Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılı geride kalırken, Washington siyasetinde “koltuğu sallanıyor” iddiaları hiç olmadığı kadar somut bir zemine oturmuş durumda. Şubat 2025’te %47 olan halk desteğinin, 2026 yılına girerken %40’lara gerilemesi sadece geçici bir popülarite kaybı değil; radikal gümrük vergileri, devasa bütçe kesintileri ve sınır tanımayan yürütme emirlerinin yarattığı yapısal bir krizin göstergesi olarak okunuyor. Özellikle sağlık, gıda ve konut maliyetlerindeki artışın %70’leri aşan bir oranda halkta endişe yaratması, Trump yönetiminin hem sokakta hem de devletin kilit kurumlarında çok yönlü bir meşruiyet sınavıyla karşı karşıya olduğunu kesin şekilde kanıtlıyor.

Federal Rezerv ile Yaşanan Yetki Krizi ve Yargı Engeli
Hukuki düzlemde ise Trump’ın yürütme yetkisini zorlayan hamleleri, Amerikan devlet sisteminin denge ve denetleme mekanizmalarına takılıyor. Bunun en çarpıcı örneği, Federal Rezerv (Fed) üzerindeki baskı denemeleri ve Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook’u “mortgage belgelerinde usulsüzlük” gibi tartışmalı gerekçelerle görevden alma girişimidir. Federal mahkemelerin bu girişimi hukuksuz bularak durdurması, Trump’ın bağımsız kurumlar üzerindeki otoritesini sarsan sembolik ama çok güçlü bir yenilgi olarak nitelendiriliyor. Bu durum, başkanın “sınırsız yetki” arayışının yargı duvarına çarpmasıyla birlikte yönetim içindeki çatlakların da derinleşmesine neden oluyor. Hukukçular, bu tür müdahalelerin anayasal bir krize evrilme potansiyeli taşıdığını ve başkanın görev süresini tamamlamasını zorlaştırabilecek bir meşruiyet kaybı yarattığını belirtiyorlar.

DOGE Projesinin Çöküşü ve Bürokratik Kaos
Trump’ın ikinci döneminin en iddialı projesi olan, Elon Musk ve Vivek Ramaswamy liderliğindeki Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), 2026 yılı itibarıyla büyük bir belirsizlik ve kaosun merkezine yerleşti. Federal kurum binalarına yapılan “baskın tarzı” denetimler, binlerce çalışanın erişim yetkilerinin aniden iptal edilmesi ve yöneticilerin odalarının mühürlenmesi gibi agresif yöntemler, Amerikan bürokrasisinde daha önce görülmemiş bir dirençle karşılaştı. Elon Musk’ın 2025 ortalarında danışmanlık görevinden ayrılmasıyla ivme kaybeden bu yapısal reform girişimi, bugün gelinen noktada hem hukuki davalarla boğuşuyor hem de “çıkar çatışması” suçlamalarıyla Trump yönetiminin itibarını zedeliyor. Yaklaşık 2 trilyon dolarlık tasarruf vaadiyle yola çıkan projenin fiili bir çöküşe sürüklenmesi, Trump’ın “devleti şirket gibi yönetme” vizyonuna dair ciddi şüpheleri beraberinde getirdi.

Venezuela Müdahalesi ve Uluslararası Hukuk Krizi
Dış politikada ise 2026 yılının başında gerçekleşen Venezuela askeri müdahalesi, Trump’ın koltuğunu sarsan en büyük risklerden biri haline geldi. ABD Güney Komutanlığı’nın (SOUTHCOM) Caracas’ta gerçekleştirdiği şafak baskınıyla Nicolas Maduro’nun gözaltına alınması, uluslararası arenada “egemenlik ihlali” ve “saldırganlık suçu” olarak nitelendiriliyor. BM Şartı’nın açıkça ihlal edildiğini savunan hukukçular ve Demokrat Kongre üyeleri, bu operasyonun Kongre onayı olmadan yapılmasını “anayasaya aykırı bir savaş ilanı” olarak tanımlayarak yeni bir azil (impeachment) sürecinin fitilini ateşledi. Trump’ın “Venezuela petrolü harcamalarımızı karşılayacak” şeklindeki açıklamaları ise olayı bir güvenlik operasyonundan çıkarıp “fiili bir ilhak” tartışmasına dönüştürerek, Amerika’nın müttefikleri arasında bile büyük bir rahatsızlık yarattı.

2026 Ara Seçimleri ve Azil Dosyası
Tüm bu gelişmelerin gölgesinde, Kasım 2026 ara seçimleri Trump için tam bir “tamam mı devam mı” sınavına dönüştü. Demokratların Temsilciler Meclisi’ni geri alma ihtimalinin %80’lere yaklaştığı bir konjonktürde, Cumhuriyetçi Parti içinde de Trump’ın kontrol edilemez hamlelerinden duyulan rahatsızlık artıyor. Eyaletlerdeki seçim bölgelerinin yeniden çizilmesi kavgaları ve Trump’ın “seçimleri ulusallaştırma” çağrıları, Amerikan demokrasisindeki kutuplaşmayı en uç noktaya taşımış durumda. Eğer Kasım ayında Kongre’nin kontrolü değişirse, bugün hazırlanan azil dosyalarının hızla işleme konulması ve Trump’ın ikinci döneminin yarısında kendisini ciddi bir görevden alınma tehdidi altında bulması kaçınılmaz görünüyor.
Azil Dosyası Nedir?
Amerikan anayasal sisteminde “azil dosyaları”, başkanın “ağır suç veya kabahat” işlediği iddiasıyla yasama organı tarafından hazırlanan resmi iddianamelerdir. Trump’ın 2026 yılındaki ikinci döneminde gündeme gelen bu dosyalar, özellikle Kongre onayı alınmadan yürütülen askeri operasyonlar ve bağımsız kurumlara müdahale gibi “yetki gaspı” suçlamalarına dayanmaktadır. Süreç, Temsilciler Meclisi’nin bu maddeleri onaylamasıyla başlasa da, nihai görevden alma kararı için Senato’da üçte iki çoğunluğun sağlanması gerekmektedir. Bu belgeler bugün sadece hukuki birer metin değil, aynı zamanda Trump’ın siyasi geleceğini ve 2026 ara seçimlerinin kaderini belirleyecek en stratejik hamleler olarak kabul edilmektedir.



