ABD Başkanı Donald Trump, İran operasyonun 12. gününde askeri operasyonlardan çok yönetim içindeki çatlak seslerle mücadele ediyor. Operasyonun haklılık zeminini sarsan çelişkili açıklamalar, Trump’ın “en büyük darbeyi düşmanından değil, kendi ekibinden yediği” yorumlarına yol açtı. Krizin merkezinde ise bir okul saldırısı iddiası ve Beyaz Saray ile Pentagon arasındaki söylem uyuşmazlığı bulunuyor.

İletişim Hattında Büyük Kopukluk
Kriz, İran’ın güneyinde bir kız okulunun vurulması ve 175 sivilin hayatını kaybetmesiyle patlak verdi. Başkan Trump, saldırının arkasında İran’ın kendi provokasyonu olduğunu kararlı bir dille savunurken; Savunma Bakanı Pete Hegseth’in “Konuyu hâlâ soruşturuyoruz, henüz emin değiliz” şeklindeki temkinli açıklaması Washington’da soğuk duş etkisi yarattı. Bu durum, operasyonun meşruiyeti konusunda yönetimin kendi içinde ikiye bölündüğünü ortaya koydu.
Amerikan Kamuoyunun Tepkisi
Askeri tırmanış sürerken, ABD içindeki siyasi tablo Başkan Trump için pek de iç açıcı değil. Yapılan son anketlere göre, Amerikalıların yüzde 56’sı İran’a yönelik askeri harekâta karşı çıkarken, destekleyenlerin oranı yüzde 44’te kaldı. Daha da dikkat çekici olanı, halkın yaklaşık yüzde 70’inin bu denli büyük bir operasyon için mutlaka Kongre onayı alınması gerektiğini düşünmesi. Bu veriler, Trump’ın sadece dışarıda değil, içeride de ciddi bir meşruiyet sınavı verdiğini kanıtlıyor.

“Mutlak Başarı” Söylemi ve Gerçekler
Trump, İran’ın askeri kabiliyetinin çöktüğünü ve her şeyin planlandığı gibi kusursuz ilerlediğini vurgularken, askeri kanadın sahadaki risklere ve sivil kayıplara dair gerçekçi tonu, Başkan’ın çizdiği “zafer” tablosuna gölge düşürüyor. Hegseth’in sahadan gelen acı gerçekleri dile getirmesi, Trump’ın oluşturmaya çalıştığı “hızlı ve temiz operasyon” imajıyla doğrudan çatışıyor.

Uluslararası Algı ve Prestij Kaybı
Yönetim içindeki bu koordinasyon eksikliği, sadece iç politikayı değil, ABD’nin uluslararası prestijini de sarsıyor. Trump, İran’ı nükleer tehdit gerekçesiyle vurduğunu söylerken, kendi atadığı bakanın sivil kayıplar konusunda net bir “aklama” yapamaması, karşı tarafın propagandasını güçlendiren en büyük açık haline geldi. Gelinen noktada Trump için asıl mücadelenin sahada değil, kendi kabinesindeki ses birliğini sağlamada olduğu görülüyor.



