Van’da üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in kayboluşu ve 18 gün sonra cansız bedeninin bulunması, yalnızca genç bir kadının ölümüyle sınırlı bir dosya olarak kalmadı. Aradan geçen zamana rağmen yanıtlanamayan sorular, eksik kalan adımlar ve netleşmeyen bulgular, bu vakayı kamuoyu nezdinde giderek daha karanlık bir noktaya taşıdı.
Bugün tartışılan esas mesele, Rojin’e ne olduğu kadar, bu dosyanın neden hâlâ aydınlatılamadığı.

Kayıp süreci ve ilk boşluklar
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kayboldu. Ailenin aktardıklarına göre bu süreçte arama çalışmaları geç başladı, bazı kritik saatler ve güzergâhlar yeterince etkin biçimde değerlendirilmedi. Kayıp sürecinde elde edilmesi gereken kamera kayıtları, tanık ifadeleri ve dijital veriler konusunda net bir kamuoyu bilgilendirmesi yapılmadı.
Bu ilk aşamadaki belirsizlik, dosyanın ilerleyen safhalarında ortaya çıkacak soru işaretlerinin de zeminini oluşturdu.

18 gün sonra bulunan beden ve çelişkili anlatılar
Rojin’in cansız bedeninin 18 gün sonra bulunması, dosyanın seyrini değiştirmesi beklenen bir gelişmeydi. Ancak bu aşama da yeni soruların önünü açtı. Ailenin aktardığına göre cenazenin durumu, ölümün zamanlaması ve koşullarıyla ilgili resmî açıklamalarla örtüşmeyen unsurlar barındırıyordu.
Cenazeyi yıkayan gassalın “18 gün suda kalmış bir beden gibi görünmediği” yönündeki sözleri, ölümün nasıl gerçekleştiğine dair şüpheleri daha da artırdı. Buna rağmen bu çelişkinin adli süreçte nasıl ele alındığına dair net bir açıklama yapılmadı.

DNA bulguları neden ilerlemiyor?
Dosyadaki en kritik başlıklardan biri ise Rojin’in bedeninde iki farklı erkeğe ait DNA izine rastlandığı iddiası. Aileye göre bu bulgu soruşturma dosyasında yer almasına rağmen, bugüne kadar bu DNA’ların kimlere ait olduğu, nasıl oluştuğu ve olayla bağlantısının ne olduğu konusunda somut bir ilerleme sağlanmadı.
Bu noktada kamuoyunun aklındaki soru net:
Bu DNA’lar neden dosyanın seyrini değiştirmedi?

Zaman geçtikçe artan belirsizlik
Aradan geçen aylar, dosyayı aydınlatmak yerine daha da muğlak bir hâle getirdi. Tanıkların hatırlama gücü zayıflarken, delillerin değer kaybetme ihtimali artıyor. Aile, bu sürecin başından itibaren etkin, şeffaf ve hızlı bir soruşturma yürütülmediğini savunuyor.
Yaklaşık 15 aydır yanıt bekleyen soruların varlığı, Rojin Kabaiş dosyasını bir adli vakadan çok, bir adalet sınavına dönüştürüyor.

Adalet arayışı neden Ankara’ya taşındı?
Ailenin Adalet Bakanlığı ile görüşme talebi de bu tıkanmışlığın bir sonucu. Rojin’in ailesi, dosyanın yerel düzeyde ilerlemediğini, kritik soruların cevapsız bırakıldığını ve soruşturmanın yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyor.
Baba Nizamettin Kabaiş’in dile getirdiği oturma eylemi ve açlık grevi ihtimali, bu arayışın ne kadar çaresiz bir noktaya geldiğini gösteriyor.

Cevap bekleyen temel soru
Bugün Rojin Kabaiş dosyasında asıl soru şudur:
Bu kadar iddia, bu kadar çelişki ve bu kadar kritik bulguya rağmen, neden hâlâ net bir sonuca ulaşılamadı?
Rojin’in ölümüyle ilgili gerçeklerin ortaya çıkmaması, yalnızca bir ailenin değil, kamuoyunun da vicdanında büyüyen bir boşluk yaratıyor. Dosya, geçen zamanla birlikte kapanmıyor; aksine her gün biraz daha ağırlaşıyor.



