Gazze’de süren savaş ve insani kriz devam ederken, ABD eski Başkanı Donald Trump’tan uluslararası dengeleri sarsacak bir adım geldi. Trump, İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında, “Gazze Barış Kurulu” adı verilen yeni bir uluslararası yapının kuruluş belgesini imzaladığını duyurdu. Trump’a göre bu kurul, Gazze’de ateşkesi kalıcı hale getirmeyi ve savaş sonrası süreci yönetmeyi hedefliyor.
Gazze merkezli başladı, küresel iddiaya dönüştü
Başlangıçta yalnızca Gazze’ye odaklandığı belirtilen Barış Kurulu’nun, kısa sürede daha geniş bir misyona kavuştuğu görülüyor. Trump ve ekibine göre bu yapı, yalnızca Gazze’de değil, ilerleyen dönemde dünyanın farklı kriz bölgelerinde de “barış üretme” rolü üstlenecek. Bu iddia ise daha ilk günden, Birleşmiş Milletler’in rolünün gölgelenip gölgelenmeyeceği tartışmasını beraberinde getirdi.

Trump: “Savaşı durduruyoruz”
İmza töreninde konuşan Trump, Gazze’de savaşın sona ereceğini savundu. Hamas’ın anlaşmaya uyacağını düşündüğünü söyleyen Trump, insani yardımların önünün açılacağını ve bölgenin yeniden inşasına geçileceğini iddia etti. Ancak bu açıklamalar, sahadaki gerçeklik ve tarafların resmi tutumlarıyla ne ölçüde örtüşeceği sorusunu da gündeme taşıdı.

Türkiye masada, imzayı Hakan Fidan attı
Türkiye, Barış Kurulu’nun kurucu sürecinde yer alan ülkeler arasında bulunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Davos’taki törende Türkiye adına imzayı attı. Ankara’nın bu adımı, Gazze konusunda uzun süredir sürdürdüğü diplomatik ve insani girişimlerin yeni bir uluslararası zemine taşınması olarak yorumlanıyor.

Kimler katılıyor, kimler mesafeli?
Barış Kurulu’na katılım konusunda net bir tablo oluşmuş değil. Türkiye, Pakistan ve bazı Müslüman ülkeler sürece dahil olurken, Avrupa’dan gelen mesajlar daha temkinli. Birleşik Krallık ve Slovenya gibi ülkeler, kurulun mevcut uluslararası mekanizmalarla çakışabileceği gerekçesiyle imzaya mesafeli duruyor. Avrupa başkentlerinde, bu yapının BM’ye alternatif bir platforma dönüşebileceği endişesi dile getiriliyor.
Para, güç ve temsil tartışması
Kurulun yapısı da en az amacı kadar tartışmalı. Kalıcı üyelik için ülkelerden yüksek miktarda mali katkı talep edilmesi, diplomasiyle ticaretin iç içe geçtiği eleştirilerine yol açtı. Yönetim kadrosunda Trump’a yakın isimlerin yer alması ve başkanlık rolünü bizzat üstlenmesi, kurulun ne kadar “çok taraflı” olacağı sorusunu güçlendiriyor.

BM’ye rakip mi geliyor?
Uluslararası çevrelerde en çok tartışılan başlık ise Barış Kurulu’nun Birleşmiş Milletler’in barış süreçlerindeki rolünü zayıflatıp zayıflatmayacağı. Eleştirenlere göre bu yapı, küresel mutabakat yerine sınırlı bir siyasi iradeye dayanıyor. Destekleyenler ise BM’nin yetersiz kaldığı alanlarda daha hızlı ve etkili kararlar alınabileceğini savunuyor.

Gazze’de umut mu, yeni bir belirsizlik mi?
Trump’ın Barış Kurulu hamlesi, Gazze için bir çıkış yolu olarak sunulsa da sahadaki askeri, siyasi ve insani gerçekler henüz değişmiş değil. Ateşkesin kalıcılığı, tarafların rızası ve kurulun fiilen nasıl işleyeceği belirsizliğini koruyor.
Ortaya konan bu yeni yapı, Gazze için bir umut kapısı mı aralayacak yoksa küresel diplomaside yeni bir güç mücadelesinin sahnesi mi olacak, bunu önümüzdeki aylar gösterecek. Şimdilik kesin olan tek şey, Gazze dosyasının artık yalnızca bir savaş başlığı değil, yeni bir uluslararası düzen tartışmasının da merkezine yerleştiği.



