İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Katar merkezli El Cezire kanalına verdiği geniş kapsamlı röportajda, Orta Doğu dengelerini yakından ilgilendiren bir dizi değerlendirmede bulundu. Tahran yönetiminin, bölgesel istikrarı sağlamak adına Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır ile “yakın işbirliği kurmaya hazır” olduğunu söylemesi dikkat çekti. Laricani, İran’ın komşularıyla ilişkilerini “rekabet alanından çıkarıp güvenlik ve dayanışma eksenine taşıma” arzusunda olduğunu vurgulayarak, bölge ülkeleri arasında ortak bir güvenlik mekanizmasının kurulabileceğini ima etti.

“İsrail Bölgesel İstikrarsızlığın Kaynağı”
Röportajın en sert mesajlarından biri, İran’ın yıllardır temel güvenlik tehdidi olarak gördüğü İsrail’e yönelikti. Laricani, İsrail’in bölgede “gerilim ve çatışma merkezli bir politika izlediğini” savunarak, Orta Doğu’daki istikrarsızlığın büyük ölçüde Tel Aviv yönetiminden kaynaklandığını ifade etti. İran’ın savaş istemediğini, ancak bir saldırı durumunda “güçlü ve kararlı bir karşılık vereceğini” belirten Laricani, İsrail’in bölgesel diplomasiyi sabote eden bir aktör olduğunu söyledi.

Müzakerelerde İran’ın Duruşu: “Füze Programı Pazarlık Konusu Değil”
Laricani, İran ile ABD arasındaki nükleer müzakere sürecine de geniş yer ayırdı. ABD’den henüz somut bir yanıt gelmediğini söyleyen güvenlik yetkilisi, müzakere sürecinin İsrail’in baskıları nedeniyle yavaşladığını ileri sürdü. İran’ın balistik füze programının müzakereye kapalı olduğunu belirten Laricani, bu konunun “ülkenin kırmızı çizgisi” olduğunu vurguladı. İran yönetimine göre füze kapasitesi, dış baskılara rağmen ulusal güvenliğin temel unsurlarından biri olmaya devam edecek.

Uranyum Zenginleştirme Tartışması: “Sıfırlanması Pratik Değil”
Röportajın bir diğer önemli kısmı uranyum zenginleştirme faaliyetleri oldu. İran’ın bu süreçten tamamen vazgeçmesinin mümkün olmadığını söyleyen Laricani, programın yalnızca savunma değil, sağlık ve bilimsel araştırma alanlarında da kritik rol oynadığını dile getirdi. Tahran yönetimi, zenginleştirilmiş uranyumun tamamen ortadan kaldırılmasının hem teknik hem de stratejik açıdan gerçekçi olmadığını savunuyor. Laricani, “Karşılıklı ve dengeli adımlar atıldığı sürece nükleer dosyada ilerleme sağlanabilir” mesajı verdi.

Türkiye İran Hattında Yeni Dönem Sinyali
İran’ın Türkiye’ye yönelik bu sıcak mesajı, Ankara–Tahran ilişkilerinin son yıllarda zaman zaman gerilimli, zaman zaman işbirliğine dayalı bir çizgide ilerlediği bir dönemde geldi. Türkiye’nin son süreçte hem Washington–Tahran hattında yumuşama çağrılarını destekleyen hem de bölgesel güvenlik mimarisinde aktif rol üstlenen bir çizgide bulunması, bu mesajı daha anlamlı kılıyor. Sınır güvenliği, terörle mücadele, enerji akışı ve ticaret gibi konuların iki ülke ilişkilerinde yeniden hızlanabileceği değerlendiriliyor.

Bölgesel Dengesizlikten Diyaloga: Yeni Bir Sayfa Mı Açılıyor?
Laricani’nin ifadeleri, İran’ın bölgedeki diplomatik yalnızlığını kırmaya çalıştığını ve Türkiye ile diğer bölge devletleriyle daha yakın bir güvenlik mimarisi kurmak istediğini gösteren bir adım olarak yorumlanıyor. Türkiye’nin artan diplomatik hareketliliğiyle birleştiğinde, önümüzdeki süreçte Ankara–Tahran–Riyad–Kahire hattında daha yoğun temasların yaşanabileceği tahmin ediliyor. İran’ın bölgesel işbirliği çağrısı, Orta Doğu’da yeni bir diplomatik dönemin başlangıcı olabilir.



