Her kadının adet döngüsünde düzensizlikler yaşaması, daha erken ya da daha geç bir dönemde adet görmeye adet düzensizliği deniyor; adet nedir sorusunun temel karşılığı da kadın üreme döngüsünün düzenli parçası olan regl kanamasıdır. Her kadının adet süreci kişiden kişiye farklılık gösterdiği için yaşanan düzensizliklerin nedenini saptamak adına reglin başlangıç ve bitiş tarihlerini not edip bir sonraki döngünün başlangıcını da izleyerek takip yapmak gerekir. Ayrıca birçok etkene bağlı yaşanan düzensizlik için muayene olmak gerekiyor.
ADET DÜZENSİZLİĞİ
Adet düzensizliği, tıp termonolojisinde menstruasyon dönemine karşılık gelen sağlıklı sürecin 21-35 günlük bir zaman dilimi arasında yani ortalama 28 gün aralıkla görülmesinin normal kabul edildiği, bu döngünün düzenli seyretmesinin ise önemli olduğu yapının bozulması manasına gelir. Sağlıklı bir döngüye bozucu etki yaratan birden fazla parametre bulunur. Özellikle çok fazla stresli olma, ilaç kullanımları, kişisel sağlık durumu gibi şehir değiştirmeye bağlı hava değişikliği gibi çevresel etkenlere bağlı olarak değişiklik yaşanıyor. Ergenliğe giren bir kadının menopoz dönemine kadar hamilelik durumu dışında birkaç gün gecikme yaşaması normal karşılanıyorken sürekli olarak değişen bir döngü düzensizlik kaynaklı sayılır. Dolayısıyla bu süreç adet kanaması süresini de etkileyerek normal sürenizden daha kısa ve daha uzun biten bir regl dönemi yaşamanıza sebep olabilir.
Yumurtalıkların ve rahmin hipotalamus ve hipofiz beziyle, progesteron da dahil olmak üzere hormonlarla uyum içinde çalışması sağlıklı bir döngü için önem taşıyor. Kadınların vücudunda sağlıklı bir adet döngüsü için organlar birlikte çalıştığı böbrek üstü bezleri, rahim ve genital bölgedeki vulva sağlam ise adet görülüyor. Herhangi birindeki bozukluk adet düzensizliğine neden olacağı için doğurganlık yani hamile kalabilme sürecini de doğrudan etkiliyor.

ADET DÜZENSİZLİĞİNE NEDEN OLAN BOZUKLUKLAR
Adet süreci bir kadının üreme sürecinin sağlıklı bir parçası olarak karşımıza çıkar. Menstrüasyon döneminde yumurtalıklar spermle döllenmediği vakit döngü içerisinde yaşanan hormon değişikliğiyle birlikte rahim iç tabakasının dökülmesi sonucu kan, vajina aracılığıyla dışarı atılır ve bu durum regl kanaması olarak görülür. Kadınların adet düzensizliğine neden olan ve adet kanaması düzeniyle birlikte kanama miktarını etkileyen bozuklukları aşağıdaki haliyle inceleyebiliriz;
- Adet süresi boyunca kan miktarının normal seviyeden daha az veya fazla olması yani hipermenore olarak adlandırılan bozukluk regl sürecindeki aksaklıklara yol açar.
- Adet süresi normal şartlarda genellikle 3 ila 7 gün arasında kabul edilir; kadınlarda regl süresi kişiden kişiye değişebilse de bu sürenin anormal bir seyirde daha uzun bir zamanda yaşanması menoraji şeklinde adlandırılır ve düzensizliği etkileyen listede yerini alır.
- Metroraji, adet kanamasının düzensizleşme durumuna karşılık gelirken Menometroraji ise düzensiz aralıklarla ve sık bir biçimde adet düzensizliğindeki bozulmayı tetikleyen unsurlar olarak bilinir.
- Normalden daha sık yani 21 günden daha kısa sürede adet görmek yani polimenore sonucu regl sayısı artış yaşar. 35 günden daha uzun aralıklarda, yılda 3-4 defaadet görme oligomenore durumuyla da sıklıkla karşılaşılır.
ADET DÜZENSİZLİĞİNİN NEDENLERİ
Adet düzensizliğine neden olan birden fazla etkenler bulunuyor. Döngünün sağlıklı ilerlemesini sekteye uğratan durumları aşağıdaki haliyle sıralayabiliriz;
- Ergenlik dönemi sürecinde ya da ilk adet gördükten sonraki dönemde döngü yeni başlar ve 2 yıla kadar dengesizlikler yaşanması normal sayılır.
- Rahim duvarının incelmesi, kalınlaşması gibi problemlerin yanında rahim kanseri teşhisiyle birlikte adet döngüsünde aksaklıklar yaşanır ve bu tablo altta yatan bir sorunun belirtisi olabilir.
- Erken yaşta gebelik yaşamak, emzirme süreci ya da doğum kontrol haplarıyla birlikte rahim içi ürünlerin kullanılması gibi durumlar da etkili olur. Son adet süreci olarak kabul edilen menopozun yaklaşması da doğal etken kabul edilir.
- Aniden yaşanan kilo kaybı veyahut aşırı kilo almak adet düzensizliğine neden olabiliyorken aşırı egzersiz yapmak da olumsuz etkiler. Diyabet, tiroid gibi sağlık problemleri de adet düzensizliğine yol açan bir sağlık durumudur.
- Östrojen dengesizliği, steroid kullanımı tarzında takviyeler de hormon bozukluğu nedeniyle sekteye uğrattığı için stres ve şehir değiştirmeyle birlikte yaşanan hava değişikliği gibi çevresel etkenler de bu sürecin nedenleri arasında kabul edilir.
(H5)ADET DÜZENSİZLİĞİNİN ZARARLARI
Adet düzensizliği problemine sahip olduğunuzu düşündüğünüz vakit bir kadın doğum uzmanına muayene olmak gerekir. Muayene sonrası nedeni saptanan semptomlar uzun vadede ciddi problemlere yol açma ihtimali taşır. Adet süreci kadınların fizyolojik ve psikolojik süreçleri üzerinde oldukça etkili olması nedeniyle doğrudan yaşam kalitesini etkileyen bir unsur olarak kabul edilir. Hormonlara bağlı bir durumda ciltte yağ birikmesinden ötürü akne ve cilt sorunlarına sebebiyet verir; iştah üzerinde etkili olduğu için kilo aldırabilir ya kaybettirebilir ayrıca saçlarda dökülme sorununa yol açabilir.
Uzun süre adet düzensizliği kadınların kemik gücünü azaltabileceği gibi kemik erimesi gibi sonuçlara kadar gidebilir. Yumurtalarda zararlı kistlerin oluşmasına neden oluyorken ovulasyon döngüsünü hesaplayamama sonucu planlı hamilelik sürecini engelleme ve doğurganlık problemlerine de yol açabilir. Adet sürecine yaklaşan kişinin hormon değişiklikleri nedeniyle yaşadığı ani ruhsal değişimler de bu dengesizlik sürecinde depresyon, anksiyete ve kronik stres gibi kalıcı ruhsal problemlere sebep olabilir.

ADET DÜZENSİZLİĞİ TANISI NASIL KONUR
Adet düzensizliği şikayeti nedeniyle bir kadın doğum uzmanına başvurmasının ardından genel hatlarıyla regl döngüsüyle ilgili takibin sonucundaki bilgiler doktor tarafından istenir. Mesele reglin ne zaman başladığı ve bittiği, kaç gün sürdüğü, az mı yoksa fazla mı kanama yaşandığı, ne sıklıkla ped değiştirildiği gibi temel konular öğrenilir. Genetik etkenler de göz önünde bulundurularak adet sürecinde normal dışı kanama, cinsel ilişkinin ardından bir kanama yaşanıp yaşanmadığı gibi durumlar da doktora iletilmesi gerekiyor. Ayrıca vajinal bir akıntı ya da lekelenme gibi durumlar yaşanıyorsa bu bilgiler muhakkak doktorla paylaşılmalıdır ki muayenede izlenecek yöntemleri etkiler.
Muayene gerçekleştirildikten sonra gerekli ihtimaller göz önünde bulundurularak ultrason, histeroskopi ve rahim içi incelenmesine ihtiyaç duyulur. Olası kanser şüphesine karşılık smear testi veyahut rahime biyopsi uygulaması yapılır. Ayrıntılı sonuçlar veren laboratuar testleriyle hormonal denge durumu incelenir ve pıhtılaşma problemi olup olmadığı bilgisine de sahip olunur. Bazı durumlarda hipotalamus, hipofiz bezi, tiroid gibi sağlık sorunları araştırılarak ayrıntılı sonuca ulaşarak adet düzensizliğinin kaynağı saptanır, doktor tarafından uygun tedavi yöntemine karar verilir.
ADET DÜZENSİZLİĞİNE NE İYİ GELİR
Adet düzensizliği farklı nedenlere bağlı olduğu gibi birden fazla tedavi yöntem süreçleri bulunur. Teşhis konulmasının ardından uygun tedavi seçilerek sağlıklı bir menstrüasyon dönemi elde edilmeye çalışılır. Hormon dengesizliğinden kaynaklanan süreç için doktorun değerlendirmesi ve takibinde hormon tedavisine başlanır. Reçeteli ilaç kullanımı ise en sık kullanılan tedavi yöntemleri olarak kabul edilir ve aşırı kanama veya adet ağrısı olarak da bilinen dismenore gibi konularda özellikle doğum kontrol, karın ya da kasık bölgesindeki ağrısı için ağrı kesici hapları tercih edilirken enfeksiyon probleminde antibiyotik kullanılır. Eğer sorunun kaynağı myom ve poliplerin tedavisi, polikistik over sendromu tedavisi gibi durumlarsa iyileşme elde etmek için cerrahi müdahele gerekebilir.
Aşırı stresten kaynaklanan gecikmelerde stres yönetimine yönelik meditasyon, spor vb. etkinlik, rütel ya da psikolojik destek aracılığıyla bir düzen sağlama amacı da alternatif tedavi yöntemlerinden biri kabul edilir. Beslenme de doğrudan adet düzensizliği üzerinde etkili olduğu için sağlıksız bir beslenme alışkanlığına sahip olan kadınlarda beslenme rutininde değişikliklere gidilir. Öte yandan adet gecikmesi için herhangi bir riskli teşhis konulmadığı durumlarda evde uygulanabilecek basit, pratik ve doğal alternatif çözümler de sıklıkla tercih edilir.
DOĞUMDAN SONRA ADET DÜZENSİZLİĞİ
Hamilelik sürecinde rahmin iç yüzeyini korumaya almasıyla birlikte adet görülmez; doğumdan sonra annelerin bebeklerini emzirmesi nedeniyle adet düzensizliği yaşanma ihtimali yüksek olur. Normal doğum ve sezaryen doğum fark etmeksizin genellikle bebek dünyaya geldikten sonra adet döngüsünde değişiklikler meydana geliyor ve ilk adet kanamasına postpartum (doğum sonrası) denilir. Sürekli olarak emziren bir anne 3-6 ay kadar hatta 18 aylık bir zaman dilimi içerisinde adet olmayabilir çünkü vücutta süt üretimine neden olan prolaktin hormon salgılanması adet görmeyi engeller. Fakat hem anne sütü hem de biberonun bebeğin beslenmesine eklenmesi yani kısmi emzirme sürecinde doğumun üzerinden 4-6 hafta geçmesiyle birlikte bu durum değerlendirilerek adet görmeye başlayabilir.
Doğum sonrası ilk regl kanaması döneminde küçük lekelenme belirtileri yaşanma ihtimali bulunur. Ayrıca hamilelik öncesi süreçteki kanama miktarına göre daha fazla, bazen daha yoğun olması durumuyla karşılaşılabiliyor. Normal adet sürenizden farklı ilerleyebilir, ne kadar süreceği belirsizleşir ve başladıktan sonra bitip yeniden başlayabilir yani adet uzunluğuyla ilgili düzensizlikler yaşanabilinir. Eğer ki doğum kontrol hapı kullanılmaya başlanıldıysa kanama miktarında azalma yaşanacağı gibi adet düzensizliği üzerinde etkili olur.

KORUNMASIZ İLİŞKİ ADET DÜZENSİZLİĞİ YAPAR MI
Adet düzensizliğine sebep olan etkenlerden birisi de korunmasız cinsel ilişki olarak kabul edilir. Rahim içi hormonal değişiklikler cinsel ilişki sonrası adet döngüsünü etkileyerek değişikliğe neden olabilir. Genel olarak korunmasız ilişkinin sağlıklı sayılmadığını da göz önünde bulundurarak cinsel yolla bulaşabilecek enfeksiyonların (örneğin; CYBE) da regl sürecini etkileyerek ağrılı ve doğurganlığı azaltan olumsuzluklarla sonuçlanabilir. Hormonal bozukluğa sahip kadınlar bu konuda riskli grupta yer alırlar ve genç kızlarla menopoz süreci önceki kadınlarda keza aynı şekilde doğum kontrol ürünlerinden yararlanmadıkları takdirde adet döngüleri sekteye uğrayabilir.
Korunmasız cinsel ilişki kaynaklı adet gecikmesinin belirtileri nelerdir? Bunu ayırt edebilmek için adet süresinin normalden daha uzun veya kısa olması ve adet kanaması miktarında değişiklik görülmesi önemli işaretlerdir. Şiddetli regl sürecinde karın ve kasık bölgesinde ağrı hissedilebilir. Kanama dışı lekelenmeyle birlikte vajina akıntısında fazlalaşma, regl döneminde baş ağrısı ve hormonal etkilere bağlı ruh hali değişimleri de ortaya çıkan belirtiler arasında sayılabilir. Öte yandan vajina bölgesindeki kaşıntı, yanma ve kızarıklık hissi de bu belirtilere eşlik ettiği söylenebilir. Genelde bahsedilen adet düzensizliği çeşidi bir ya da iki döneme tesir eder ve bazı yakınmalar adetten birkaç gün önce başlayabilse de normal adet gününüzün üzerinden 7 gün geçtikten sonra hamilelik testine yapılması uygun kabul edilir.
ADET DÜZENSİZLİĞİ YAŞAYANLAR NASIL BESLENEBİLİR
Adet düzensizliğinin doğrudan ya da dolaylı olarak beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili olduğu söylenir. Dengeli beslenmek adına bir program oluşturmak ve su tüketim miktarına da dikkat etmek olumlu sonuçlar doğurur. Demir yönünden yüksek değere sahip olan besinler kırmızı et, tavuk ve ıspanak gibi sebze yiyeceklerini belirli periyotlarla tüketmek ve magnezyum açısından zengin olan badem, fındık çeşitlerini de beslenmenize eklemek adet döngüsü üzerinde olumlu etki yaratabiliyor.
Yoğurt, peynir gibi süt ürünlerin kalsiyum barındırması nedeniyle öğünlerde yer verilmesi gerekiyorken ton balığı, somon, keten tohumu, ceviz gibi omega-3 türündeki yağ asitlerinin hormon üretiminde etkili rol oynamaları nedeniyle de tüketilmesi önerilir. Tarçın, zerdeçal, susam gibi baharatların tüketiminin de adet düzensizliği üzerinde etki göstermesi nedeniyle tavsiye edilirken fazla şeker tüketimi, asitli içecekler ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiği öne sürülür. Beslenme hem genel itibariyle fizyolojik sağlık durumumuz, hormonal denge ve ruh üzerinde hem de kadınların adet döngüsü ile belirtiler üzerinde etkileriyle dikkat edilmesi gereken bir konu olarak sıklıkla karşımıza çıkar. Özellikle aşırı kilo kaybı ve alımında bu hususlara uygun yeme düzeni oluşturmak gerekebilir.


