Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Dr. Fatih Karahan, Londra’da uluslararası dev yatırımcılara yönelik “Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm” başlıklı çok kritik bir sunum gerçekleştirdi. Küresel piyasaların yakından takip ettiği zirvede, Türkiye’deki enflasyon dinamikleri ve para politikasının geleceği masaya yatırıldı. İç talepte yaşanan dengelenmenin enflasyon ve dezenflasyon süreci üzerindeki somut etkilerini paylaşan Karahan, jeopolitik şoklara rağmen enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını açıkladı. İşte Londra sunumunda enflasyon odağında öne çıkan en çarpıcı başlıklar…

İç Talepteki Yavaşlama Enflasyon Baskısını Azaltıyor
TCMB Başkanı Fatih Karahan’ın sunumundaki en büyük vurgu, iç talep koşullarının enflasyon üzerindeki belirleyici etkisi oldu. Karahan, sıkı para politikasının yansımaları olarak kredi büyümesinin yavaşladığını ve iktisadi faaliyette dengelenmenin başladığını belirtti.
Fiyatlama Davranışlarında İyileşme: İç talepteki bu yavaşlamanın fiyatlama davranışlarını düzelteceğini ifade eden Karahan; özellikle dayanıklı tüketim malları ve hizmet gruplarındaki fiyat katılıklarının çözülmesinin, enflasyon oranlarındaki düşüş eğilimini (dezenflasyonu) doğrudan desteklediğini bildirdi.
Çekirdek Enflasyon Göstergeleri: İlk 5 aylık verilere göre, küresel arz şokları nedeniyle gıda ve enerji fiyatlarında dönemsel bir enflasyon artışı gözlense de, çekirdek enflasyon gruplarında gerilemenin sürdüğü; özellikle kira ve eğitim gibi kronikleşen kalemlerde azalan katılıkların dezenflasyon sürecine büyük katkı sağladığı vurgulandı.

Jeopolitik Gerilimler ve Enerji Kaynaklı Enflasyon
Sunumda, küresel ölçekte tırmanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye’nin makro göstergelerine olan etkileri de grafiklerle ele alındı.
Başkan Karahan, jeopolitik risklerin özellikle enerji ve gıda fiyatları üzerinden küresel çapta bir enflasyon dalgası yarattığını ve bunun Türkiye’nin ithalat faturasını artırdığını dile getirdi. Ancak iç talepte yaşanan kontrollü yavaşlama sayesinde, bu maliyet yönlü enflasyon baskılarının cari işlemler dengesi üzerindeki olumsuz etkisinin büyük ölçüde sınırlandığını ve ihracatın dirençli yapısını koruduğunu aktardı.
Enflasyon Beklentilerindeki Bozulma Sınırlı Kaldı
Uluslararası piyasalardaki sarsıntılara ve bölgesel çatışmalara rağmen, Türkiye’de geleceğe yönelik enflasyon beklentilerinin büyük bir bozulma yaşamadığına dikkat çekildi. Sunumda paylaşılan en güncel Haziran 2026 verilerine göre, ekonomi aktörlerinin 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentileri şu şekilde raporlandı:
- Piyasa Katılımcıları: %23,8
- Reel Sektör (Üreticiler): %33,1
- Hanehalkı (Tüketiciler): %46,1
Karahan, jeopolitik şokların büyüklüğüne kıyasla enflasyon beklentilerindeki bozulmanın oldukça sınırlı kaldığını ve hanehalkının enflasyon algısındaki düşüş eğiliminin tabana yayılmaya başladığını ifade etti.

“TL’ye Güçlü Talep, Enflasyon Kalkanını Destekliyor”
Yatırımcıların en çok merak ettiği konulardan biri olan dolarizasyon riskine de değinen Fatih Karahan, Türk lirası varlıklara olan yerel ve küresel talebin oldukça güçlü seyrettiğini söyledi.
Uygulanan kararlı para politikası duruşunun enflasyon ile mücadeledeki en büyük silah olduğunu belirten Karahan; makroihtiyati araçlar ve hızla artırılan güçlü döviz rezervleri sayesinde Türk lirasına olan ilginin sürdüğünü, bu durumun da döviz kuru kaynaklı olası bir enflasyon geçişkenliği riskini asgariye indirdiğini sözlerine ekledi.



