik Önemi: Hürmüz Neden Kilit Nokta?
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği, enerji piyasaları için alternatifi bulunmayan bir su yolu. İran’ın buradaki blokajı, 2026 yılı başından bu yana küresel enerji fiyatlarında %40’lık bir artışa ve Batı ekonomilerinde enflasyonist baskıya neden oldu. ABD ve İsrail için boğazın açılması bir ulusal güvenlik meselesiyken, İran için bu durum, olası bir kapsamlı saldırıya karşı elindeki “en güçlü caydırıcı kart” olarak görülüyor.
Beklentiler ve Riskler
Diplomatik çevreler, iki haftalık takvimin oldukça dar olduğunu, ancak çatışmanın daha fazla yayılmasını önlemek için başka bir seçenek kalmadığını belirtiyor.
- ABD Cephesi: Washington, kalıcı ateşkesin şartı olarak İran’ın bölgedeki askeri yayılmacılığını sınırlandırmasını istiyor.
- İsrail Cephesi: Tel Aviv, herhangi bir ateşkesin, İran destekli grupların füzelerini ve nükleer kapasitesini içermesi gerektiğinde ısrarcı.
- Küresel Piyasa: Gözler, arabulucuların bu akşam yapacağı yeni açıklamaya kilitlenmiş durumda.
Eğer taraflar iki aşamalı plan üzerinde uzlaşamazsa, bölgedeki “yıpratma savaşı”nın yerini doğrudan ve çok daha büyük ölçekli bir konvansiyonel çatışmaya bırakabileceği endişesi hakim. Diplomasi masası, şimdiye kadarki en zorlu sınavıyla karşı karşıya.



