ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Pasifik Okyanusu’nda gerçekleştirdiği bir askeri operasyonla uyuşturucu taşıdığı iddia edilen bir botu vurdu. Saldırıda bottaki 4 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı. Olay, ABD’nin denizlerde yürüttüğü sert müdahale politikalarını ve uluslararası hukuk tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Pentagon yetkilileri, hedef alınan botun “uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı” faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu savundu. Ancak operasyonda herhangi bir gözaltı ya da yakalama girişimi yapılmadan doğrudan silahlı müdahaleye başvurulmuş olması, insan hakları örgütlerinin ve hukukçuların tepkisine neden oldu.
Bu saldırı, eylül ayından bu yana Pasifik ve çevre sularda gerçekleştirilen çok sayıda benzer operasyonun son halkası oldu. Açıklamalara göre son aylarda yapılan bu müdahalelerde toplam can kaybının 80’i geçtiği ifade ediliyor.
Özellikle daha önceki bazı operasyonlarda, ilk saldırıdan sağ kurtulan kişilerin de ikinci bir saldırıyla hayatını kaybettiğine dair görüntülerin ortaya çıkması, “orantısız güç kullanımı” tartışmasını daha da büyüttü. İnsan hakları savunucuları, bu tür müdahalelerin açık şekilde yargısız infaz anlamına geldiğini savunuyor.
ABD yönetimi ise operasyonları “küresel uyuşturucu ticaretine karşı sert mücadele” olarak tanımlıyor. Yetkililer, deniz yoluyla yapılan uyuşturucu sevkiyatının hem ABD hem de bölge ülkeleri için ciddi güvenlik tehdidi oluşturduğunu vurguluyor.
Uzmanlara göre yaşananlar, uyuşturucu ile mücadele adı altında askeri yöntemlerin giderek daha fazla devreye sokulduğunu gösteriyor. Ancak bu yöntemlerin sivillerin zarar görme riskini artırdığı ve uluslararası hukuku zorladığı yönündeki endişeler de her geçen gün güçleniyor.
Pasifik’teki bu son saldırı, ABD’nin güvenlik politikaları ile insan hakları arasındaki hassas dengeyi bir kez daha dünya gündeminin merkezine taşıdı.



