featured
  1. Haberler
  2. Kültür - Sanat
  3. Göklerle Konuşan İnsanlar: Eski Türklerde Şaman/Kam İnancı

Göklerle Konuşan İnsanlar: Eski Türklerde Şaman/Kam İnancı

Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Binlerce yıl öncesinin bozkırlarında, uçsuz bucaksız gökyüzünün altında yaşayan Türk toplulukları, doğayla, ruhlarla ve görünmeyen güçlerle iç içe bir dünya kurmuşlardı. Onlar için gök yalnızca bir boşluk değil, yaşayan, hisseden, hükmeden bir varlıktı. Bu dünyanın merkezinde ise “Tengri”, yani Gök Tanrı vardı. Türkler, kaderlerinin gökte yazıldığına, her başarının ve felaketin gökten geldiğine inanıyorlardı. Bu inanç sistemi, daha sonraları tarihçiler tarafından Şamanizm ya da Kamlık inancı olarak adlandırılacaktı.

eski turklerde saman 1 1
Göklerle Konuşan İnsanlar: Eski Türklerde Şaman/Kam İnancı 7

Eski Türklerin dünyasında din, doğadan kopuk bir kavram değildi; tam tersine, her taşın, her ırmağın, her ateşin bir “iye”, yani koruyucu ruhu olduğuna inanılırdı. Bu nedenle doğa, sadece yaşanılan yer değil, saygı duyulması gereken kutsal bir varlık olarak görülürdü. Dağların zirvesi göğe en yakın yerlerdi; bu yüzden pek çok ritüel orada yapılır, kurbanlar yüksek tepelere sunulurdu. Gök Tanrı, yüceliğiyle tüm varlıkların üstünde yer alırdı, ama insanların ruhsal dünyasına rehberlik eden başka güçler de vardı: Kamlar, yani şamanlar.

Kam, Türk toplumunun hem ruhani lideri hem de bir tür “ruh doktoru” sayılırdı. Onlar, görünmeyen dünyalarla iletişim kurabilen seçilmiş kişilerdi. Bir köyde salgın hastalık çıktığında, bir çocuk kaybolduğunda ya da kabilenin kaderini belirleyecek bir karar alınacağında Kam devreye girerdi. Trans hâline geçmek için genellikle davul (tüngür) çalar, ilahiler söyler, dans ederdi. Bu esnada bilinci “yükselir”, ruhu göğe çıkar ya da yer altına inerdi. Eski metinlerde bu yolculuklar “göğe tırmanmak” ve “yeraltına inmek” olarak anlatılır. Bu sembolik seyahatlerde Kam, iyi ve kötü ruhlarla görüşür, toplumu kötülüklerden koruyan tılsımlar getirirdi.

turk katman anlayisi
Göklerle Konuşan İnsanlar: Eski Türklerde Şaman/Kam İnancı 8

Türklerin evren anlayışı da bu inanç sistemiyle şekillenmişti. Evren üç katmandan oluşurdu: Üst Dünya, yani Gök Tanrı’nın ve iyicil ruhların yaşadığı yer; Orta Dünya, insanların yaşadığı yeryüzü; ve Alt Dünya, kötücül ruhların ve Erlik Han’ın hüküm sürdüğü karanlık bölge. Kamlar, bu üç dünya arasında gidip gelerek dengenin korunmasını sağlardı. Onların en büyük amacı, insanların ruhlarını korumak, doğa ile insan arasındaki kutsal bağı sürdürmekti.

Kadınların ve çocukların koruyucusu Umay Ana, Türk mitolojisinin en önemli figürlerinden biriydi. Umay, bereketin ve doğurganlığın simgesiydi; tıpkı annelerin sıcaklığı gibi koruyucu bir gücü temsil ederdi. Erkek ruhani güçlerin yanı sıra dişil bir kutsallığın da kabul edilmesi, eski Türk toplumunun ruhani dengesinin bir göstergesidir. Öte yandan Ateş de özel bir yere sahipti; ocak kutsaldı, üzerine su dökmek, söndürmek veya saygısız davranmak uğursuzluk sayılırdı. Çünkü ateş, hayatın ve evin ruhuydu.

Şaman inancı sadece manevi bir sistem değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal düzenin de temeliydi. Hükümdarlar, yani kağanlar, “kut” adı verilen ilahi bir güçle tahta otururlardı. Bu kutun Tanrı tarafından verildiğine inanılır, kağanın halk üzerindeki meşruiyeti de buradan gelirdi. Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan’ın “Tengri teg Tengride bolmış Türk Bilge Kağan” (Tanrı gibi, Tanrı tarafından yaratılmış Türk Bilge Kağan) sözleri, bu anlayışın en açık ifadesidir. Yani yönetim bile kutsal bir zemine oturtulmuştu.

samanlar
Göklerle Konuşan İnsanlar: Eski Türklerde Şaman/Kam İnancı 9

Bu inanç sisteminin en dikkat çekici yönlerinden biri de atalar kültü idi. Türkler, ölen atalarının ruhlarının yaşamaya devam ettiğine inanır ve onlara saygı göstermek için “Yoğ törenleri” düzenlerdi. Bu törenlerde yemekler hazırlanır, dualar edilirdi. Ataların ruhlarının, yaşayanları koruduğu düşünülürdü. Bir kişinin soyuna saygı göstermemesi, yalnızca ahlaki değil, ruhani bir suç olarak görülürdü.

Zamanla Türk toplulukları İslamiyet’i, Budizm’i, Maniheizm’i veya Hristiyanlığı benimsemeye başladılar; ancak Şamanizm’in izleri tamamen silinmedi. Bugün bile Türk kültüründe bu eski inanç sisteminin yankıları açıkça hissedilir. Nazar boncuğu takmak, ateşi kutsal saymak, dua ederken göğe elleri kaldırmak, rüyaları mesaj olarak görmek gibi birçok gelenek Şamanizm’den miras kalmıştır. Hatta Türklerin baharın gelişini kutladığı Nevruz törenleri bile bu eski doğa merkezli anlayışın devamıdır.

Şaman inancı, Türklerin doğayla kurduğu mistik ilişkiyi, insanın evrendeki yerini sorgulayan kadim bir düşünce biçimidir. Bozkırın rüzgârında, göğün mavisinde, ateşin kıvılcımında hâlâ o eski inancın izleri vardır. Türkler için dünya yalnızca yaşanacak bir yer değil, ruhların ve insanların birlikte var olduğu bir canlı organizmaydı. Ve belki de bu yüzden, binlerce yıl sonra bile o eski kam davulunun sesi hâlâ tarihin derinliklerinden yankılanıyor.

Göklerle Konuşan İnsanlar: Eski Türklerde Şaman/Kam İnancı
0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

KAI ile Sohbet Et

KAI ile Haber Hakkında Sohbet

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.