Ukrayna savaşında dördüncü yıla yaklaşılırken, sahadaki yıpratıcı tabloyu sona erdirmek için yeni bir diplomasi trafiği başladı. ABD’nin özel elçisi Steve Witkoff’un Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeye hazırlanması, savaşın geleceğine dair beklentileri ve tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Son günlerde sızan ABD-Rusya barış taslağının “Rusya’ya fazla taviz verdiği” yönündeki eleştiriler sürerken, Avrupa cephesinden dikkat çekici bir çıkış geldi. Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, kulislerde yürütülen gizli müzakerelerin “Ukrayna’ya kabul ettirme baskısı” yaratabileceği uyarısında bulundu. Kallas, Ukrayna’nın kaderine doğrudan etki edecek hiçbir planın Kiev ve Avrupa’nın dışında şekillenemeyeceğini vurgulayarak, “Bu savaşın saldırganı Rusya’yı ödüllendiren hiçbir taslak kalıcı barış getirmez” dedi.
Kallas’ın bu sözleri, ABD’nin Moskova’ya yönelik diplomatik adımının Avrupa’da temkinli karşılandığını gösterdi. Özellikle taslağın, Ukrayna’nın doğusunda toprak devri, askeri yapılanmada kısıtlama ve NATO hedefinden geri adım gibi maddeler içerdiğine yönelik iddialar, Brüksel ve Kiev’de rahatsızlık yarattı. Avrupa liderleri, savaşın sona ermesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, bunun ancak adalet, egemenlik ve uluslararası hukuk temelinde sağlanabileceğini belirtiyor.
Avrupa cephesinin ortak mesajı net:
“Ateşkes değil, adil ve sürdürülebilir bir barış istiyoruz. Masada Ukrayna olmadan hiçbir anlaşma barış sayılmaz.”
Diplasi trafiği hızlanırken gözler, Witkoff’un Moskova görüşmesinden çıkacak sinyallere çevrilmiş durumda. Ancak Avrupa’nın tutumu, savaşın seyrinde yalnızca güç dengelerinin değil, ilkelerin de belirleyici olacağına işaret ediyor.



