Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Hamaney suikastının ardından yaptığı resmi açıklamada, ABD ve İsrail’i en ağır ifadelerle hedef aldı. Pyongyang’dan gelen resmi bildiride, saldırılar “alçakça bir egemenlik ihlali” ve “haydutça bir saldırganlık” olarak tanımlandı. Kim Jong-un, bu savaşın sadece İran’ın meselesi olmadığını, ABD’nin “tek kutuplu dünya hayalleri” için küçük devletlerin egemenliğini yutan “canavarca” bir strateji izlediğini savundu. Kuzey Kore liderine göre bu harekat, Washington’ın küresel bir zorba olduğunun son kanıtı.

“Nükleer Silahınız Yoksa Hedefsiniz”
Kim Jong-un için İran’ın yaşadığı bu askeri yıkım ve lider kadrosunun tasfiyesi, aslında kendi nükleer programının ne kadar hayati olduğunun bir “canlı kanıtı” niteliğinde. Pyongyang kanadı, Libya, Irak ve şimdi de nükleer kapasitesi henüz caydırıcı seviyeye ulaşmamış olan İran örneklerini göstererek şu mesajı verdi: “Eğer sarsılmaz bir nükleer gücünüz yoksa, egemenliğiniz kağıt üzerindeki bir kelimeden ibarettir.” Bu olayların ardından Kim, nükleer başlık sayısını ve füze menzillerini “geometrik bir hızla” artırma talimatı vererek, Batı dünyasına kendi nükleer kalkanının ne kadar geçilmez olduğunu hatırlattı.

İsmail Kaani ve Kuzey Kore Bağlantısı
İstihbarat kulislerinde dolaşan en çarpıcı iddialardan biri ise, suikasttan sağ kurtulan tek isim olan Tuğgeneral İsmail Kaani ile Kuzey Kore arasındaki gizli trafik. İran’ın ağır hasar alan hava savunma sistemleri ve balistik füze üslerini onarmak için Kuzey Koreli mühendislerin gizlice Tahran’a gönderildiği öne sürülüyor. Kim Jong-un’un, Rusya ile imzaladığı savunma paktına benzer şekilde, İran ile de “teknoloji ve parça transferi” konusunda el altından yeni bir anlaşmaya vardığı konuşuluyor. Özellikle siber savaş ve SİHA teknolojilerinde Pyongyang’ın İran’a “arka kapı” açtığı iddiaları, Washington’ı alarma geçirmiş durumda.

Güney Kore Sınırında “Stratejik Fırsat” Teyakkuzu
Kim Jong-un, Orta Doğu’daki savaşı aynı zamanda kendi bölgesinde bir “manevra alanı” olarak kullanıyor. ABD’nin askeri ve diplomatik enerjisini İran’a kaydırmasını bir fırsat olarak gören Kuzey Kore lideri, Güney Kore sınırındaki birliklerini “en yüksek savaş hazırlığı” seviyesine çıkardı. Pyongyang’dan gelen son mesajlar, “Eğer Pasifik’te de benzer bir ‘haydutluk’ denenirse, yanıtımız sadece konvansiyonel değil, nükleer olacaktır” tehdidini taşıyor. Kim, bu hamlesiyle ABD’nin iki farklı cephede (Orta Doğu ve Pasifik) aynı anda kriz yönetme kapasitesini test ediyor.
“Direniş Ekseni”nin Yeni Akıl Hocası mı?
Savaşın başlamasından bu yana Kim Jong-un’un “Direniş Ekseni” (Hizbullah, Husiler ve İran) üzerindeki nüfuzunu artırmaya çalıştığı görülüyor. Kuzey Kore’nin yıllarca ambargolar altında nasıl hayatta kaldığına dair tecrübelerini ve yer altı tünel teknolojilerini müttefiklerine daha aktif bir şekilde pazarladığı belirtiliyor. Kim Jong-un, Hamaney sonrası dönemde İran’ın radikal kanadına “silah ve strateji” sunarak bölgedeki anti-Amerikan bloku ayakta tutmaya kararlı görünüyor.



