İslam tarihinin en derin yarası olan Kerbela Katliamı, 1387. yılında da dinmeyen bir acıyla anıldı. Sarab Akademi iş birliğiyle hazırladığımız bu özel dosyada; İstanbul Halkalı’daki devasa Aşura Meydanı’nda ve Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi’nde gerçekleşen evrensel matem merasimine, Sarab Photography’nin kadrajından yansıyanlar ile tanıklık ediyoruz. İşte bir fotoğrafçının vizöründen süzülen adalet, fedakarlık ve direniş öyküsü…

Tarihin Kanayan Yarası: Kadrajdan Yansıyan Asırlık Acı
Aşura gününün ve Kerbela anmalarının kökeni, Miladi 680 (Hicri 61) yılına dayanıyor. Emevi Halifesi Yezid’in zulmüne karşı boyun eğmeyen Hz. Hüseyin ve 72 yareninin Kerbela çölünde susuz bırakılarak şehit edilmesi, insanlık tarihinin en büyük trajedilerinden biri.
Bir fotoğrafçı için Kerbela’yı belgelemek; sadece geçmiş bir acıyı değil, yüzyıllardır kaybolmayan bir inancı ve haksızlığa karşı duruşu fotoğraflamak anlamına geliyor. Kadraja giren her hüzünlü bakış, o çöldeki direnişin bugünkü sessiz çığlığına dönüşüyor.

Aşura Meydanı’nda Mahşerî Atmosfer
Kerbela şehadetinin yıl dönümünde, CAFERİDER tarafından düzenlenen “Evrensel Aşura Matem Merasimi” için binlerce insan sabahın erken saatlerinden itibaren İstanbul Halkalı’daki Yahya Kemal Beyatlı Kongre ve Gösteri Merkezi‘ne ve merkezin çevresini dolduran devasa Aşura Meydanı’na akın etti.
Sarab Photography’nin merceğinden meydandaki ve salondaki törenin satır başları ile objektife takılan çarpıcı anlar:
Siyahın Kadrajdaki Gücü: Aşura Meydanı’nı ve kongre merkezini dolduran binlerce vatandaşın giydiği matem siyahı, havadan ve yerden çekilen karelerde ucu bucağı görünmeyen devasa bir deniz hissi uyandırdı. Objektifler, bu siyah örtünün içinden yükselen inanç dolu yüzleri yakaladı.
Üst Düzey Katılım ve Ortak Yas: Devlet erkanından liderlerin, mülki idare amirlerinin ve kurum temsilcilerinin salondaki ve meydandaki yerini alması, bu yasta toplumun her kesiminin birleştiği o tarihi anları kare kare ölümsüzleştirdi.
Mersiyeler ve Sine Vurma Ritmi: Meydandaki dev ses sistemlerinden ve salondan yükselen ağıtlarla birlikte binlerce kişinin aynı anda göğsüne vurduğu sine vuruşları, oratmdaki yüksek ritmi ve ortak acıyı hissettirdi.

Temsili Tiyatrolar (Ta’ziye): Kerbela’da yaşanan susuzluk, kuşatma ve şehadet anlarının canlandırıldığı tiyatro (Ta’ziye) gösterisi sırasında salondaki ışık oyunları ve meydandaki dev ekranlara yansıyan gözyaşları, belgesel fotoğrafçılığı açısından sarsıcı portreler ortaya çıkardı.
Yaşatmak İçin Kan Bağışı: Aşura Meydanı’nda “Hz. Hüseyin’in fedakarlığı için hayat kurtar” sloganıyla kurulan Kızılay stantlarındaki o yoğun bağış anları, acının nasıl toplumsal bir faydaya ve dayanışmaya dönüştüğünü simgeleyen en net kareler oldu.
Aşura İkramının Bereketi: Meydanda kurulan dev kazanlarda kaynayan geleneksel Aşura çorbasının dumanı ve o çorbayı paylaşan insanların elleri, adeta paylaşmanın ve birliğin görsel bir manifestosu gibiydi.

“Kadrajıma takılan her gözyaşı damlasında, Aşura Meydanı’nı dolduran bu mahşeri kalabalıkta, 1387 yıl öncesinin susuzluğunu ve o günden bugüne taşınan onurlu duruşu gördüm.”
— Sarab Photography Objektif Arkası Notu
Evrensel Bir Adalet Mesajı
İstanbul Halkalı’daki Aşura Meydanı’ndan yükselen bu dev buluşma, Aşura’nın artık sadece belirli bir kesimin değil, tüm insanlığın ortak acısı ve adalet sembolü olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Sarab Akademi’nin kültürel derinliği destekleyen katkıları ve Sarab Photography’nin vizöründen yansıyan bu güçlü tanıklık; zalime karşı baş eğmeyenlerin öyküsünün fotoğrafın evrensel diliyle geleceğe nasıl aktarıldığını gösteriyor.

Sarab Akademi bünyesinde düzenlenen fotoğrafçılık eğitimleri ve etkinliklerden haberdar olmak için @sarabakademikadikoy instagram hesabını takip edebilir, detaylı bilgi için iletişime geçebilirsiniz.
Haber: Merve Odabaşı Fotoğraflar: Sarab Photography ve Sarab Akademi Katkılarıyla.


